Tag Archives: “Sana Tahammül Ediyorum”

Yersiz Kitaplar 24 tane oldu

24 tane olmaları vesilesiyle Yersiz Kitaplar’ı hatırlatıyorum. Çünkü 24 ikiye de bölünebilir, üçe de bölünebilir. Hatta ikiye art arda üç kez bölünebilir.

Ama karışıklık olmasın: Üç kez ikiye bölünmesinin üçe bölünmesiyle hiçbir alakası yoktur. Üç kez ikiye böldükten sonra isterseniz üçe bölebilirsiniz, istemezseniz bölmezsiniz. Bölünmemiş halde kalır.

Continue reading

1 Comment

Filed under kitap

“Sana Tahammül Ediyorum” — çeviri derlemesi

tahammul-kapakSon versiyon: 29 Mayıs 2016

(117 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Çantanın dışarması meselesi

KAyıplı olmak (Jacques Lacan)

“Arzumu pompalayan sen, sen kötü ruhsun, geri git” (Anaëlle Lebscovits-Quenehen)

Kuzgun (Edgar Allan Poe)

İşte böyledir (Led Zeppelin)

Kahraman Kadının Seferi (Konstantinos Dimopoulos)

Blackwell sona yaklaşırken, Wadjet Eye bundan sonra ne yapacak? (Mike Rose)

Wadjet Eye’ı n distopik macerası Shardlight’ın yapımı

İşçiler İlerlemekte: Özel Edisyonla Daha Zor İlerleyin (Konstantinos Dimopoulos)

Büyük İskender (Iron Maiden)

Mecaz üzerine (Jacques Lacan)

Yasaya rağmen Lacan (Jacques-Alain Miller)

Otoyol (Jacques Lacan)

Otomobil ve Homo Psychologicus (Jacques Lacan)

Deja Vu (Iron Maiden)

Psikoloji nedir? (Georges Canguilhem)

Cennete Giden Merdiven (Led Zeppelin)

Irmağın kenarında (Anonim)

Boston Mayıs Günü 2016

Boston Psikanaliz Yüksek Okulu Öğretim Üyesi, APA ve işkence konulu New York Times makalesinde tanıtılan raporun yazarlarından birisidir

Çekmeli Dönmeli Kapılar (Radiohead)

Vergici (The Beatles)

Nüremberg Kodu

Tek bir Sansar Dünyanın En Güçlü Parçacık Çarpıştırıcısını Çökertti (Rachel E. Gross)

Planck ölçeği (Rashmi Shivni)

Rubik Kübikleri Üstüne Rubrik (Claude E. Shannon)

Britanya Sahilinin Boyu Ne Kadar? (Benoit Mandelbrot)

İnanılmaz (Guido Menzio)

Daha Işık Olsun (Pink Floyd)

Gevrekler Canlanmış! (Amber A’Lee Frost)

Cinsel fark üzerine (Slavoj Žižek)

Muamma: Şifreleme ve Cinsel İlişki (Scott Wilson)

Genç kız üzerine (Tiqqun)

Boş ve anlamdışı (Slavoj Žižek)

İnternete Övgü (Bertolt Brecht’ten bozarak)

Yazılarımı neden yazdım (Jacques Lacan)

Dolu konuşma (Jacques Lacan)

Konuşma üzerine (Maria Aristodemou)

Büyük Adalet Şöleni : Great Justice Fest (Metris Üniversitesi)

Suriçi acele

6 Comments

Filed under çeviri, kitap, oyun

Yasaya rağmen Lacan — Jacques-Alain Miller

Bu “yasaya rağmen” ne anlama gelir, eğer ciddiye alacaksak? Lacan ihlalciliğini gururla ilan etmiştir, ve o ihmalciyi oynar, işe yaramazı, serseriyi oynar. Genet, hatta belki Rimbaud buna başka adlar verirdi. Lacan, o halde, ilk başta, öğretisinin en başında, Ödipal yasanın merkezi olan “Babanın-Adı”nı icat edendir, ama kendinin de yasaya rağmen olduğunu söylemeden ortadan kaybolmak istemez.

Lacan aslına bakılırsa yasaya kafa tutan biriydi, en küçük detaylarına kadar.

Lacan yanınızda yolcu koltuğunda otururken arabayı sürmek hiç başınıza gelmemiştir, ama bilmelisiniz ki, onun “kesinlikle tahammül edilemez” bulduğu bir şey varsa, o da kırmızı ışıklarda durmaktı. Onun hatırı için kırmızı ışıklarda geçecek kadar ileri gitmedim, ki kendi sürdüğünde bunu hep yapardı, ama hep yeşil ışığa denk gelmeye uğraşırdım. Ama bir seferinde, iskelelerde, rue de Lille yakınlarında, kırmızı ışıktan kaçamadım. O zaman Lacan yetmişbeş ya da yetmişaltı yaşındaydı. Kapıyı açtı, dışarı adım attı, yaya yoluna çıktı, ve kendi başına devam etti, ağır ağır yürüdü, adeti olduğu gibi başını eğerek. Oğlak burcudur, Capricorn, ve bu burçta olanların tabiatına dair yapılan tarifler, her astroloji çalışmasında, ona eldiven gibi uyar. Işıkların öbür tarafında onu arabaya geri bindirmeyi becerdim. Ama bu akıldışı görünen davranışı onun yasaya rağmen‘inin bir formülden ibaret olmadığını çok iyi gösteriyor. Durdurucu tüm işaretler karşısında saf ve basit bir tahammülsüzlüğü var gibiydi. Bu, denebileceği gibi, onun katlanılmaz olanıydı, onun kendi gerçeğiydi.

Kızının bana anlattığı da şöyle.

Kuzey İtalya’dan onu alıp Uluslararası Psikanaliz Derneği Kongresi’nin yapıldığı Stockholm’e onu arabayla götürüyor. Yıl 1963, kongrenin konusu dişi cinselliği; Lacan’ın yürütme oturumundaki yerini İdareci kaldırıyor, Dolto’yla birlikte, bu da onun “afarozu” olacak, Lacan’ın sonraki yıl diyeceği gibi. Judith çok iyi araba sürer, düzenli, ortalama bir hızda, ve babası memnundur, mutludur. Kızı onun kırmızı ışıklara dayanamadığını bilir, bu yüzden, hiç rastlamayacak şekilde ayarlar. 500 kilometre boyunca mucize gibidir: tek bir kırmızı ışık bile yok! Kız hoşnuttur. Langres’dan çıkarken bir demiryolu geçidine gelirler: bir tren geliyordur, bariyer iniyordur. Ve Lacan şöyle der: “Seni bunca yoldan hiç getirmemeliydim.”

İnsanlar Lacan gibi davranacak diye korkmalı mıyım? Ötekiyle böyle bir ilişki, yasaklarının en meşrusuyla, böyle bir sabırsızlık ilişkisi, herkese verilmemiştir. Burada bulduğunuz etik çok sıradışı bir oluş şeklini adlandırır. Lacan Sainte-Anne Hastanesi’nde tıp stajı yaparken kendi uydurup personel odasının duvarına astığı sloganı alenen nakletmiştir: “Deli olmayı dileyerek deli olunmaz.” Bir doktor, psikiyatrist, profesör, itfaiyeci olmak – bunları insan fiilen dileyebilir, ama deli olmak oluşun başka bir boyutudur. O halde, Lacan olmayı dileyerek de Lacan olunmaz.

Lacanian Ink 39, “Lacan’ın Hayatı” makalesinden (2011)

1 Comment

Filed under çeviri

Blackwell sona yaklaşırken, Wadjet Eye bundan sonra ne yapacak? — Mike Rose

Mike Rose — 4 Nisan 2014 — gamasutra.com

blackwell20e

Dave Gilbert hayatının son sekiz yılını nakite çevirmek üzere. Yayınladığı Blackwell dizisinin beşinci ve son bölümü The Blackwell Epiphany‘yi [Blackwell Tezahürü] 24 Nisan’da çıkaracak, ve hayatının bu dolambaçlı uzun faslı nihayet devamına erebilecek, sanki bizzat Joey ile Rosa ona laf anlatırlarmış gibi.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, oyun

Kahraman Kadının Seferi — Konstantinos Dimopoulos

heroinesquest_header

Güzel bir maceranın başlangıcı işte buna benzer.

Konstantinos Dimopoulos — 15 Ekim 2014 — rockpapershotgun.com

Bu yılki İhtişam Seferi [Quest for Glory] (yani Sierra’nın Kahraman Seferi [Hero’s Quest]) dirilmeleri, yeniden hayal etmeleri, yeniden ziyaret ve yeniden yapımları arasında Kahraman Kadının Seferi: Ragnarok Habercisi‘ne [Heroine’s Quest: The Herald of Ragnarok] utanmazca aşık oldum. Bencillikten uzak eski moda kahramanlık üzerine çok hoş bir oyun bu, İhtişam Seferi’nin ruhunu dahice yakalıyor. Bizzat menkıbenin [saga] kendi sonuncu bölümünün aksine, öncüllerindeki standartlara gururla kafa tutan bir macera bu.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, oyun

İşçiler İlerlemekte: Özel Edisyonla Daha Zor İlerleyin

wipsegl

Konstantinos Dimopoulos — 16 Mart 2016 — gnomeslair.com

Bir süre önce duyurmuştum ve sonunda oldu. Huzzah! Hemencecik ve mümkün olan en sihirli yoldan yepyeni İİ geldi ve artık o bir İİ değil, o yüzden, lütfen, İşçiler İlerlemekte: Özel Edisyon — Daha Zor İlerlemekte‘ye hoşgeldin demek için biraz zaman, oynamak içinse daha çok zaman ayırınız. Benzersiz bir Yunanistan’ın-işçi-sınıfı-ol simülasyonudur, ve lectronice‘in şaşırtıcı twine güçleri sayesinde çok güzel ve cilalı bir metin tabanlı oyundur.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, oyun

Gevrekler Canlanmış! — Amber A’Lee Frost

Sol Forum’a katılmamak üzerine

4321931167_9850c1b148_z

Sol Forum 2015’in mekanı, John Jay Ceza Hukuku Koleji (en bilinen adıyla “polis okulu”). / Vitor Pamplona

Amber A’Lee Frost — 12 Haziran 2015 — thebaffler.com

Birkaç hafta önce Manhattan’da yüzlerce sosyalist, komünist, anarşist, ve hatta birkaç eli yüzü düzgün “küçük-d” demokrat ayak sürüyerek Sol Forum 2015‘un uygunsuz mekanı John Jay Ceza Hukuku Koleji’ne (ironiktir, en bilinen adıyla “polis okulu”na) geldi. Eğer radikal politik sempozyumlardan habersizseniz, Sol Forum artık işlemeyen Sosyalist Okullular Konferansı’ndan (SSC: Socialist Scholars Conference) evrildi, 1960’lardaki ilk SSC tükendikten sonra 1981’de tekrar kurulmuştu. SSC, Birleşik Devletler’deki en geniş, en öne çıkan solcu zirve oldu, gerçi ulus çapında üniversite kesintileri zamanla faaliyetin hem bütçe hem de personelini daralttı. 2004’te Sol Forum diye yeniden adlandırıldı ve halen büyük bir kitle çekmekte: 1300 konuşmacı ve dört yüz faaliyetiyle iftihar eden bu yılki muhabbetin göze çarpan başlığı “Adalet Yoksa Barış Da Yok: Kapitalizm ve Demokrasinin Krizleriyle Yüzleşmek”ti.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, deneyim

Muamma: Şifreleme ve Cinsel İlişki — Scott Wilson

enigma

Scott Wilson — 14 Mayıs 2016 — thelacanianreviews.com

“Bilinçdışı … şifrelenecek [se chiffre] bir şey değil, şifresi çözülecek [se déchiffre] bir şeydir. Yani: keyfiyetin kendisidir.” Jacques Lacan, Televizyon. 18-19.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Otomobil ve Homo Psychologicus — Jacques Lacan

1 Comment

Filed under şey

“Arzumu pompalayan sen, sen kötü ruhsun, geri git” — Anaëlle Lebovits-Quenehen

Lacancı olarak şunu öne sürelim: Lacan’ın şeytanlığı, karşısına çıkan herkesi Che vuoi? (Ne istiyorsun? Ne arzu ediyorsun?) sorusunu yanıtlamaya kışkırtmasından gelir. [*]

Sorgulayanla yüzleşince çıkan birçok seçenek vardır: 1) bütün meseleyi gözardı edip uzaklaşıp gidilebilir, 2) reddedilmiş bir nesne gibi geride bırakılabilir, büyük vaatler gibi ya da orada olduğu bilinen bir ışık gibi, diğerleriyle birlikte zamanı gelince yararlı olacağı bilinen bir ışık gibi geride bırakılabilir, 3) hayatınızı onun aydınlattığı meseleyle uğraşarak harcayabilirsiniz, ona daha yakından bakabilirsiniz.

Eş-adlı olmaları cins olan şeytanla tür olan şeytan arasındaki belirgin ayrımı örtmemeli. Şeytan, kötü ruh, kendi arzumuzla ilgili kendimizi sorgulamamıza yol açan şeytanlığın olası versiyonlarından sadece birisidir. Cins ve türün birleşeceği nokta, ancak, tarzıyla bizi maruz bıraktığı “Que vuoi?” [sic] ile yüzleşildiğinde belirebilecek tek cevapla gelir: “beni sorgulayan sen, arzumu pompalayan sen, sen kötü ruhsun: vade retro [geri git].” Böylece şeytanın gereksindiği yanıt yerine – “arzumun adlandırdığı şey budur” – bu cevap gelir: “beni sorgulayan sen kötüsün.” Böylece kötülüğün bedenlenmesi olan şeytan hatalı [wrong] zihinlerin yaratımı olur.

Ve evet, şeytan ayrıntılarda gizli olduğuna göre, Lacan’ın eleştirmenleri, ama hayranları da, şeytanı çoğu zaman tarzında ve gösterdiği şeyde – güçlü bir zihin, üstün bir analist – buluyor.

Lacan kimilerine bir deve kılığı altında gözüküyor. Ama onu olduğu gibi tanıyabilirler mi?

Lacanian Ink 39, “Lacan, Şeytan” makalesinin son kısmı, EN: Asunción Alvarez (2011)

[*] Cazotte’nin Diable amoureux’suna atıf yapılıyor, bizzat Lacan kendisinin zaman zaman bedenlendirdiği bu karakterden bahseder.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri