Tag Archives: Jean-François Lyotard

Modernizmin merkezi sorunu — Alain Badiou

Bugün ben şöyle dile getirirdim: Siyaset güç alemi değildir, düşünce alemidir. Dönüştürmeyi amaçlamaz; önceden formüle edilemeyen imkanlar yaratmayı amaçlar. Siyaset durumlardan çıkarsanamaz, çünkü durumları siyaset tayin eder.

Peki bu eleştirel arkaplan üzerinde Lyotard neyi görünür kılar? “Bir başka dispositif” dediği şeyi. Ve bunun Kapital bakımından “ne diyalektik ne eleştirel, ama eş-imkanlı bir ilişki içinde” durduğunu söyler.

Kuşku yok ki modernizmin merkezi sorunu budur: Olumsuzluk ilişkisi nedir? Diyalektik olmayan başkalık nedir? Eleştirel olmayan eş-imkanlılık nedir? Ve arkaplanda, iki yol:

  • Sonsuzküçük olumsuzun yolu, hiçbir yüklemi olmayan boşluğun yolu, matematiklenebilen farksız çoksallığın yolu. Buradaki ilişki, saf mantıksal görünmedir. Siyaset bütün günsel [diurne] gücüyle korunur, çünkü alternatif bir süjeye ihtiyaç duymamıştır ve duymaz. “Proleter” benzeşmez ardışık tekilliklerin adıdır, tarihsel bir kuvvetin adı değildir. Benim izlediğim yol budur, hep eleştirdiği bu yol Lyotard’a göre, tarifsel cümlelerin normatif cümlelerle öldürücü eş tutulmasıdır, ya da işlevsiz Anlatının tersten sürdürülmesidir.
  • Öteki yol, kuramda hem Lyotard hem de Deleuze’ün tuttuğu yol, hiçbir olumsuzluk ya da diyalektik olmayan başkalık içermeyen bu ilişkiyi, Bergsoncu hayat dispositifinden veya nitel süreden alır. Örneğin: “Söz, pratik ve biçimlerin devrimci olabilecek bir algısı ve üretimi vardır, ama bunların büyük akımlara, büyük Triebe‘ye, görünen tüm dispositifleri yerinden edip işlemselliğin anlamını değiştirecek ana akışlara kapılacak duyarlılıkta olduğunun güvencesi yoktur.” [Dérive a partir de Marx et Freud, s.16] Gördüğümüz gibi kapılma, akışların nitel basıncını önşart koşuyor.

Ne kadar farklı olsalar da, aksiyomcu yol ile dirimci yol tek noktada ıraksarlar: ilişkiyi olumsuzluğa müracaat etmeden düşünmemiz gereken noktada, ölçülemez olanı herhangi bir ölçünün aşkınsallığı olmadan düşünmemiz gereken noktada. Gecenin şafakvari özelliği, ya da düşüncenin dikkate alması gereken şey o halde şudur: Birçok “eş-imkanlı” vardır ama bunlar “eş-düşünülebilir” değildir, Lyotard’ın kapılmadaki soruna uyguladığı formülü kullanırsak.

Yani, çokluk var. Ölçüşemez olan var, baş edilemez olan var. Burada ifadelendirdiğim metnin sonunda yok etme motifi böylece geri gelir. “Bu boyunduruğu anlayıp onun filozofu olmak yetmez; onu yok etmek de gerekir.”

Bu noktanın üstünde durmalıyız. “Yok etmek,” haksızlık ve boyunduruk karşısında talep edilebilen şeyden felsefeyi ayıran şeyin adıdır. “Onu yok etmek de,” felsefi anlayışı aşan şeydir. Ve eğer bu “yok etme”nin adı artık “siyaset” değilse, bunun adı ya da adları nedir? Siyasetin değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’a göre tek bir soru vardır: Renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir?

(Alain Badiou, Küçük Panteon, TR: Işık Barış Fidaner, çeviri değiştirildi)

ç.n.:

— Evet bir şey yok, bir şey yok! Herkes işine baksın! Herkes kendi işine baksın! Herkes işine dönsün, kendi işiyle meşgul olsun.

Evet dağılıyoruz, dağılıyoruz…

3 Comments

Filed under çeviri, kitap

Renk nedir?

image

Politikanın değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’ın görüşünce, tek bir soru vardır: renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir? — Alain Badiou, Küçük Panteon

PS: Yırtılmış kenarı kalmış sayfa Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyageri kutlayan Türk milletine aitti. Yemekhanede de bir tane var(dı). Onda da kutlayan millet kısmı yırtılmış Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyager duruyor(du).

~~~

image

2 Comments

Filed under şey

Küçük Panteon — Alain Badiou

(192 sayfa — idefixencore)kucuk_panteon

İçindekiler

Çevirmen önsözü

Açılış

— Jacques Lacan

— Georges Canguilhem ve Jean Cavaillès

— Jean-Paul Sartre

— Jean Hyppolite

— Louis Althusser

— Jean-François Lyotard

— Gilles Deleuze

— Michel Foucault

— Jacques Derrida

— Jean Borreil

— Philippe Lacoue-Labarthe

— Gilles Châtelet

— Françoise Proust

Metinler Üzerine Notlar

Kitabı yayımladığı için Encore Yayınları’na teşekkür ediyoruz.

#KüçükPanteon Çevirmen Versiyonunun Hazırlanması

Diğer kitaplar

9 Comments

Filed under çeviri, kitap

Küçük Panteon

Küçük Panteon, Önsöz

Günümüzde yaşayan en saygıdeğer filozoflardan birisi olan Alain Badiou, kendi kuşağından Fransız düşünürler onuruna düzenlenen anma toplantılarında yaptığı konuşmaları ve onlar anısına yazdığı katkıları bir kitapta toplamıştır. Yazarın Cenaze Söylevleri diye adlandırmayı düşündüğü kitap, Fransız yayımcının önerisiyle Petit panthéon portatif adını almıştır. Küçük, taşınabilir tapınak anlamındaki bu başlığı biz de Türkçeye Küçük Panteon adıyla aktardık.

Politik idealleri, umut ve çatışmaları, güçlü yoldaşlık bağları ve yoğun düşünsel çalışmalarıyla geçmiş bir felsefi kuşağın üstün tuttuğu değerleri temsil eden bu Fransız düşünürlere yine onlardan birisi olarak hürmet sunan Alain Badiou, bu yazılarında, hem küçük anekdotlarla bu insanların kişiliklerine değiniyor, hem de bu onları sürükleyen mefhumları ve onlar aracılığıyla ayırdına vardığımız kavramsal dünyaları tarif ediyor – tabii ki kendi felsefi ufkunun ona verdiği bakış açısıyla.

Kitapta ondört benzersiz düşünür anlatılıyor: Lacan’ın olağanüstü düşünce etiği; Canguilhem’in felsefi sahiciliği; matematikçi Cavaillès’in mantıksal direnişçiliği; kolektif faaliyetin imkanlarını araştıran Sartre’ın isyan analizleri; Hyppolite’in kaçakçılığı, örgütleyiciliği, tetikleyiciliği, dolayımlayıcılığı, okuyuculuğu, doğaçlamacılığı, idareciliği; Althusser’in bilimsel ve politik alanları birbirine dikişlediği stratejik ve taktiksel müdahaleleri; Maocuları ve kitle kavramını reddeden Lyotard’ın sonunda gece içinde sabahı gözeten figürlerin peşine düşmesi; Althusser’in antitezi olan Deleuze’ün yadsınamaz felsefi yoldaşlığı; Foucault’nun dünyadaki bütün kabalık karşısında felsefi ve etik duruşu; Derrida’nın felsefeyi savlayıcı ve yadsıyıcılıktan çıkarıp inşasızlaştırması; Borreil’in seyahat eden sorgulamalarının düşünsel şahitliği; Lacoue-Labarthe’ın geleceğe doğru fırlattığı şiddetli formüller; Châtelet’nin bilimsel uzamları epik düşünsel jestlerle açımlaması; Proust’un Kant eleştirisi ve etkinlik-edilginlik üzerine çalışması.

Bu eşsiz insanları kendi gençliğinde görüp tanımış ve ölümlerinin ardından onların temsil ettikleri değerleri büyük bir sabır ve yoğunlukla yazıya geçirmiş olan Alain Badiou’nun bu eserini siz Türkçe okuyuculara ulaştırmış olmaktan biz de büyük bir mutluluk duyuyoruz.

idefix.com

1 Comment

Filed under çeviri, kitap