Tag Archives: Karl Marx

Termodinamik üzerine — Jacques Lacan

Daha yakından bakacak olursak, kölenin bilgisini ondan çıkartan şey Hegel’in adım adım aşamalarını izlediği tarihin tamamıdır — olağandışı birşey, nereye götürdüğünü görmemişken, ve haklı bir nedenle. O daha Newton’un keşifleri alanındaydı, termodinamiğin doğuşunu görmemişti. Termodinamik adını taşıyan bu alanı ilk kez birleştirmiş o formülleri eğer devreye sokabilseydi, belki orada imleyenin hükmünü tanıyabilecekti, iki düzeyde tekrarlanan imleyenin hükmünü: S1, gene S1.

S1 barajdır. İkinci S1, aşağısında, onu alıp türbini döndüren havuzdur. Enerjinin muhafazasında üstadın iktidarını imleyen bu enstrümantasyon işaretinden başka hiçbir anlam yoktur.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Marx Geri Döndü Tv Dizisi (Türkçe Altyazılı)

Kaynak: Fraksiyon.org

Marx Geri Döndü, tanıdık bir ifade. Binbir türlü krize boğulan kapitalizme karşın dimdik doğrulan Marx’ı ve daha doğrusu eleştirel kuramını anlatmaya yarıyor.

Bu ifade şimdi ise Arjantin’de yayınlanan bir tv dizisinde hayat buluyor. Komünist Manifesto’yu temel alan bu dizi için Fraksiyon çeviri grubunda yer alan dostlarımızın hazırladığı altyazılı bölümleri size sunuyoruz.

marx-geri-dondu-792x445

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, kurgu

Katı Olan Herşey Yüceltiliyor — çeviri derlemesi

kati-olan-hersey-kapakSon versiyon: 21 Eylül 2015

(60 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Reich ile Einstein

Gri alanda (Slavoj Žižek)

Dünya gözüyle? (Pink Floyd)

Kriz: Çağdaş dünyanın hakiki ve sahte çelişkisi (Alain Badiou)

Kapital’den bir cümle ve paragraf (Karl Marx)

Fiilî ile Virtüel (Gilles Deleuze)

Güneşin kalbine göre yapın ayarlamaları (Pink Floyd)

Uzakınlık (Jacques-Alain Miller)

Yeni oyunlarda öykü anlatımı aksiyonu yenmekte (Douglas Heaven)

Kağıtlar, Lütfen: büyük ses getiren ‘sıkıcı’ oyun (Lucas Pope ile görüşme)

Dijital oyunlar, sanat ve gürültü: Today programındaki tartışmaya hükmeden eskimiş stereotipler (Keith Stuart)

Psikanalizin Sonlandırılma Kriterleri Üzerine (Melanie Klein)

Ben hayatta kalacağım (Gloria Gaynor)

Kapıya yaslanmayınız

Franz Kafka’ya mektup

4 Comments

Filed under çeviri, kitap, oyun

Kapital’den bir cümle ve paragraf

In a first approach, commodity fetishism is “a definite social relation between men, that assumes, in their eyes, the fantastic form of a relation between things.”
[Karl Marx 1867 Capital Vol 1 p.77] — Slavoj Zizek 1989 Sublime Object of Ideology p.14

Bir ilk yaklaşım olarak denebilir ki meta fetişizmi “insanların gözünde fantastik bir biçime, şeyler arasındaki bir ilişki biçimine bürünen, insanlar arasındaki belirli bir toplumsal ilişkidir.”
[Karl Marx 1867 Kapital Cilt 1 p.77] — Slavoj Zizek 1989 İdeolojinin Yüce Nesnesi (TR: Tuncay Birkan) s.39

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Taşınma

Ve ensonu, işbölümünün bize derhal ilk örneğini sunduğu şey şudur: insanlar doğal toplum içinde bulundukları sürece, şu halde, özel çıkar ile ortak çıkar arasında bölünme olduğu sürece, demek ki, faaliyet gönüllü olarak değil de doğanın gereği olarak bölündüğü sürece, insan kendi işine hükmedeceğine, insanın bu kendi eylemi, insan için kendisine karşı duran ve kendisini köleleştiren yabancı bir güç haline dönüşür. Gerçekten de, iş paylaştırılmaya başlar başlamaz herkesin kendisine dayatılan onun dışına çıkamadığı, yalnızca kendine ait belirli bir faaliyet alanı olur; o kişi avcıdır, balıkçıdır ya da çobandır ya da eleştirici eleştirmendir ve eğer geçim araçlarını yitirmek istemiyorsa bunu sürdürmek zorundadır — oysa herkesin bir başka işe meydan vermeyen bir faaliyet alanının içine hapsolmadığı, herkesin hoşuna giden faaliyet dalında kendini geliştirebildiği komünist toplumda, toplum genel üretimi düzenler, bu da, benim için, bugün bu işi, yarın başka bir işi yapmak, canımın istediğince, hiçbir zaman avcı, balıkçı ya da eleştirici olmak durumunda kalmadan sabahleyin avlanmak, öğleden sonra balık tutmak, akşam hayvan yetiştiriciliği yapmak, yemekten sonra eleştiri yapmak olanağını yaratır. Toplumsal faaliyetin bu şekilde sabitleşmesi, kendi ürünümüzün, bize hükmeden, biçim denetimimizden kaçan, beklentilerimize karşı koyan, hesaplarımızı boşa çıkaran maddi bir güç halinde bu toplaşması, zamanımıza kadarki tarihsel gelişmenin bellibaşlı uğraklarından biridir.

Marks-Engels, Alman İdeolojisi (kurtuluscephesi.com)

~~~

Displacement

2 Comments

Filed under çeviri

fasulye

Filozoflar bugüne dek fasulyeyi çeşitli biçimlerde yemişlerdir, oysa esas mesele fasulyeyi hazırlamaktır. — Karl Marx (Fasulye Üzerine Tezler, 11. tez, f bendi)

IBF

Leave a comment

Filed under çeviri

Dağılım ve üretim

Ekonominin olağan işleri incelenirse her şeyin iki defa koyutlanması göze çarpar. Mesela zemin kirası, ücretler, faiz ve kâr, dağılım başlığı altındayken, arazi, emek ve kapital, üretimin failleri olarak üretim başlığı altındadır. Kapitali ele alırsak, iki defa koyutlandığı daha en baştan bellidir, (1) üretimin bir faili olarak, (2) gelir kaynağı olarak, özgül dağılım biçimlerinin bir belirleyeni olarak. Bunun gibi faiz ve kâr da, kapitalin artışının, büyümesinin biçimleri yani kapitalin öz-üretiminin momentleri oldukları ölçüde üretim altında bulunurlar. Dağılım biçimleri olarak faiz ve kâr, üretim faili olarak kapitali önvarsayarlar. Bunlar üretim faili olarak kapitali önvarsayım olarak alan dağılım biçimleridir. Ayrıca kapitalin yeniden-üretim tarzlarıdır.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Postmodern Yabancılaşma Modeli

(Yeni Medya Çalışmaları Kongresi‘nde sunulmuştu –Kongre e-kitabıilk hali)

Işık Barış Fidaner

ÖZET
Sohn-Rethel’in Marks’ı yorumlayarak işaret ettiği “gerçek soyutlama” kavramı, kapitalizmin anlaşılabilmesi için önemli bir çıkış noktası sunmaktadır. Bu çalışmada, kapitalizmin işlerliğini sağlayan “gerçek soyutlama”nın şemasını çıkarmayı deniyoruz. Şemanın kavramsal bağlamını oluştururken bilimsel söyleme dayanan Sohn-Rethel’in aksine, kapitalizmin gündelik kavrayışını temel alıyoruz. ‘Postmodern yabancılaşma modeli’ olarak adlandırdığımız şema, dört öznel tavır (tüketici, kullanıcı, oyuncu, geliştirici), üç mesele (bağımlılık, istismar, bencillik), iki odaklanma noktası (komplocu, kader), ölçülebilir nesnelliği oluşturan iki yan (yetki, beden) ve bu iki yanlı nesnelliğe hem dayanak hem kaynak olan iki zeminden (irade, sistem) oluşuyor. Şemanın tamamı, ‘lüzum’ ve ‘keyfiyet’ olarak adlandırdığımız iki boyutun karşılıklı dolayımlanışları olarak biçimlenmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: yetki, beden, irade, sistem

Continue reading

29 Comments

Filed under bildiri, bilim, makale, oyun, programlama

Dijital oyun endüstrisi diye bir şey var mı? — Işık Barış Fidaner

“Eğer ebediyetten sonsuz zamansal süre değil de zamandışılık anlaşılırsa, denebilir ki, şimdiki zamanda yaşayan kişi ebediyen yaşar.”
(Ludwig Wittgenstein, Tractatus Logico-Philosophicus, 1921)

Işık Barış Fidaner

‘Dijital Oyun Endüstrisi’ dediğimiz anda, ekonomi dersinde öğrendiğimiz birçok varsayımı unutabiliriz. Oyunlar homojen değildir, her biri kendine özgüdür. Standart bir kullanımları yoktur, oyun türüne, oyuncu türüne göre bambaşka haller alır. Çoğu oyunu bir ‘ürün’ olarak elimize alamayız veya market raflarına koyamayız. Hatta kimi oyunları ‘açamayız’ bile, kapısından ‘gireriz’ veya ‘çıkarız’ ancak. Oyun olarak satılan şey aslında bir bilete benzer. Süreğen bir sanal dünyaya giriş bileti, veya sizin için o anda yaratılacak bir sanal dünyaya giriş bileti. Tek seferlik bilet vardır, aylık bilet vardır, sınırsız bilet vardır. Bazen kapı açık tutulur ve sadece sanal dünyanın sanal raflarından satın aldığımız ‘şeyler’ vardır. Bunlar işin oyuncu tarafı.

Continue reading

1 Comment

Filed under makale, oyun

Grundrisse’den

“Bağımsız bireylerin çatışmasından doğan toplumsal bağın bireyler karşısına nesnel bir zorunluluk ve aynı zamanda dışsal bir bağ olarak çıkması ise gerçekte onların bağımsızlığının bir başka ifadesinden ibarettir; toplumsal varoluş bireyler için gerçi bir zorunluluktur ama bu toplumsal varoluş aynı zamanda sadece bir araç olarak ve dolayısıyla bireyin kendisine dışsal ve hatta, para biçiminde, elle tutulabilen bir nesne olarak ortaya çıkar.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri