Tag Archives: Jacques Lacan

Cevherin İhtilâfı — çeviri derlemesi

cevherin-ihtilafi-kapakSon versiyon: 28 Şubat 2017

(42 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Gönüllü emeğin takdir edilmesi (IBF)

Totoloji hâlinde topoloji (IBF)

En az o kadar küresel bir dalga (Albert Einstein)

Uzay ve zaman ve düşünce (STNG)

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

Yücenin iki şekli (Slavoj Žižek)

Bağdaşım yanılsaması (Slavoj Žižek)

İhtilâf (G. W. F. Hegel)

Kategoriler (G. W. F. Hegel)

İlişki tersine çevrilmiştir (G. W. F. Hegel)

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz (G. W. F. Hegel)

Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi (G. W. F. Hegel)

Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir (G. W. F. Hegel)

Dışaran dolaysız bilgi salt bir olgu hâlinde öne sürülür (G. W. F. Hegel)

Ayaklarımla düşünürüm (Jacques Lacan)

Bir Çevrede Yürümeye Dair Bakış Açıları (Işık Barış Fidaner)

Trimetilamin (Jacques Lacan)

Niceliğin Niteliğe Dönüşüm Kanunu Hakkında (Friedrich Engels)

Çalınmış Mektup (Jacques Lacan)

Alethosfer (Jacques Lacan)

Samilyonerce (Jacques Lacan)

İki tür ışık (Abdu’l-Bahá)

7 Comments

Filed under çeviri, kitap, şey

Ayaklarımla düşünürüm — Jacques Lacan

Elizabeth Roudinesco anlatmış:

Boston’da Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) Lacan Roman Jakobson’la yine görüştü ve matematikçi, dilbilimci ve filozoflardan oluşan dinleyicilere bir konuşma yaptı, aralarında Willard Quine ve Noam Chomsky vardı… Lacan Chomsky’nin düşüncelere ilişkin sorusuna verdiği yanıtla herkesi şoke etti:

“Beyinlerimizle düşündüğümüzü düşünürüz; ben şahsen ayaklarımla düşünürüm. Katı şeylerle gerçek bir irtibat kurmamın tek yolu budur. Gerçi zaman zaman [occasionally] alnımla düşündüğüm olur, bir şeye tosladığımda. Ama beyinde azıcık bile düşünce izi olmadığını bilmeye yetecek kadar elektroensefalogram görmüşümdür.”

Bunu duyan Chomsky bu hocanın deli olduğunu düşündü.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

İngilizce sayfanın devamındaki figür-arkaplan yorumunu çevirmedim çünkü ayaksız yapılmış bir yorum.

Lacan’ın sözünün computer vision‘la hiçbir alâkası yok.

“Ayâkası” varmış gibi yapınca kavranması kolaylaşmıyor. “Ayâkasız”.

***

“Gerçi zaman zaman alnımla düşündüğüm olur, bir şeye tosladığımda.” :)

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Alethosfer — Jacques Lacan

Bilim, ancak imletim düzeninde biçim verilen ifadelere atıf yaptığı ölçüde, önceden hiçbir şeyin yer bulmadığı bir şeyden inşa edilir.

Bunun kavranması önemlidir, şayet anlamayı istediğimiz şey –neyle ilgiliyse?– bizzat bu etkinin unutulmasıyla ilgiliyse. Olduğumuz bu halde, hepimiz, belki de sahamız bilimin usta söylemi gibi işlemesi sayesinde genişlediğinden, her birimizin ne ölçüde –hiçbir noktada bunu bilmemiş olmamız nedeniyle– ilk başta küçük a nesnesi gibi belirlenmiş olduğunu bilmeyiz.

Bilimin genişlemesinin –ki ilginçtir, oluşun ne olduğunu belirlemekte çok etkili olduğu görülür– yeryüzünün çevresini kuşattığı bu çeperlerden, bilimin bulduğu şeyleri oluş diye tarif ettiği bu bölgeler kümesinden size önceden söz ediyordum. Bilimin kurguladığı şeylerin yer bulduğu bu yeri neden hesaba katmayalım ki, şayet bu şeyler formelleşmiş hakikat etkisinden başka hiçbir şey değilse? Bu yere ne ad vereceğiz?

Burada yine söylemek istediğim şeyi fazlaca vurguluyorum, ve bu sefer öne sürdüğüm şeyden öyle fazla gurur duymuyorum, ama bu soruyu gündeme getirmenin işe yarayacağını zannediyorum, niyesini göreceksiniz, ve bu bir nomenklatür sorusu değildir.

Bu soru iyice ve hakikaten iş(ti)gal edilmiş bir yere dairdir – burayı iş(ti)gal eden şey nedir? Demin size dalgalardan söz ediyordum. Buradaki mesele budur. Hertz dalgaları ya da diğer dalgalar – algıya dair hiçbir görüngübilim bize onlara dair bir kez olsun ufacık bir fikir bile vermemiştir, hiçbir görüngübilimin bizi onlara ulaştırmayacağı kesindir.

Bu yere kendimizin doldurduğu zannedilen bir “noosfer” adını vermeyeceğimiz kesin. [1] Eğer cidden arkaplanda olmuş bulunan, bizi ilgilendirebilecek her şeyin yirmibeş satır gerisinde kalan bir şey varsa, işte budur. Lakin aletheia‘yı, duygusal anlamda felsefi hiçbir yanı olmadığını kabul edeceğim bir yolla kullanarak, daha iyi bir ad bulana kadar buna alethosfer diyebilirsiniz.

Fazla heyecanlanmayın. Alethosfer kaydedilir, küçük bir mikrofonunuz olması yeter, alethosferle bağlantı kurmuş olursunuz. Sizi Mars’a götüren küçük bir vasıtada olsanız bile alethosferle bağlantı kurabilirsiniz. Bu da hiç fena değildir. Hatta yapının bu şaşırtıcı etkisi sayesinde ay üzerinde gezinmeye giden iki üç kişinin, anlamalısınız ki, her an alethosfer dahilinde kalmış olmalarının becerdikleri exploit bakımından nedensiz olmadığı kesin.

Bu –onlara verilen adla– astronotlar, son dakikada çıkan minör sorunları muhtemelen bu kadar iyi atlatamazlardı –küçük makinelerle ilişkilerinden bahsetmiyorum bile, çünkü bunları kendi başlarına atlatmaları mümkündü– şayet bütün o süre boyunca bu küçük a – insan sesi onlara eşlik etmemiş olsaydı. Bu ses sayesinde bütünüyle abuk [conneries] konuşmalar yapabildiler, her şey kötüyken her şeyin iyi gittiğini söylemek gibi. Ama mesele bu değil. Mesele onların alethosfer dahilinde kalmış olmalarıdır.

[1] Teilhard de Chardin’in Yunanca noos‘tan [zihin] türettiği neoloji.

Jacques Lacan 1969-1970 Seminer 17: Psikanalizin İçyüzü, s. 160

tmp_6954-12227830_1946187472272501_6804442393232848663_n1721597039

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

(Žižek and the Slovenian School)

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Trimetilamin — Jacques Lacan

(Zizek Studies, Game Dasein)

sevgili dostlar,
sizi ilgilendirebilecek bir bilgisayar bilimi kağıdı [paper] yayınladık:

Bölüntüler ve Özellik Atamaları için Özet İstatistikleri [*]
ozet-istatistikleri.pdf

bu kağıt –diyebilirim ki– 2007’den beri yürüttüğüm zizek esinli çalışmaların “trimetilamin”i oldu. bir sebeple bilgisayar bilimi için yeni bir istatistiğe giriş halinde belirmesi gerekti.

Ekim 2013

[*] ç.n.
Ayrıca bkz.
İzdüşüm Entropisi ile Sözcüklerin Öbeklenmesi
izdusum-entropisi.pdf

Freud İrma rüyasını anlatıyor:

… İltihabın nereden geldiğini de doğrudan biliyoruz. Yakınlarda dostum Otto, İrma fenalaştığında ona bir preparat enjekte etmişti, içinde propil vardı, propilen … propriyonik asit … trimetilamin (ve formülünü karşımda kalın harflerle görüyorum) … böyle enjeksiyonlar hafife alınmaz … Muhtemelen şırınga da temiz değildi.

***

Jacques Lacan’ın ikinci seminer kitabından: Freud’un Kuramında ve Psikanaliz Tekniğinde Ben 1954-1955.

trimethylamine

“Kalın harflerle bastırılmış halde beliren şey, konuşmaların curcunasının ötesinde, İncil’in Mene, Tekel, Upharsin‘i gibi beliren bu şey trimetilamin formülüdür. Size bu formülü yazacağım.” “Benim kahinim gibi bu formül de hiçbir şeye hiçbir yanıt vermez. Ama onun böyle hecelenme tarzı, muammalı, hermetik doğası, aslında rüyanın anlamı meselesine cevap verir. İslamî formüle benzeterek modellenebilir bu – Allah’tan başka Allah yoktur. Sözden başka hiçbir çözümü yoktur probleminizin, sözden başka hiçbir söz yoktur. / Bu sözün yapısına yaslanabiliriz, ve yapı burada gayet simgesel bir biçimde ortaya çıkar, çünkü kutsal işaretlerle verilmiştir.”

herhangi bir rüyada mesele rüya işi meselesidir, ve her zaman rüya işi mekanizmasına dair genel meseledir, bu mekanizma da birikimsel oluşlardan oluşur, ikili ya da çok yönlü çapraz-ilişkilerden değil, matrislerde/tensörlerde ister cümlelerde/makalelerde ifade edilmiş olsunlar

Lacan’ın ikinci semineri 170’inci sayfa:

İrma’nın enjeksiyonu rüyasında, rüyayı görenin dünyası tam da en büyük imgesel kargaşaya gömüldüğünde, söylem devreye girer, söylemin kendisi, anlamından bağımsız halde, çünkü o anlamsız bir söylemdir.

Sonra öznenin bileşiminin bozunduğu ve yok olduğu görülür. Bu rüyada öznenin aslen başsız karakterinin tanınması vardır. Bu noktayı trimetilamin formülündeki N belirtir. Orası o anda öznenin Ben’inin olduğu yerdir. Ve bu rüyanın son sözünün mizahsız söylenmediğini, ne de tereddütsüz söylendiğini, bence siz de göreceksiniz çünkü bu adeta bir şakadır [Witz]. Tam hydra başlarını yitirdiği zaman, bir ses, hiçkimsenin sesinden başka hiçbir şey olmayan bir ses trimetilamin formülünün belirmesine sebep olur, meseleyi bağlayan, her şeyi söyleyen son söz bu olur. Ve bu söz bir söz olması haricinde hiçbir anlama gelmez.

Bunda adeta hezeyanlı bir hava vardır, aslında öyledir de. Diyebiliriz ki öyle olurdu, şayet Freud tek başına rüyasını analiz ederek, onu bir okültist gibi ele alarak, orada özneye ve söze dair gizemin gerçek çözümünün yattığı noktanın sırrını adlandırmaya çalışsaydı. Ama Freud tek başına değildir. Kendi şeytanvari gizemindeki bu sırrı bize söylediğinden itibaren, Freud artık bu rüyayla tek başına yüzleşmez. Nasıl ki analizde rüya analiste yöneltilirse, Freud da bu rüyayı kendi adına bize yöneltmiş olur.

O bu rüyayı psikologlar ve antropologlar topluluğu adına görmüştür. Rüyayı yorumladığında, bunu bize yöneltmektedir. Ve işte bu yüzden rüyanın absürt son sözünde bu sözün bulunması bu rüyayı bir hezeyana indirgemez, çünkü Freud, bu rüya aracılığıyla, bize kendini duyurur, bizi kendi nesnesine doğru yola çıkarır, yani rüyanın anlaşılmasına doğru. Nemo’yu ya da kendi bilinçdışını temsil eden başsız öznenin alfa ve omegasını bulması sadece kendi adına değildir. Aksine, rüya aracılığıyla konuşan kendisidir: bize bir şey söylediğini istemeksizin ve başta anlamayıp sonradan fark eden, ve ancak rüyanın analizi esnasında fark eden kendisidir, yani bize hem kendi olan hem de artık kendi olmayan bir konuşma yaparken bunu fark eden – Ben oyum: bu hastaları iyileştirmeye kalkışmaya cüret ettiğimden dolayı affedilmek isteyen, şimdiye dek kimsenin anlamak istemediği ve tedavisi yasaklanan. Ben oyum: bu yüzden suçlanmak istemeyen, çünkü şimdiye dek insan faaliyetine dayatılan her sınırın çiğnenmesi suçlu olmak olmuştur hep. Ben böyle olmamak/doğmamak istiyorum [Je veux n’être pas cela]. Benden başka, bütün diğer kişiler var. Burada ben sadece bu kocaman bulanık hareketin, hakikat seferinin temsilcisiyim, burada kendimi siliyorum. Ben artık herhangi bir şey değilim. Benim azmim benden daha büyüktü. Kuşku yok ki şırınga kirliydi. Ve tam olarak bunu fazla arzuladığım ölçüde, bu eyleme katıldığım ölçüde, kendim olmak, yaratıcı olmak istediğim ölçüde, yaratan ben olmadım. Yaratan benden daha büyük birisi oldu. O benim bilinçdışım oldu, benim içimde, benim ötemde konuşan bu ses oldu.

Bu rüyanın anlamı budur.

entropiden başka parametre yoktur ve bilim onun elçisidir.

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Dualarımız Sizinledir — çeviri derlemesi

dualarimiz-kapakSon versiyon: 18 Eylül 2016

(148 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Dualarımız sizinledir (Mormon Bülteni)

2 + 2 = 5 (Radiohead)

Portakal ve limonlar (Anonim)

Yukarı bakın! Perseid Göktaşı Yağmuru 11-12 Ağustos’ta Zirve Yapıyor (NASA)

O Parçacık Hiç Olmadı (Dennis Overbye)

Işık hakkında muhtemelen bilmediğiniz sekiz şey (Matthew R. Francis)

Proton davranışına yeni ışık tutan araştırma bilimsel topluluğun övgüsünü kazanıyor (Thea Singer)

Gurbetçi Yeraltı Uzaylısı (Radiohead)

Yanlış (Depeche Mode)

Jake’i derhal sürüden çıkarmaya karar verdik (İnek Ölüsü Kültü)

Güvenlik uzmanı Appelbaum artık Debian’a dahil değil (Sam Varghese)

Linux Avustralya Appelbaum’a aldığı tavrı değiştirdi (Sam Varghese)

Appelbaum soruşturmasından sonra iki Tor üyesi daha postalandı (Sam Varghese)

Yenilmez (SO3)

Somurtuk (Radiohead)

Rezalet Seferler Hakkında Bilgilendirme (Steven Alexander)

Kriz Kuramı (Colestia)

Kaşınık! (Işık Barış Fidaner, Uğur Güney)

Pokémonun o köşede ne işi varmış? (Werner Herzog)

Güle güle mavi gökyüzü (Pink Floyd)

Hiçbirşey imkansız değil (Depeche Mode)

İlgililere (Meredith McIver)

Hillary asla olmaz!

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı (Slavoj Žižek)

Çıkan E-postalarla İlgili DNC Beyanı

WikiLeaks başkaldıran İskenderiye kütüphanesi olmuştur (Julian Assange)

Cinsel olan siyasidir (Slavoj Žižek)

“Profesör Žižek’le hemfikirim”

Norveç’in Varolmayışı (Slavoj Žižek)

Putoğan Hayaleti (Slavoj Žižek)

12 Psikanalistin Ofislerinde (Carey Dunne)

Freudcu psikanaliz Arjantin’de o kadar seviliyor ki mahpuslar bile her hafta gidiyor (Olivia Goldhill)

Gelişen nörobilim araştırmaları Freud’un “Üstben” fikrinin kulağa geldiği kadar tuhaf olmadığını gösteriyor (Olivia Goldhill)

Freud sonrası yazarlara göre histeri (Paul Verhaeghe)

Özgür dünyada özgürlük: Uzakın hukuka dönüşür (Maria Aristodemou)

Polisler Yukarı Borough Caddesindeki Fesleğen Soslu Sandviçi Fünyeyle Patlattı (Alex Yeates)

Adam McDonalds’da kadına kapıyı açık tutmadı diye vuruldu ve öldürüldü (Antonio Castelan)

9 Eylül Atlanta #PrisonStrike Dayanışma Yürüyüşüne Dair Açıklama

Bu Çocuk Dünyayı Değiştirebilirdi: Aaron Swartz’ın Yazıları (Aaron Swartz)

Eleanor Rigby (The Beatles)

ABE’li antropolog Kim Hill ve Robert S. Walker’a Açık Mektup (Güney Amerikalı yerli örgütleri)

Dinginlik Baladı (Sonny Rhodes)

Duran Kaya Siyu Kabilesi Enerji Aktarım Ortakları’nı kınar

Londra köprüsü (Anonim)

Amazon’da yeni ağaçlar keşfetmemiz daha 300 yıl sürecek (Nathaniel Scharping)

Küme Kuramı ve Model Kuramı (Sylvain Poirier)

Kelime çantası modeli

Hiatus irrationalis (Jacques Lacan)

İşte bu kendinden emin ruh (G. W. F. Hegel)

Hakikaten bendeniz (Albert Einstein)

Ezilmiş Teneke Kutusuna Sıkışmış Sardalyalar Gibi (Radiohead)

1 Comment

Filed under çeviri, kitap

Rendez-vous chez Lacan

İngilizce altyazılı belgesel.

Leave a comment

Filed under şey

Freudcu psikanaliz Arjantin’de o kadar seviliyor ki mahpuslar bile her hafta gidiyor — Olivia Goldhill

Olivia Goldhill — 20 Ağustos 2016 — qz.com

sigmund_freud_1926-1

Arjantin’deki hapishanede terapiler Freudcu psikanalize dayanıyor. (Wikimedia)

Freudcu psikanaliz Arjantin’de çok revaçta. Kişi başına düşen en yüksek psikolog sayısına sahip olan bu ülkede psikanaliz çocukların tedavisinde standart bir seçenek. O yüzden hapishanelerdeki mahkumların da haftada bir Freudcu psikanaliz almaları anlamlı.

En azından Buenos Aires’teki hapishanelerden birinde, psikolog ve araştırmacı Alicia Iacuzzi’nin 30 yıldır yönettiği programda bu yapılıyor. Mahpuslara yönelik diğer mental sağlık hizmetleri daha Lacancı bir yaklaşıma sahip, Fransız psikanalist ve psikiyatrist Jacques Lacan’ın çalışmalarına dayanmakta, ama Iacuzzi hapishane terapisinde en iyi ilkeleri Freud’un sağladığına inanıyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Hiatus irrationalis — Jacques Lacan

Terin ve özsuyundan akan bu şeyler,
Fırın ya da kanda doğurduğun biçimler;
Senin selin benim rüyam kadar yoğun değil,
Ve bu bitimsiz arzuyla kavga etmezsem eğer,

Senin suyunu aşar, gölge-düşerim çarpmaya
Nereye çektiyse beni şeytanî zihnimin yükü.
Yalnız biri düşer, tepesinde uçtuğu sert zeminin üstüne,
Kara bahtlı, kör ve sağır, hususi anlam tanrısı.

Ama sözlerin hepsi yok oluverir boğazımda,
Fırın ya da kanda doğurduğun şeyler,
Doğa, — öğenin akışı içinde kendimi kaybederim:

İçimde yanarlarken, kışkırtan şeyler seni,
Terin ya da özsuyunda yoğurulan biçimler,
İşte bu alevle ölümsüz aşkın olurum senin.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.: Simon McNamee’nin yaptığı yamultucu çeviriyi beğenmeyerek Žižek and the Slovenian School grubunda kendi çevirimizi yaptık:

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şiir

Joyce Okuru Lacan — Colette Soler

Türklerdeki Anayasa ve Sivil Toplum aşkı nedeniyle altyazıyı kimin çevirdiğini öğrenemiyoruz. Altuğ Işığan aracılığıyla.

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap

Bizim olmayacaksa kapat gitsin! — çeviri derlemesi

bizim-olmayacaksa-kapakSon versiyon: 16 Temmuz 2016

(84 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Bizim olmayacaksa kapat gitsin!

Benimle kal (Lavish Reynolds)

Geriye sürüklenir (Balayı bitti) (Radiohead)

Biz ve Onlar (Pink Floyd)

Texaslı adam armadilloya ateş etti, mermi sekip yüzüne geldi

Bir diye bir şey varmış

MRI yazılım böcekleri yılların araştırmasını boşa çıkarabilir (Richard Chirgwin)

Nur İçinde Yat Güllü Böcek

Neden Syriza’dan Koptuk (Syriza Gençlik)

Bıçaklar çıksın (Radiohead)

Kendine (Radiohead)

Komünist arkadaşınızla nasıl sorun yaşamazsınız

Türkiye’de okuyan öğrenciler emniyette, Kuzeydoğu Türkiyeli öğrencilere ulaşmaya gayret etmekte

“Son kararım bu”

Türk başbakanı darbe kalkışmasını teyit etti, lira yere yuvarlandı

Çevirmenler: Bu bizim savaşımız değil

Suret olması gerekmeyen bir söylem (Jacques Lacan)

Altı sanat projesi

Pokémon Gone

Rahatlıkla uyuştum (Pink Floyd)

Sen (Radiohead)

Günbahar (Yapay Zeka)

Çakma Ev (Radiohead)

(Hoş rüya) (Radiohead)

Değildir (Jacques Lacan)

3 Comments

Filed under çeviri, bilim, kitap