Tag Archives: Renk nedir?

Renk nedir?

image

Politikanın değersizleşip silinmesiyle kendimizi bulduğumuz bu karanlık içinde, geceyi yıpratıp yok ederken sabahı gözeten kimdir? Temelde, Lyotard’ın görüşünce, tek bir soru vardır: renk nedir, nerededir, ve nereden kökenlenir? — Alain Badiou, Küçük Panteon

PS: Yırtılmış kenarı kalmış sayfa Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyageri kutlayan Türk milletine aitti. Yemekhanede de bir tane var(dı). Onda da kutlayan millet kısmı yırtılmış Nobel ödüllü DNA tamircisi kimyager duruyor(du).

~~~

image

2 Comments

Filed under şey

İmlendiren

image

Ayrıca bkz. İmleten ve İmleyen ve İmlenen.

2 Comments

Filed under şey

İmleten

image

Ayrıca bkz. İmleyen ve imlenen.

3 Comments

Filed under şey

10 Ekim Ankara açıklaması – SYRIZA

SYRIZA; sendika, sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin katılımıyla Ankara’da düzenlenen Barış Mitingi’nde yaşanan çifte bombalı saldırının yıkıcılığını vurgular.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) üyelerinin ön buluşma noktasında gerçekleşen saldırıda en az 30 kişi yaşamını yitirmiştir.

Bu saldırı tesadüf eseri değildir. Derin devlet, asker ve polis eksenli olan, solun Kürt yanlısı, barış yanlısı olan kesimine yönelik daha önce onlarca saldırı olmuştur.

ERDOĞAN REJİMİ,TÜRKİYE VE BÖLGEDEKİ DEMOKRASİ, BARIŞ KARŞITI SALDIRILARIN SORUMLUSUDUR VE HESAP VERMESİ GEREKENDİR.

SYRIZA, bugünkü saldırıyı dolaysız bir şekilde kınar ve haksız bir şekilde yaşamını yitiren mücadelecilerin ailelerine başsağlığı diler.

Korku rejimine verilecek tek cevap; bölgemizde demokrasi ve barış yolundaki mücadelenin güçlendirilmesidir.

Bu akşam saat 18.00’de Syntagma’da düzenlenecek protesto gösterisine davet ediyoruz.

SYRIZA

syriza

Türkçesi: @SYRIZATurkiye

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Hiç — Depeche Mode

Duran hedef
Durur bekler
Beklentisi
Hiç
Hiç

Hayat
Sürprizlerle dolu
Tanıttığı
Hiç
Hiç

Ne yapmaya çalışıyorum
Ne demeye çalışıyorum
Sana anlatmaya çalıştığım şeyleri
Bilmiyor değildin
Bu sabah uyandığın zaman

Duran hedef
Durur dua eder
Tanrının dediği
Hiç
Hiç

Her zaman
İhtimalleri bilerek
Beklemeyi öğreneceğin
Hiç
Hiç

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Biyo-ahlak üzerine — Alenka Zupančič

Alenka Zupančič — 25 Şubat 2012 — philosophy.atmhs.com

alenka

Çağdaş ideolojik iklimde başımıza gelen bütün korkunç şeyleri nihayetinde olumlu bir şey —diyelim ki gelecek hayatımızda meyvesini verecek kıymetli bir tecrübe— saymamız mecburi olmuştur. Olumsuzluk, noksanlık, tatminsizlik, mutsuzluk, giderek daha çok ahlaki kusurlar —daha kötüsü, bizzat oluş halimiz veya yalın hayatımızda bir yozlaşma— olarak algılanıyor. Biyo-ahlak diyebileceğimiz şeyde (aynı zamanda his ve duygulara bağlı ahlakta) görkemli bir yükseliş var. Teşvik ettiği aksiyom şudur: kötü hisseden bir kişi kötü bir kişidir. Dolaysız hisler/duyumsamalarla, çağdaş ideolojik mutluluk retoriğine özgül rengini veren ahlaki değer arasındaki kısa devredir bu. Sesini yükseltmeye cüret edenlere karşı bu çok verimlidir. Olgu itibariyle mutlu olmadığını ve hayatındaki bütün hayal kırıklıklarını geleceğe yatırılacak olumlu tecrübelere dönüştürmeyi beceremediğini —veya daha kötüsü böyle bir derdi olmadığını— söylemeye cüret edenlere karşı, bu çok verimlidir.

Kendi başarısızlık ve talihsizliklerimizden her zaman sorumlu olduğumuzu söyleyen klasik girişimci formülünden önemli bir farkı var. Klasik formül yine ne olduğumuzla başarımızın simgesel değeri arasında belli bir aralığı imletir. En azından ilkede şunu imletir: başka türlü yapabilirdik ama yapmadık (ve bu yüzden mutluluk noksanlığımızdan sorumluyuz). Yukarıda bahsedilen biyo-ahlak, klasik sorumluluk mefhumunun yerine hasarlı veya yoz bir oluş mefhumu koyuyor: mutsuz ve başarısız olanlar bir şekilde zaten kendi yalın hayatları düzeyinde yozdurlar, ve bütün hatalı eylem veya eylemsizlikleri kendi kaçınılmaz zorunlulukları gereğidir. Başka deyişle buradaki mesele, başarı ve verimliliğin geç kapitalist sosyetemizin üstün değeri olmasından ibaret değildir (bu sosyetenin eleştirmenlerinden sıklıkla duyduğumuz gibi) — bunda hiçbir belirli yenilik yok; başarının (farklı tanımlarıyla) sosyal teşviki fi tarihinden beri varolmuştur. Mesele daha ziyade şu: başarı neredeyse biyolojik bir mefhuma dönüyor ve böylelikle özgün bir başarı ırkçılığının temeli oluyor. En yoksul ve en sefil olanlar artık sosyoekonomik bir sınıf olarak algılanmıyor, onun yerine neredeyse kendi başına bir –ırk– olarak, özel bir hayat biçimi olarak algılanıyor… Basit bir örneği alırsak: bir “başarılı sanatçı” TV gösterisine ziyaretçi olarak çağırıldığında, pratikte asla çalışmasına odaklanılmaz, onun yerine, ne tarzda yaşadığına, gündelik alışkanlıklarına, nelerden keyif aldığına vesaire odaklanılır. Teşhir etme merakından ibaret değildir bu; bize iki öğeyi sistemlice sunan bir yordamdır: bir yanda “Başarı”, öbür yanda bu başarıya tekabül eden hayat — tabii ki bu ikisi arasında güçlü ve dolaysız bir eşdeğerlik imletilir. Nesnel fazlalık/artakalan, maddi çalışmanın kendisi, daha en baştan elimine edilmiştir. Başka deyişle, hayat tarzlarımız, alışkanlıklarımız, hislerimiz, az çok kendimize özgü keyiflerimiz — bütün bunlar merakımızı tatmin etmek için incelemeye alınmış ‘özel meseleler’den ibaret değildir artık. Her türlü sosyoekonomik ve ideolojik farklılığın adım adım ‘insan farklılıklarına,’ oluşumuzun tam çekirdeğindeki farklılıklara dönüştürülmesine yol açan mühim kültürel katalizörlerden birisi olurlar, böylece yeni bir ırkçılığa zemin oluşturmaları mümkün olur.

1 Comment

Filed under çeviri

Çocuk zamanla — Deep Purple

Tatlı çocuk zamanla göreceksin çizgiyi
İyi ile kötü arasına çizilen çizgiyi
Şu kör adama bak dünyaya ateş eder
Mermiler uçar, insanlar ölür
Yaramazlık ettiysen ki etmişsin Allah bilir
Ve uçan çelik vurmamışsa seni
En iyisi sen gözünü kapat, başını eğ
Ve bekle sekmesini

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Kod Maymunu — Jonathan Coulton

Kod Maymunu kalk kahve al
Kod Maymunu işe git
Kod Maymunu orda sıkıcı toplantı
Ve sıkıcı yönetici Rob
Rob söyle Kod Maymunu çok gayretli
Ama onda çıktı berbat
Kod ne “işlevli” ne “özenli”
Kod Maymunu ne düşün?
Kod Maymunu düşün belki yönetici allahın cezası login sayfası kendi yazmak ister
Kod Maymunu yüksek sesle söyleme
Kod Maymunu deli değil, sadece gururlu

Kod Maymunu Fritos beğen
Kod Maymunu Tab ve Mountain Dew beğen
Kod Maymunu çok basit adam
Onda büyük sıcak tüylü gizli kalp:
Kod Maymunu beğen senin gibi
Kod Maymunu beğen senin gibi

Kod Maymunu giriş masa civarda takıl
Sana söyle süeterin güzel
Kod Maymunu sana soda alma teklif et
Sana kupa getir, sana buz getir
Sen söyle yok teşekkürler soda için çünkü
Soda seni şişman yapar
Zaten sen telefonla meşgul
Sohbet için zaman yok
Kod Maymunu uzun yürü dön kendi kübik otur çalışır gibi yap
Kod Maymunu pek doğru düşünmez
Kod Maymunu pek iyi hissetmez

Kod Maymunu Fritos beğen
Kod Maymunu Tab ve Mountain Dew beğen
Kod Maymunu çok basit adam
Onda büyük sıcak tüylü gizli kalp:
Kod Maymunu beğen senin gibi
Kod Maymunu çok beğen senin gibi

Kod Maymunu onda her türlü sebep
Bu yerden gitmek için
Kod Maymunu sadece çalışmaya devam et
Senin tatlı güzel yüzünü gör
Daha ziyade uyan, kahveli kek ye
Banyo yap, biraz uyu
Bu iş “yaratıcı yoldan tatmin eder”
Amma çok zırvalık
Kod Maymunu düşün bir gün herşeye sahip hatta senin gibi güzel kız
Kod Maymunu sadece bekle şimdilik
Kod Maymunu söyle bir gün, bir şekil

Kod Maymunu Fritos beğen
Kod Maymunu Tab ve Mountain Dew beğen
Kod Maymunu çok basit adam
Onda büyük sıcak tüylü gizli kalp:
Kod Maymunu beğen senin gibi
Kod Maymunu beğen senin gibi

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

İmleyen ve imlenen

imleyen-imlenen

4 Comments

Filed under şey

Nişan Altında Bedenler: Canlı Kalkanları Anlama Çabası

Bir süre önce Judith Butler Canlı Kalkanlarla ilgili tarihi bir konuşma verdi. Çeviri metin içinde Butler’ın konuşmasının bağlantısını bulabileceksiniz. Kısaca, Butler konuşmasında devletin ve organlarının sadece savaş ve çatışma bölgelerinde değil aynı zamanda olağan hal bölgelerinde de sivilleri nasıl hem sivil zaiyat hem de canlı kalkan olarak “değerlendirdikleri”ne dikkat çekiyor. Butler çatışma ortamlarında işine geldiğinde sivil zayiattan, yine işine geldiğindeyse canlı kalkan kullanımından faydalanan askeri zihniyeti ile şehir sokaklarında sivillere ateş eden polis zihniyeti arasındaki neoliberal koşutluğu vurgularken siyasi ve ekonomik hesaplamalar dahilinde bazı hayatların diğerlerine kıyasla daha önemli olduğuna yönelik gerçeklikle bizleri yüzleştiriyor. Ana akım medyada bu haberlerin aktarımı sırasında oluşturulan söylemselliğin her insanın eşdeğerliğini göz ardı etmeye yol açacak bir insanlık ihlali olduğunu vurguluyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri