Tag Archives: Öbekle Geç

Türkçeye çevirdiğim şarkıların Entropi Toplaşması ağaçları

Analiz dosyası: rebus-sarki-en2tr.zip

Dört yıl kadar önce istatistiksel paradigmada (tezimi bitirdiğim yıllarda genotip fenotip maya fare avrupa brexit falan derken yılan hikayesine döndüğünden pek anlatma isteği bırakmayan) bir değişiklik yaptım.

Evet bilimsel paradigmada kritik bir değişiklik yaptım. Dünyanın geri kalanı daha bunu idrak edemedi [*]. Aslında idrak etmek istemediler. Şan ve şerefleri buna elvermedi. O yüzden

Allahım biz ne güzel (öğrenci ve asistanlarımızı yirminci yüzyılın kafası karışık paradigmalarında çırpındırma eziyeti uygulayıp intihar etmelerinde çok ciddi roller oynayarak) geçinip gidiyor idik, lâkin bu Donald Trump da nerden başımıza geldi???

diye bir WOE içindeler. Bilim Yürüyüşü de böyle bir WOE’nun (yani aslında WHOA!‘nun, yani bir çeşit “Huooop! Lan biz burda eşek başı mıyız!”ın) dışavurumudur.

Daha doğrusu böyle İDİ, ta ki sevgili Çarliston Bilim Yürüyüşçüleri beni “quite impressive” bir resmî çevirmen olarak #ScienceMarch davasına tayin edene kadar.

Barış Fidaner, Türkçe çevirmenimiz olmak ister misin? Türkiye’den bir ailemiz var “bizim” ama onlar Chicago Bilim Yürüyüşü’ndeler. — Çarliston Bilim Yürüyüşçüleri

Türkçe çevirmenlerini bulduktan itibaren artık WOE gibi gözüken WHOA!’larının VAAY… boyutlarına erişebilmekteler.

O yolla da belki BUT WHY??!!! muhitlerine ulaşmaları mümkün olabilecek.

Konuyu fazla uzatmadan grafikleri huzurlarınıza sunuyorum.

İngilizce’den Türkçe’ye çevirdiğim şarkıların en az 100 satırında geçen tüm kelimelerin Entropi Toplaşması ağacı şöyle:

ea_sarki-en2tr_chosen_100-3737

Bu grafikte “projection size : izdüşüm boyu” işte o kelimelerin toplam kaç tane satırda geçtiklerinin sayısı oluyor. İzdüşüm boyu en az 100 olan 6 tane kelime varmış: ben, sen, o, bu, ve, bir. Böyle ikili çatallanmalardan [bifurcations] oluşan ağaçlara dendrogram deniyor.

Continue reading

5 Comments

Filed under bilim

Hata olmanın iki şekli — IBF

Bir hakikatin tüm yadsınışları da kendi bağlamlarıyla birlikte o hakikate dahildir. Çünkü hakikat dediğimiz şey, o türlü yadsınışları bir araya getirerek bağlamlarını da birbiriyle ilişkilendiren, örtüştüren bir endekstir. O halde yadsıma olmanın, yanlışlık olmanın, hata olmanın iki çeşit şekli var:

1) Belirli bir hakikatin yadsınışı olmak, demek ki o hakikate ait olarak, dahil olarak bir yadsıma, yanlışlık, hata olmak.

2) Hangi hakikatin, nasıl bir hakikatin yadsınması olduğunu bilemeyen, belirleyemeyen, kopuk ve serseri bir yadsıma, yanlışlık, hata olmak.

Bu ayrım aynı zamanda Androsentrist (Erkekmerkezci) toplumun yapısını da veriyor. Erkekmerkezci toplumlarda erkekler hakikat endeksleri olur, kadınlar da o belirli hakikatlerin belirli yadsınışları şeklinde rol oynarlar. Belirli bir hakikat endeksiyle ilişkilendirilemeyen serseri yadsınış biçimlerine beden verenlere (özellikle kadınlara) cadı ya da deli denir. Aslında o ikinci çeşit serseri yadsımalar Kategorilerin “her halükârda sahip oldukları özel damga ve önem ile taşıdıkları içerik”tir (Hegel)

İstatistikte bu ikisi Type I Error ve Type II Error diye ayırt edilir. İstatistikteki 1’inci tip hatanın 2’nciden farkı gene hangi hakikat endeksine (burda “hipotez” adını alır) ait olduğunun belirlenebilmesidir. O konuyu da yıllar önce yazmıştım. “Postmodern Yabancılaşma Modeli” zaten oradaki fikirler sayesinde çıkmıştı.

NASA çevirisine hazırlık olsun diye anlatıyorum. Damga (Pul). Akran. Meslektaş. Çeviride örtük konular bunlar olacak

IBF

1 Comment

Filed under şey

Cam piramitteki kediler

IMG_20160410_152936
IMG_20160410_152918
IMG_20160410_152750
Aralık 2015 (doktora tezine son düğümü atacakken)

Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüs’teki cam piramit. Eski yıllarda dümdüz betondu, sonradan böyle bişey yapmışlardı.

Önceki haftaydı galiba. Bu iki kediyi gördüğümde böyle tepedeydiler nasıl çıktıklarını bilmiyorum.

Böyle bir süre dolandılar tepede birbiri peşisıra. Bastıkları her adıma dikkat ederek. Kenarlardan köşelerden geçerek.

Sonra bilerek mi bilmeyerek mi anlamadım bir tanesi yamaçtan kaydırak gibi kayarak indi. Sonra öbürü de kaydı çalıların içine düştü. Öyle biri o yana biri öbür yana düşüp durdular.

Bir tanesi yürüyüp gitti de çalıya düşmüş olan çevresi dikenli diye mi yoksa şaşkınlıktan mı bilmiyorum kıpırdamadı. Ben de alıp çalının içinden çıkardım.

Muhtemelen umrunda değildi, çıkmaya da niyeti yok gibiydi ama öyle onları sadece seyredip (ve fotoğraflayıp) gitmek istemedim. Terk etmiş olurum gibi geldi.

Arkadaki bina da Bilgisayar Mühendisliği bölümü.

İlk fotoğrafta sol yandaki.

1 Comment

Filed under şey

Yağmurlu bir gün daha

Doktora tezimi yazdığım Eğitim-Sen şubesi
IMG_20160410_152936
IMG_20160410_152918
IMG_20160410_152750
IMG_20160410_152758
IMG_20160410_152834
IMG_20160410_152834
IMG_20160410_152834
İşte böyle yapar yağmurlu bir gün
IMG_20160410_152834
IMG_20160410_152834
IMG_20160410_152834
IMG_20160410_152834
IMG_20160410_152834
Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüs

2 Comments

Filed under şey

İkili bir değişkenin Bayesian modellenmesi

X ikili bir random değişken olsun, yani alabilecegi degerler 0 ve 1. Ne değer alacağını önceden bilmiyoruz. Ancak bir eylem veya olay sonucunda 0 veya 1 değerini alıyor ve ancak o zaman gözlemleyebiliyoruz.

Continue reading

1 Comment

Filed under bilim, makale, programlama