Tag Archives: NO FÜTUR

Yersiz Kitaplar 24 tane oldu

24 tane olmaları vesilesiyle Yersiz Kitaplar’ı hatırlatıyorum. Çünkü 24 ikiye de bölünebilir, üçe de bölünebilir. Hatta ikiye art arda üç kez bölünebilir.

Ama karışıklık olmasın: Üç kez ikiye bölünmesinin üçe bölünmesiyle hiçbir alakası yoktur. Üç kez ikiye böldükten sonra isterseniz üçe bölebilirsiniz, istemezseniz bölmezsiniz. Bölünmemiş halde kalır.

Continue reading

1 Comment

Filed under kitap

NO FÜTUR — çeviri derlemesi

no-futur-kapakSon versiyon: 16 Ağustos 2015

(105 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Buna Demokrasi Derler (Bruce Cockburn)

Silah ticareti ve İsrail’in Gazze saldırısı (Kolektif)

Süpergüç-sonrası kapitalist dünya düzenini kim denetleyebilir? (Slavoj Žižek)

İnsani Yüzlü Barbarlık (Slavoj Žižek)

İnsan Yüzlü Barbarlık (Slavoj Žižek)

Barbarlık insan maskesi takınca (Slavoj Žižek)

Hiçbir şey olmuyorken ne olmaktadır? (Slavoj Žižek)
 

Ey Sen (Pink Floyd)

Gerçel ile Görcül (Gilles Deleuze)

Görcül olanın Gerçekliği (Slavoj Žižek)

Kadın babanın-adlarından birisidir (Slavoj Žižek)

Çinlileştirme (Slavoj Žižek)
 

Size Özel İsa (Depeche Mode)

Karl Marx Nedir? (Alexander Bogdanov)

Tektolojiye Giriş (Alexander Bogdanov)

Yeraltı’nın Tekrar Bastırılmasına Giriş (Suelette Dreyfus)

Yeraltı’na Bir Giriş (Julian Assange)
 

Selam, Eyvallah (The Beatles)

4 Comments

Filed under çeviri, kitap, programlama

Kadın babanın-adlarından birisidir (2) — Slavoj Žižek

(Yahut Lacan’ın Cinsiyetleme Formülleri Nasıl Yanlış Okunmaz)

lacanian ink 10 – 1995

(1)

Bu noktada Hegel’in Ruhun Görüngübilimi‘nde bilinçten öz-bilince geçişini anımsamalı: duyuüstü Ötede karşılaşılan şey, pozitif içeriği itibariyle, dünyevi gündelik dünyamızın aynısıdır; aynı içerik farklı bir modaliteye doğru yerdeğiştirmekle kalır. Fakat Hegel der ki, içeriğin özdeşliğinden, dünyevi gerçeklik ile Ötesi arasında hiçbir fark olmadığı sonucu çıkmaz: özgün boyutu içinde Öte, pozitif bir içerik değil boş bir yerdir, her türlü pozitif içeriğin izdüşürülebileceği bir tür ekrandır — ve bu boş yer öznedir. Bir kez bunun farkına varırsak, Cevherden Özneye, yani bilinçten öz-bilince geçeriz. [11] Bu kesin anlamda, kadın tam anlamıyla öznedir. Aynı şeyi Schelling açısından da söyleyebiliriz, yani, her tür fazladan pozitif nitelemeden mahrum bırakılan özgün boşluk olarak özne (Lacan’ın mathemlerinde $) ile, bu öznenin üstlendiği, üstüne giydiği özellikler (ki bunlar nihayetinde hep yapaydır, olumsaldır) arasındaki fark açısından. [12] Kadın, kesinlikle özgün bir maskara karakterinde olması ölçüsünde, bütün özelliklerinin yapayca üstüne giyilmiş olması ölçüsünde, adamdan daha öznedir — çünkü Schelling’e göre öznenin nihai karakteri, her bir pozitif özelliğindeki bu radikal olumsallık ve yapaylıktan oluşur, yani, kendi içinde bu özelliklerin hiçbiriyle teşhis edilemeyen saf bir boşluk olmasından oluşur.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Kadın babanın-adlarından birisidir (1) — Slavoj Žižek

(Yahut Lacan’ın Cinsiyetleme Formülleri Nasıl Yanlış Okunmaz)

lacanian ink 10 – 1995

zizwoman

Lacan’ın cinsiyetleme formüllerini [1] yanlış okumanın olağan yolunda eril ve dişil taraf arasındaki fark eril konumu tanımlayan iki formüle indirgenir: sanki erillik evrensel fallik işlevdir de dişillik fallik işlevin idrakını aşan istisnası, aşırılığı, fazlalığıymış gibi. Böyle bir okuma Lacan’ın söylediği şeyi tamamen kaçırır, Kadının istisna olarak tam bu konumu —diyelim ki şövalye aşkındaki Hanımefendi kılığında— tam anlamıyla bir eril fantezidir. Fallik işlevde teşkil edici istisnanın örnek vakası olarak genelde, hiçbir yasağa tabi olmayıp bütün kadınların keyfini çıkarabilen ilksel baba-hazcının [jouisseur] fantazmatik, ayıpçıl figüründen bahsedilir. Öte yandan, şövalye aşkındaki Hanımefendi figürü ilksel babanın bu belirlenimlerine tamamen uymaz mı? O da her şeyi isteyen kaprisli bir Efendi değil midir, yani hiçbir Yasayla sınırlanmamış olarak kendi şövalye-hizmetkarına keyfi ve korkunç çileler yüklemez mi?

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Buna Demokrasi Derler — Bruce Cockburn

İktidardan kabarmış gelirler
İşte uluslararası tefeciler
Pazar oburu vurguncu askeriye silahıyla
Bataklıktır sözleri ve sürülmüştür gözlerine
Yoksulların kanı

Yaşam niteliğini talan ederler
Ve öfke artık bir zorunluluktur
Ülkeleri emek kamplarına çevirmiştir
Özgürlük getirici kılığında modern köleciler

Uğursuz sinik enstrüman
Silahı kutsallaştırır —
Bu onun yegane tepkisidir, tiranlığa tapan
“Gelişmiş” denilen ulusların
Putperest ideolojisine

Kuzey Güney Doğu Batı
En iyileri öldürüp kalanları satın alır
Bir sikke atıp bir sikke vurmaktır
Bir sikinde bile değildir
Sefillik çeken insanlar

IMF kirli IMF
Alabildiği her şeyi alıp götürürken
Arkasında bırakmayı asla unutmadığı tek şey
Onları kancada tutacak haksız borçlardır

Bak satılmış yerel semirgenler
Kendilerini lider gibi gösterirler
Hanımları öper ahbaplarla el sıkışır
Ucuz kerhane gibi işlerin açılmasını bekler

Ve buna demokrasi derler
Ve buna demokrasi derler
Ve buna demokrasi derler
Ve buna demokrasi derler

Bak çocukların dolu dolu gözlerine
Tadını çıkarmaya çalışıyor işte çocuk nasıl olursa
Bir gün silkinip kalkacaksın bu alışkın ziyafetinden
Ve canavarın boğazı içine gözlerin dalmış olacak
Ve buna devrim derler

IMF kirli IMF
Alabildiği her şeyi alıp götürürken
Arkasında bırakmayı asla unutmadığı tek şey
Onları kancada tutacak haksız borçlardır

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Selam, Eyvallah — The Beatles

Sen olur dedin, ben olmaz dedim
Sen dur dedin ben de hadi hadi hadi, of be
Sen eyvallah dedin ben de selam dedim
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam

Ben yüksek dedim, sen düşük dedin
Sen niye dedin ben de bilmiyorum dedim, of be
Sen eyvallah dedin ben de selam
(Selam eyvallah selam eyvallah) Selam selam
(Selam eyvallah) Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam
(Selam eyvallah selam eyvallah) Selam selam
(Selam eyvallah) Bilmem niye sen eyvallah dedin
(Selam eyvallah) Selam/eyvallah dedim

Niye niye niye niye niye niye eyvallah eyvallah diyorsun of be?

Sen eyvallah dedin ben de selam
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam

Sen olur dedin (Ben olur dedim) ben olmaz dedim (Yoksa olmaz mı demiştim)
Sen dur dedin (Kalabilirim) ve ben hadi hadi hadi (Gitme vakti geliyor), of
of be
Sen eyvallah dedin ben de selam
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam
Selam selam
Bilmem niye sen eyvallah dedin, ben selam selam

Sela selo selamo
Sela selo selamo, ça ça ça
Sela selo selamo, huuu
Sela selo selamo, selo
Sela selo selamo, ça ça ça
Sela selo selamo, huuu
Sela selo selamo, ça ça ça [ses düşer]

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Karl Marx Nedir? — Alexander Bogdanov

Uzun zaman önce öldü… ama gariptir “ölüm” sözü onun adına uygun düşmez. Ardında kalan, başka herhangi birinde olacağı gibi, temelde tek bir şeydir — davası. Ve bu dünyada hiçkimse şimdiye dek ardında bu kadar devasa bir kalıt bırakmamıştır.

Bu kalıt yaşamın fikri, örgütlenimi, örneğidir.

Fikir… Politik ekonomiyi, tarihi ve bütün toplumsal bilimler alemini dönüştürmüştür o; felsefeye yeni bir can vermiştir. Yalnız arkadaşları değil düşmanları bile tekrar tekrar onun düşünce ve bilgi zenginliğinden kullanmaktadır ve bu daha uzun süre böyle sürecektir. Hepsinin temelinde herşeyi birleştiren canlı bir fikir yatar. Kendi içinde çok basit bir fikirdir ama ne herkes* bu fikrin büyüklüğünü anlar.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Ey sen — Pink Floyd

Ey sen! Soğukta gezinen
Yapayalnız eskiyen, duyar mısın beni
Ey sen! Koridorda duran
Ayağı kaşınan, gülüşü solan, duyar mısın beni
Ey sen! Yardım etme ışığı defnetmelerine
Teslim olma savaş vermeden

Ey sen! Orda tek başına çıplak
Telefon başında oturan, dokunur musun bana
Ey sen! Kulağın duvarda
Dışarı çağrılmayı bekleyen, dokunur musun bana
Ey sen! Bir el ver de şu taşı taşıyalım
Aç kalbini, eve geliyorum

Ama bu salt bir fanteziydi
Duvar çok yüksekti gördüğün gibi
Ne kadar uğraşsa da özgürleşemedi
Ve solucanlar kemirdi beynini

Ey sen! Yolun ortasındaki
Ne denirse onu yapan, bana yardım eder misin
Ey sen! Duvarın ötesindeki
Şişeleri sağa sola fırlatan, bana yardım eder misin
Ey sen! Hiç umut yok deme bana
Berabersek dururuz, düşersek paramparça

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Tektolojiye Giriş: 2. Örgütlenimsel Yöntemlerin Birliği — Alexander Bogdanov

(Giriş: 1)

İşte örgütlenimsel bakış açısı budur. Mutlak basitliktedir ve basitliği içinde feshedilemezdir. Bu bize ne verir, ve hangi ihtimalleri gösterir?

Kendimizi “her şey örgütlenimdir” felsefi beyanıyla kısıtlamakla kalsaydık, bunun kuram ve pratiğe pek bir faydası olmazdı. Kuram ve pratik açısından gerekli ve önemli olan şey, yöntemlerdir. Onlar açısından bunun içerimi aşikardır: “Bütün yöntemler örgütlenimseldir“. Yani görev, bütün yöntemleri örgütlenimsel olarak anlamak ve incelemektir. Bu büyük bir ilerleme olabilir, ancak bir koşul sağlanırsa: örgütlenimsel yöntemler bilimsel genellemeye yatkın olmalıdırlar.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Çinlileştirme — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 16 Temmuz 2015 — LRB:37(14)

Alain Badiou demokrasinin fetişimiz olduğunu öne sürerken, bu beyan, tam olarak Freudcu anlamıyla anlaşılmalıdır; salt, demokrasiyi dokunulmaz bir Mutlak düzeyine yükseltiyoruz anlamında değil. ‘Demokrasi’, toplumsal alanın teşkil edici ‘eksiği’, yani ‘sınıf ilişkisinin olmaması’ olgusu ile, toplumsal antagonizma travması ile yüzleşmeden önce gördüğümüz son şeydir. Tahakküm ve sömürü gerçekliği ile, acımasız toplumsal mücadele gerçekliği ile yüzleşince ‘Evet ama demokrasimiz var!’ deriz; sanki bu, mücadeleyi çözüme kavuşturabilmemiz veya en azından patlamadan önce düzene koyabilmemiz için yeterliymiş gibi. Demokrasinin fetiş oluşu üzerine emsal bir vaka sunan Pelikan Dosyası ya da Başkanın Tüm Adamları gibi çok-satar ve çok-izlenirlerde, birkaç sıradan herif, ucu başkana kadar uzanacak bir skandalı açığa çıkarırlar ve nihayetinde başkanı istifa etmek zorunda bırakırlar. Bu öykülerde yolsuzluk her yerdedir, lakin bunların ideolojik tesiri paketledikleri iyimser mesajda yatar: O kadar büyük ve demokratik bir ülkedeyiz ki senin benim gibi birkaç sıradan herif bile dünyanın en kudretli adamını alaşağı edebiliyor!

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri