Tag Archives: NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN

Yersiz Kitaplar 24 tane oldu

24 tane olmaları vesilesiyle Yersiz Kitaplar’ı hatırlatıyorum. Çünkü 24 ikiye de bölünebilir, üçe de bölünebilir. Hatta ikiye art arda üç kez bölünebilir.

Ama karışıklık olmasın: Üç kez ikiye bölünmesinin üçe bölünmesiyle hiçbir alakası yoktur. Üç kez ikiye böldükten sonra isterseniz üçe bölebilirsiniz, istemezseniz bölmezsiniz. Bölünmemiş halde kalır.

Continue reading

1 Comment

Filed under kitap

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (5) — John Sallis

(4)

Demek ki rüya işinin mantığı şemalaşmış bir mantıktır, şemalar mantığıdır, çeşitli mantıksal kategorilere tekabül eden uzamzamansal belirlenimlerin mantığıdır. Ama geleneksel felsefi mantığa göre ya da Freud’un sıklıkla uyanık düşünce dediği şeye göre ölçülürse bu şemalar mantığına ister istemez mantıkdışılık sirayet etmiş gibi gözükür. Ayrışmasını belirtmek için buna yörüngedışı [exorbitant] bir mantık, antik ontolojiden köklenen felsefi mantığın yörüngesi dışında kalan bir mantık denebilir. Farklılığın silinmesini hoşgören hatta onu kurgulayan bir mantık olması anlamında yörüngedışıdır; örneğin sebep-etki şemasında bir imgenin daha farklı bir imgeye dönüşümü üretilebilir, sanki birbirlerinden farklı değilmişler, birbirlerinin yerine geçebilirmişler gibi, birinin diğerine dönüşümü üretilebilir. Karşıtlık ve çelişkiye (Gegensatz und Widerspruch) şema verilmesinde bu mantık belki daha bile yörüngedışıdır – ya da bu yörüngedışılığın paradigmasını veren anlamda yörüngedışıdır. Freud rüya işinin bu mantıksal bağlantıyı “gözardı etmekle kaldığını” söyler, orada “‘Hayır’ yokmuş gibidir.” Daha kuvvetli çelişkilerde, Freud’un dediğine göre iki çelişkili terimden ya birinin ya öbürünün –felsefi mantığa uygun olarak– reddedilmesi gerekliliği gözardı edilmekle kalır, felsefi mantığa göre terimlerden ya birine ya öbürüne söylenmesi gereken “Hayır”, rüya işinde yokmuş gibidir. Çelişkinin şemalaştırılması felsefi mantığın asla –mutlak anlamda asla– hoşgöremeyeceği şeyin icra edilmesinden oluşur: Çelişkili terimleri bir birlik halinde toplar, birlikte olmalarına olanak verir, bu çelişkili halleri içinde onları bir arada tutar. Felsefedeki mantığa ya da uyanık düşünceye göre ölçülürse, yaygın etki gösterecek bu şemayla birlikte, rüya işi mantığı mantıkdışından hemen hemen ayırt edilemez olur. [10]

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (4) — John Sallis

(3)

Mantık disiplinindeki geleneksel yönergeleri izleyerek rüya işindeki mantığı belirlemeye kalkışabiliriz. Bu yönergeler konuşma ve muhakemeye dikkat etmeye çağırır; zira mantık disiplinine konu alınmış biçimler konuşma ve muhakemede somut halde bulunurlar. Mantık, konuşma ve muhakemeyi yöneten ideal yasaların nihai belirleyeni olsa bile, keşfedilmesi sırasında bu öncelik tersine çevrilecektir. Peki rüya işinde icra edilen konuşma ve muhakeme nasıl ele alınacaktır? Bunlar rüya işindeki mantığa erişmemizi sağlarlar mı?

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Fol bilinç — Friedrich Engels

İdeoloji, düşünür denen kişinin bilinçle gerçekleştirdiği bir süreçtir aslında, ama fol bir bilinçle. Onu sevk eden gerçek güdüler ona bilinmez kalır, yoksa bu hiç de ideolojik bir süreç olmamış olurdu. İşte o böylece fol ya da görünüşte kalan güdülerin hayalini kurar. Bu bir düşünce süreci olduğu için, düşünür bu sürecin hem biçimini hem de içeriğini arı düşünceden türetir, ya kendi arı düşüncesinden ya da öncüllerinin arı düşüncesinden. Üstüne çalıştığı salt düşünce maddesini, inceleme yapmaksızın, düşünceden üremiştir diye kabul eder, daha uzakta düşünceden bağımsız bir sürecin peşine düşmez; bu maddenin kaynağı aslında ona aşikar gözükür, çünkü her eylemin düşünce ortamı yoluyla üremiş olması gibi ona göre bu madde de nihayetinde düşünceyi temel almış gibidir. Tarihle uğraşan ideolog (tarihle burada kastedilen, doğadan ayrıca topluma da ait – politik, yargısal, felsefi, teolojik – tüm çeperlerden ibarettir), demek ki tarihle uğraşan ideologun tüm bilim çeperlerinde sahip olduğu madde, önceki nesillerin düşüncesinden bağımsız olarak kendi biçimini almış bir maddedir, birbirini izleyen bu nesillerin beyinlerinde bağımsız bir dizi gelişmeyi başından geçirmiş bir maddedir. Doğrudur, kendi çeperinden veya diğer çeperlerden gelen dış olgular bir araya gelerek bu gelişme üzerine belirleyici bir nüfuz uygulamış olabilirler, ama dile getirilmeyen önvarsayım, bizzat bu olguların da bir düşünce sürecinin meyvelerinden ibaret olduğunu söyler, yani biz gene, en zorlu olguları başarıyla sindirmiş olan bu arı düşüncenin diyarı dahilinde kalmış oluruz.

Franz Mehring’e mektuptan, 14 Temmuz 1893, Londra, marxists.org

1 Comment

Filed under çeviri

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (3) — John Sallis

(2)

İkincil revizyonun rüya işinin mantığını kurduğunu söyletecek nedenler vardır. Ama o halde eklemek gereklidir ki bu mantık, rüya işine özgü olan mantık –o mantık her neyse, öyle bir mantık varsa– değildir, rüya işinin ürettiği, yani (diğer) üç momentinin ürettiği çevirideki absürtlük ve tutarsızlığı saklamaya yarayan bir mantıktır. Bu mantık olsa olsa rüya işindeki momentlerden birisine ait sayılabilir, sonradan aslında rüya işinin parçası olmadığı söylenecek bir momente ait sayılabilir. Rüya işindeki bu mantık tam olarak rüya işindeki mantıkdışılığı saklamaya yarar.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, makale

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (2) — John Sallis

(1)

Rüyaların Yorumu‘nun “Rüya işi” başlıklı sondan ikinci bölümünde, önceki herşey nihayet tanımlayıcı bir yönelim içinde bir araya getirilir. Ardından, son bölümde, başka bir zemine geçiş yapılır; Freud son bölümün en başında bu geçişi gayet sarihçe belirtmiştir; “bizi aydınlığa götüren” önceki yollarla, şimdi kalkışmaya hazırlandığı, peşinen itiraf ettiği gibi “karanlığa götürmekte olan” yollar arasında karşıtlık kurarak (s.490) [4]. Bu anlamda, denebilir ki Rüyaların Yorumu‘nun zirvesi veya merkezi, rüya işi üstüne olan bölümdür. Bu bakımdan bu bölüm ifade verdiği işletici [operative] [*] yapıyı aynalar; zira belirtik ve örtük rüya içerikleri arasında farklılık kuran bu yapının merkezinde rüya işi bulunur.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri, makale

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (1) — John Sallis

Rüya işi [dream-work] bir çeviri meselesidir, bir çeviri işidir. Sadece çeviridir. Başka bir şey değil. Fazlası değil. Rüya işinde rüya işi yoluyla bir çeviriden başka hiçbir şey üretilmez.

En azından Freud’un rüya işine dair söylediği şey budur, bu işin sadece çeviriden oluştuğudur, bu işin olsa olsa bir çeviri ürettiğidir. Psişe, bizzat rüya işi içinde –işleyeceği şeyin bünyesinde değil– sadece bir çevirmen işlevi gösterir, –bilinçli zeminin altında– çeviri işini icra eder.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

NE DOLAPLAR PEŞİNDESİN

image

Deli Kadın sayı 8 sayfa 38

Leylek kafede Leylek çayına takas edilen kopya yerine alınan kopya

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Öğrenin, öğrenin ve öğrenin — Slavoj Žižek

Lenin’e dair ünlü bir Sovyet fıkrası vardır. Sosyalizm altında Lenin, gençlere tavsiye olarak, “Neler yapmamız gerekir” diye soranlara “Öğrenin, öğrenin ve öğrenin” yanıtını verirmiş. Bu söz de her zaman anımsatılır ve bütün okul duvarlarında yazarmış. Fıkra şöyle: Marx, Engels ve Lenin’e “Karınız mı olmasını istersiniz, metresiniz mi olmasını istersiniz?” diye sorulur. Bekleneceği üzere Marx, ki özel meselelerde kendisi gayet muhafazakardır,”Karım!” der. Engels daha bir bon vivant [life & joy] birisi olduğundan metresi olmasını ister. Lenin ise oradaki herkesi şaşırtarak “İkisini birden isterim!” der. Neden? Yoksa o kanaatkâr devrimci imajın arkasında bir keyifçi dekadanlık örüntüsü mü saklıdır? Hayır – açıklar: “böylece karıma metresime gideceğimi söyleyip metresime de karımın yanında olmam gerektiğini söyleyip…” “Eee sonra ne yaparsın?” “Tek başıma kalabileceğim bir yere gidip öğrenir, öğrenir ve öğrenirim!”

İşte Lenin 1914 felaketinin ardından aynen böyle yapmamış mıdır? İsviçre’de yalnız kalabileceği bir yere çekilmiş, orada Hegel’in mantığını [Science of Logic] okuyarak “öğrenmiş, öğrenmiş ve öğrenmiştir.” Ve bugün karşı karşıya kaldığımız medyatik şiddet imgelerinin bombardımanı altında yapmamız gereken şey de budur. Bu şiddete neyin sebep olduğunu “öğrenmemiz, öğrenmemiz ve öğrenmemiz” gerekir.

Slavoj Žižek

http://www.nakedpunch.com/articles/34

1 Comment

Filed under çeviri

Niye Açlık Grevine Gidiyorum: Açık Mektup (3) — Nadya Tolokonnikova

(2)

PC-14’te çalışma ve yaşama koşullarındaki ihlalleri anlatsam sonu gelmez. Ama benim esas derdim başka bir şey: PC-14 koşullarına dair dilekçelerin, şikayet ve isteklerin hapishanenin dışına ulaşmasına hapishane yönetiminin olabilecek en katı yollarla engel olması. Gardiyanlar insanları sessiz kalmaya zorlarlar, bu uğurda en aşağılık, en zalimce yöntemlere kadar alçalırlar. Diğer tüm sorunların, artan çalışma kotaları, günde onaltı saat çalışma, vesairenin kaynağı budur. Gardiyanlar dokunulmaz olduklarını hissederler ve bu cüretle mahpuslara hep daha fazla yüklenirler. Bir hükümlü sesimi çıkarayım dediğinde tepesine yıkılan engeller dağıyla bizzat kendim karşılaşıncaya dek herkesin niye böyle sessiz kaldığını anlayamadım. Yapılan şikayetler hapishanenin dışına ulaşmaz ki. Tek şans avukat veya akrabalar yoluyla şikayette bulunmaktır. Yönetim bu esnada darkafalı kinciliğiyle tasarrufundaki tüm araçları kullanarak, hükümlü şikayetlerinin hiçkimseye iyilik getirmeyeceğini anlasın, sadece işleri kötüleştireceğini anlasın diye büyük bir baskı yapacaktır. Kolektif ceza uygulanır: sıcak su olmadığından şikayet edersin, suyu tamamen kapatırlar.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri