Tag Archives: NO FÜTUR

Size Özel İsa — Depeche Mode

Dokununuz inanca

Size özel bir İsa
Dualarınızı duyar
Umursar
Size özel bir İsa
Dualarınızı duyar
Orda durur

Unutulmuşsunuz
Yapayalnız
Kalmışsınız
İşte telefon
Ahizeyi kaldırınız
Sözüme inanınız

Ne olur
Bir deneseniz
Dolmuş kalbiniz
Dökülmelisiniz
Ben hallederim
Sizi affederim

Dokununuz inanca
Dokununuz inanca

Size özel bir İsa
Dualarınızı duyar
Umursar
Size özel bir İsa
Dualarınızı duyar
Orda durur

Unutulmuşsunuz
Yapayalnız
Kalmışsınız
İşte telefon
Ahizeyi kaldırınız
Sözüme inanınız

Dokununuz inanca

Size özel bir İsa

Dokununuz inanca

Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Başar Uğur

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Gerçel ile Görcül — Gilles Deleuze

Felsefe çoklukların kuramıdır. Her çokluk gerçel ve görcül öğelerden müteşekkildir. Saf gerçel nesneler varolmaz. Her gerçel kendisini bir görcül imgeler bulutuyla sarmalar. Bu bulut eş-varoluş içinde az çok uzanımlanmış devrelerin bir dizisidir. Görcül imgeler bu dizi boyunca dağıtılır ve bu dizi etrafında koşar. Bu görcüller hem türce hem de onları neşreden ve soğuran gerçel partiküllere yakınlık derecelerine göre çeşitlenirler. Onlara görcül denmesinin ölçüsü, neşir ve soğurularının, yaratı ve yokedilerinin imgelenebilen en kısa süreğen süreden daha kısa bir zaman süresinde olmasıdır; onları bir kesinsizlik veya belirsizlik ilkesine tabi tutan işte bu kısalıktır. Görcüller, gerçeli çevrelerken, durmaksızın kendilerini yenilemek üzere başka görcüller neşreder, sonra onlar onu sarmalar ve dönüp gerçeli tepkiler: ‘görcülün bulutunun kalbinde daha bile yüksek düzende bir görcül bulunur … her görcül partikül kendisini görcül bir kosmos ile sarmalar ve her biri sırayla süresizce yine böyle yapar.’ [1] Bir algıyı bir partikül ile benzeştiren, dinamiğindeki dramatik özdeşimdir: gerçel bir algı kendisini görcül imgelerin bir bulutuyla sarmalar. Bu bulut giderek daha uzak, daha büyük, birbirini yapan ve kaldıran hareketli devreler üzerine dağıtılmıştır. Bunlar farklı çeşitlerden hafızalardır, ama onlara yine görcül imgeler denir çünkü hızları veya kısalıkları onları da bir bilinçdışı ilkesine tabi kılar.

Continue reading

9 Comments

Filed under çeviri

Tektolojiye Giriş: 1. Örgütlenimsel Bakış Açısı — Alexander Bogdanov

(Tektolojinin Tarihsel Gerekliliği ve Bilimsel Yapılabilirliği)

Bütün insan faaliyetleri özünde ya örgütlenimseldir ya da örgütsüzleşmeye aittir. Demek ki insan faaliyeti, teknik olsun, toplumsal bilişsel, ya da estetik olsun, örgütlenimsel tecrübenin maddesi olarak görülebilir, ve örgütlenimsel bakış açısından incelenebilir.

Sokak söyleminde “örgütlemek”, “örgüt”, veya “örgütsel faaliyet” vb. terimler özgül, dar bir anlama sahiptir. Fakat, kavramlarımıza bilimsel isabet ve kesinlik vermek için bu muğlak ve tutarsız sokak kullanımını uzaklaştırmalıyız.

“Örgütlemek” terimi, en sıklıkla, insanlar hakkında, emekleri ve çabaları hakkında konuşulduğu zaman kullanılır. “Bir kuruluş örgütlemek”, “bir ordu örgütlemek” veya “sefer”, “savunma”, “saldırı”, “araştırma örgütlemek” gibi şeyler, insanları bir amaca yönelik toparlamaktır, çabalarını bir akılcı birlik ışığında düzenlemek ve eş-tertiplemektir (co-ordinate). Ama eğer bu vakalardan birisine, diyelim ki en tipik olanına, bir kuruluşun örgütlenmesine, daha yakın bir gözle bakacak olsaydık, orada bile örgütlenim kavramının salt insan faaliyetinden daha geniş bir araziyi kapladığını hemen görecektik.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri

Görcül Olanın Gerçekliği — Slavoj Žižek

(SRTTXT)

TR: Işık Barış Fidaner

~~~

Errata:

— “Yani sırf insafsız spekülasyon yapmak yerine” >> “Yani o insafsız spekülasyonu yapmamak yerine”

— “bu ‘bilinmeyen bilinmeyenlerin’ farkında olmamalarıdır.” >> “bu ‘bilinmeyen bilinenlerin’ farkında olmamalarıdır.”

4 Comments

Filed under çeviri

Yeraltı’na Bir Giriş – Julian Assange

(2014)

Julian Assange / #ungovForum, 2014

<

‘İnsan şahsen konuştuğu zaman en az kendisi olur. Ona bir maske verin ve size hakikati söyleyecektir’
– Oscar Wilde

‘Özsel olan şey göze görünmezdir’
– Antoine de Saint-Exupery

‘Fakat bunun böyle gerçekleştiğini nereden biliyorsun?’
– Okuyucu

Yeraltı‘nın pürüzsüz doğasından dolayı yukarıdaki soruyu sormak makul olacaktır, buna dair ipuçları kitabın arkasındaki Kaynakça ve Notlar’da bulunabilirse de. Bu sorunun basit yanıtı, 100’den fazla görüşme gerçekleştirmiş ve yaklaşık 40 bin sayfa birincil belgeleme toplamış olmamızdır; telefon dinlemeleri, veri dinlemeleri, log dosyaları, tanık bildirimleri, itiraflar, muhakemeler. Telefon diyalogları ve çevrimiçi tartışmalar doğrudan doğruya bu son saydıklarımdan çıkarılmıştır. Bu kitapta bahsi geçen bütün belirgin hackleme hadiselerinin arkasında yığınla birincil belgeleme bulunmaktadır. System X de buna dahil.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, deneyim, programlama

Yeraltı’nın İkinci Baskısına Giriş – Suelette Dreyfus

Suelette Dreyfus

Bilgisayar hackerları kimdir? Neden hack yaparlar?

İlk basıldığı 1997 yılında Yeraltı bu soruları yanıtlamaya çalıştı. Bu sorular, on yılı aşkın süre sonra halen önem taşır gözüküyor. Tüm dünyada kamu yararı için sızdırdığı belgelerle tanınan WikiLeaks, bu kitapta tarif edilen bilgisayar yeraltının içinden çıkmıştı. WikiLeaks’e dair öykülerin ‘dünyanın nasıl işlediğine dair insanların düşünüş biçimlerini değiştirdiği’ söylendi [1]. WikiLeaks’i anlamak için arkaplandaki öyküyü bilmeniz lazım: Yeraltı işte bu öyküdür.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, deneyim, programlama

Silah ticareti ve İsrail’in Gazze saldırısı – Kolektif

18 Temmuz 2014, theguardian.com

gary kempston

İsrail, insanlık dışı ve yasadışı bir askeri saldırganlıkla, Filistin’in tutsak nüfusu üzerinde, özellikle de kuşatma altındaki Gazze Şeridi’nde, ordusunun tüm kuvvetlerini bir kez daha tasmasız bıraktı. İsrail’in böylesine yıkıcı saldırılar başlatıp cezasız kalabilmesinin altında yatan esas olarak uluslar arası muazzam ordusal ittifak ve buna paydaş dünya hükümetleriyle sürdürülen ticarettir. ABD İsrail’e 2008-19 süresince 30 milyar $ kıymetinde ordusal yardım sağlamayı planlarken İsrail’in dünyaya yaptığı yıllık ordusal ihraçlar milyarlarca dolara ulaşmıştır.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri

Hiçbir şey olmuyorken ne olmaktadır? – Slavoj Žižek

Slavoj Žižek
2012 tarihli “The Case For Sanctions Against Israel” derlemesinden, mariborchan.si

WestBankBarrier443

2 Ağustos 2009’da Doğu Kudüs’teki Arap mahallesi Sheikh Jarrah’ın bir kısmını kuşatan İsrail polisi iki Filistinli aileyi (50’den fazla kişiyi) evlerinden çıkartarak boşalan evlere hemen Yahudi yerleşimcilerin girmesini sağladı. İsrail polisi ülkenin Yüksek Mahkeme’sine ait bir karara atıf yapmışsa da, evinden çıkartılan Arap aileler orada 50 yıldan uzun süredir yaşamaktaydılar. Dünya medyasının dikkatini çeken —ki bu oldukça istisnai bir durum— bu olay, kendisinden çok daha büyük ve çoğunlukla görmezden gelinen bir sürecin parçasıdır.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Süpergüç-sonrası kapitalist dünya düzenini kim denetleyebilir? – Slavoj Žižek

Bölünmüş ve tehlikeli bir dünyada, yeni güçlere biraz terbiye öğretmemiz lazım

Slavoj Žižek
6 Mayıs 2014, The Guardian

US President Barack Obama meets with Russian President Putin in Los Cabos

Başkan Putin ve Başkan Obama. ‘Bugün eski ve yeni süpergüçler birbirlerini test ederek küresel kurallara dair kendi versiyonlarını dayatmaya çalışıyorlar.’ Fotoğraf: Jason Reed/Reuters

Bir toplumu bilmek yalnızca aleni kurallarını bilmek değildir. Bu kuralların nasıl uygulanacağını da bilmek gerekir: ne zaman kullanılacakları, ne zaman ihlal edilecekleri, teklif edilen bir tercihin ne zaman geri çevrileceği, ne zaman etkin olarak mecbur kılındığımız bir şeyi özgür bir tercihmiş gibi yapmamız gerekeceği… Örneğin reddedilmek-üzere-yapılan-teklif paradoksuna bakalım. Zengin bir dayım beni bir restorana çağırmışsa, hesabı onun ödeyeceğini ikimiz de biliriz, ama yine de paylaşmakta biraz ısrar etmem gerekir —dayım “Tamam o zaman sen öde!” deyiverse nasıl da şaşırırdım.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

İnsani Yüzlü Barbarlık – Slavoj Žižek

Slavoj Žižek, 8 Mayıs 2014
London Review of Books Vol. 36 No. 9

Yanukoviç hükümeti karşısında Kiev’de yapılan kitlesel protestoların televizyon haberlerinde, sürekli olarak Lenin heykellerini yıkan protestocu imgeleri gösterildi. Öfkeyi dışavurmanın kolay bir yoluydu bu: heykeller Sovyet zulmünün bir simgesi işlevindeydi ve Putin Rusyası, komşular üzerinde Rus hakimiyeti kuran Sovyet politikasının devamı olarak algılandı. Fakat unutulmamalıdır ki Lenin heykellerinin Sovyetler Birliği sathında çoğalması ancak 1956’da olmuştur: o zamana kadar Stalin heykelleri çok daha yaygındı. 20. Komünist Parti Kongresi’nde Kruşçev’in Stalin’e yaptığı ‘gizli’ suçlama ardından Stalin heykelleri topyekün olarak Lenin heykelleriyle değiştirildi. Lenin, Stalin’in tam anlamıyla yerini tutmuştu. 1962’de Pravda künyesinde yapılan bir değişiklik de bunu açık etmekteydi. O güne kadar ön sayfanın sol üst köşesinde iki profil çizimi Lenin ve Stalin yan yana bulunuyordu. 22. Kongre’nin Stalin’i kamusal olarak reddetmesinden kısa süre sonra Stalin profili çıkarılmak yerine ikinci bir Lenin profiliyle değiştirildi: artık yan yana basılan birbirinin aynısı iki tane Lenin vardı. Bu garip tekrarlama sayesinde Stalin bir şekilde yokluğunda varlığından daha mevcut oldu.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri