Tag Archives: Slavoj Žižek

Joker üzerine devam: Apolitik nihilizmden yeni bir sola ya da Trump neden bir Joker değil? — Slavoj Žižek

11 Kasım 2019

Türkçesi: Serap Güneş, Işık Barış Fidaner

Todd Phillips’in Joker’i gibi bir film yapmanın mümkün olduğu bir Hollywood’u ve filmi mega bir gişe rekortmeni yapan kamuoyunu takdir ederek başlamalı söze. Ancak, filmin popülerliğinin sebebi, üst-kurgusal boyutunda yatıyor: Batman hikayesinin karanlık başlangıcını anlatıyor, öyle bir başlangıç ki, Batman mitinin iş görebilmesi için görünmez kalmak zorunda. Joker’i Batman mitine bu referans olmadan, düşürüldüğü kurban durumundan kurtulmak için palyaço maskesini benimseyen bir çocuk olarak hayal etmeye çalışalım. Olmaz, bir başka gerçekçi dramdan ibaret kalır. Şunu da hatırlayın: Time Out, Joker’i “gerçek anlamda kâbus gibi bir geç kapitalizm vizyonu” olarak tanımladı ve onu “toplumsal korku filmi” kategorisine soktu. Bu, yakın zamana dek hayal edilemez bir şeydi: toplumsal sefaletin gerçekçi bir tasviri ile düşlenmiş dehşet şeklindeki birbirinden apayrı iki janrın bileşimi; elbette, ancak toplumsal gerçeklik dehşet kurgusu boyutlarına ulaştığında işe yarayan bir bileşim.[1]

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Transgender dogma naif ve Freud’la uyumsuzdur — Slavoj Žižek

iStock-955807442

30 Mayıs 2019

life.spectator.co.uk

Türkçesi: Işık Barış Fidaner, Serap Güneş

LGBT+ partizanları psikanalize eski moda deyip geçmeyi sevseler de, birçoğu temel Freudcu içgörülerin süregiden bastırılmasına tamamen katılırlar.* Psikanalizin bize öğrettiği bir şey varsa o da insan cinselliğinin içkin olarak sapkın olduğudur, sadomazoşist dönüşler ve iktidar oyunlarıyla sarılı olduğudur, orada hazzın acı ile ayrılmazca bağlandığıdır. Birçok LGBT+ ideologunda bulduğumuz fikir bu içgörünün tam tersidir, buna göre cinsellik ataerkil ya da ikici baskı ile bozulmazsa, hakikî benliklerimizin sahici ifadesinin mutlu bir alanına döner.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Peki ya başarırsak? — Slavoj Žižek

Kapitalizmin dışındaki ilk ‘özgürleştirilmiş alan’, kapitalist devletlerin zincirini ilk kez kıran iktidara geliş olarak Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılını düşünürken çıkarılacak ders şudur: Onu hep iki uç arasındaki orta (dolaylayıcı) aşama olarak görmeliyiz: bir yanda kapitalist toplumun antinomik yapısı, ki Komünist hareket oradan çıkmıştır; öbür yanda Komünist devlet iktidarının bir o kadar antinomik olayları, ki Çin Kültür Devrimi’nin çıkmazına götürmüştür. İktidara geldikten sonra, yeni iktidar yeni toplumu örgütlemenin muazzam görevi ile karşılaşır. Ekim Devrimi’nin arifesinde Lenin ile Troçki arasında geçen konuşmayı hatırlayın: Lenin “Ya başaramazsak bize ne olacak?” dedi. Troçki yanıtladı: “Peki ya başarırsak ne olacak?”

Bugün, bu soruya kilitlenmiş haldeyiz.

Slavoj Zizek, Güpegündüz Hırsız Gibi, Giriş bölümü

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under çeviri

Cinsiyet farkının mantığı üzerine — Slavoj Žižek

İki cinsiyet arasındaki farkı sürdüren şey, doğrudan simgesel karşıtlıklar dizisine (eril Akla karşı dişil Duygu, eril Faaliyete karşı dişil Edilgenlik, vb.) müracaat değil, bir ve aynı simgesel özelliği (esasen “iğdiş”i) üstlenme eylemindeki gerekli bağdaşmazlıkla başetme yolundaki farktır.

Erkeğin temsil ettiği Logos’a karşı dişi olan Duyguları vurguluyor değildir; daha ziyade, erkeğe göre, tüm gerçekliğin bağdaşır ve tutarlı evrensel ilkesi olan Logos, gizemli, telaffuz edilemez, teşkil edici ve istisnai bir X’e dayanır (“konuşulmaması gereken şeyler vardır”), kadında ise istisna yoktur, “her konuda konuşulabilir,” tam da bu nedenle Logos’un evreni bağdaşmaz, tutarsız, dağınık, “herşey-değil” olur.

Veyahut bir simgesel sıfatın üstlenilmesi bakımından, bu sıfatla mutlak olarak özdeşleşme ve onun için herşeyi tehlikeye atma (davası için ölme) eğilimindeki erkek, yine de sıfatından ibaret olmadığı, giydiği “toplumsal maske”den ibaret olmadığı, onun altında “gerçek bir kişi” bulunduğu efsanesine dayanır; kadında ise, aksine, katı ve koşulsuz bağlılık yoktur, herşey esasen bir maskedir, ama tam da bu nedenle, “maskenin arkasında” hiçbirşey yoktur.

Veyahut, aşk bakımından: aşık bir erkek aşkı uğruna herşeyi vermeye hazırdır, sevilen mutlaklaştırılır, koşulsuz Nesne olur, ama tam da bu nedenle, kamusal veya meslekî davası için onu feda etmeye yönelir; kadın ise tamamen, kısıtsız ve tereddütsüzce aşkın içine girmiştir, oluşunda aşkla boyanmamış hiçbir boyut yoktur—ama tam da bu nedenle, ona göre “aşk herşey-değil”dir, aşka daima tekinsiz bir aslî kayıtsızlık eşlik eder. Byron’un sözleriyle: “Erkeğin aşkı erkeğin hayatında ayrı bir şeydir,/Kadının ise tüm varoluşudur” (Don Juan)

Slavoj Žižek, Incontinence of the Void

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under çeviri

Kamuoyuna kötü haberleri verme hakkı kimdedir? — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 23 Ağustos 2018 — rt.com

On yıl önce WikiLeaks bomba gibi düştüğünde, internetin hakikaten açık bir toplum yaratabileceği zannedildi kısa bir süreliğine. O zamandan beri Ağbi [Big Brother] ona karşı savaşıyor.

Dijital medyada artan denetime ilişkin şikayetler işitiyoruz artık her gün, çoğu zaman da konseptin kaynağında regülasyonsuz herkese-serbestlik olduğuna inandığı görülen insanlardan.

Fakat gelin internetin kaynağını hatırlayalım. 1960’larda BE [Birleşik Eyaletler] Ordusu, eğer bir küresel nükleer savaş olur da komuta merkezini yok ederse, hayatta kalan birimler arasında haberleşmenin nasıl sürdürüleceğini düşünüyordu. Sonuçta (yok edilen) merkezi atlayıp dağınık birimleri yanal olarak birbirine bağlama fikri ortaya çıktı.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri

Isı dalgasında filozof olmak neden özellikle dayanılmazdır — Slavoj Žižek

Hava sıcaklığından dikkatinizi uzaklaştırmak için kuramsal spekülasyonlarda kendinizi kaybettiğinizde klasik bir Freud vakası olduğunuzu fark edersiniz.

Slavoj Žižek — 3 Ağustos 2018 — independent.co.uk

Isıdan nefret ederim. Bugünlerde Norveç’in kuzeyinde Kuzey Kutbu tarafındaki Svalbard adalarında olmayı hayal ediyorum. Ama evimde kaldığım için yapabildiğim tek şey klimayı açmak ve okuma yapmak … tabi ki süren ısı dalgaları ve küresel ısınma hakkında.

Tam da okunacak konu. 50°C’ı aşan sıcaklıklar artık çok haber olmuyor, Emirlikler’den güney İran’a kadarki hilal üzerinde, Hindistan’ın bazı yerlerinde, Ölüm Vadisi’nde süreklileşmiş, şimdiyse öğreniyoruz ki gidişat çok daha karanlık, sadece çöl bölgelerini tehdit etmiyor. Vietnam’da birçok çiftçi dayanılmaz ısı yüzünden gündüz boyunca uyuyup gece çalışmaya karar veriyor.

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan-Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 20 Eylül 2018’de yayınlanacak — penguin.co.uk

cover
Son yıllarda tekno-bilimsel ilerleme dünyamızı tümüyle değiştirmeye –neredeyse tanınmayacak hâle getirmeye– başladı. Bu sıradışı yeni kitapta ünlü filozof Slavoj Žižek Büyük Teknoloji’nin cesur yeni dünyasına dönüp bakıyor ve her yeni inovasyon dalgasıyla kendimizi Marx’ın ‘katı olan herşey buharlaşıyor’ tahmininin harfiyen gerçekleşmesine daha da yakınlaşmış bulduğumuzu ortaya koyuyor. Çalışmanın otomatikleşmesi, paranın görcülleşmesi [virtualisation], sınıf topluluklarının dağılması ve maddi olmayan entelektüel emeğin yükselişiyle birlikte küresel kapitalist yapı parçalanmaya başlıyor, öncekinden daha bile hızlı bir şekilde – ve şimdi tamamen yok olmanın eşiğinde.

Ama bunun ardından ne gelecek? Sürekli toplumsal-teknolojik çalkantı karşısında herhangi bir sahici değişim nasıl gerçekleşebilir? Böyle bir bağlamda, Žižek’e göre, hiçbir büyük toplumsal galibiyet olamaz – çünkü süren devrim, güpegündüz hırsız gibi, zaten sahneye çıkmıştır, gözümüzün önünde çalmaktadır. Şimdi yapmamız gereken uyanmak ve onu görmektir.

Her zamanki aciliyetle, Güpegündüz Hırsız Gibi günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemeleriyle ortaya atılan yeni tehlikelerin yanısıra radikal imkânları da aydınlatıyor, bunun hepimiz için elektrikleyici imletimlerini aydınlatıyor.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri, kitap

Marx Bugün: Son Yakındır… Ancak Bizim Hayal Ettiğimiz Gibi Değil — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 30 Nisan 2018 — thephilosophicalsalon.com

Erivan radyosu hakkında eski ve lezzetli bir Sovyet fıkrası vardır: dinleyici sorar “Rabinoviç’e piyangodan yeni bir araba çıktığı doğru mu?”, radyo da yanıtlar: “İlke olarak evet, doğru, ancak yeni bir araba değil eski bir bisikletti, ve ona çıkmadı ondan çalındı.” Bugün, doğumundan 200 yıl sonra, Marx’ın öğretisinin kaderi için de aynısı geçerli değil mi?

Erivan radyosuna soralım: “Marx bugün hâlâ gerçel [actual] midir?” Yanıtı tahmin edebiliriz: ilke olarak evet, kapitalist dinamiklerin onun çok iyi tarif ettiği çılgın dansı ancak bugün doruk noktasına ulaşmıştır, aradan geçen bir buçuk yüzyıl sonra, fakat… Gerald A. Cohen klasik Marksist işçi sınıfı mefhumunun dört özelliğini saymıştır: (1) toplumun çoğunluğunu teşkil eder; (2) toplumun zenginliğini üretir; (3) toplumun sömürülen üyelerinden oluşur; (4) üyeleri toplumdaki muhtaç insanlardır. Bu dört özellik bileştiği zaman iki özellik daha çıkar: (5) işçi sınıfının devrim ile kaybedeceği hiçbir şeyi yoktur; (6) işçi sınıfı toplumun devrimci dönüşümüne kalkışabilir ve kalkışacaktır. [1] İlk dört özelliğin hiçbiri bugünkü işçi sınıfına uymaz, o yüzden 5. ve 6. özellikler de çıkamaz. (Kimi özellikler bugünkü topluma kısmen uymaya devam etse bile artık tek bir failde toplanmazlar: toplumdaki muhtaç insanlar artık işçiler değildir, vb.)

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Literatür ve artı-Bir üzerine — Slavoj Žižek

Ele alınan bir şey (ya da süreç) kendi başlangıç noktasına dolaysızca denk geldiğinde (geri düştüğünde), kendi kaybı ile tamamen örtüştüğünde Mutlak olanın bakış açısına ulaşırız.

İşte bu yüzden mutlak geritepmenin ortamı simgesel düzendir: her varlık ancak kendi kendisinden “geritepme” yoluyla kendi olduğu şey olurken, simgesel düzen doğrudan doğruya bu geritepmenin yapısıdır – orada, bir şey kendi işaretinde yok olmak yoluyla kendi olduğu şey olur. Eğer literatürü mümkün olan en geniş anlamda, her tür anlatıya alenî veya örtük bütün başvuruların alanı olarak tanımlarsak, diyebiliriz ki literatür olmayan hiçbir şey yoktur – literatür bir tür evrensel ortam hizmeti görür, en yoğun ve şiddetli siyasî ve askerî mücadeleyi bile ideolojik efsanelere başvurular kateder ve sürdürür. Fakat, tam da her şey literatür olduğu ölçüde, literatür aynı zamanda kendi içinde hiçbir şey değildir: asla literatür olarak mevcut olmaz, her zaman geri çekilmiş, saflığından yoksun bırakılmıştır, toplumsal ve siyasî mücadeleler, ekonomik çıkarlar, erotizm vb. onu katetmiş ve çarpıtmıştır. Toplumsal hayatın her sahası hakkında benzer bir iddiada bulunabilirmişiz gibi gözükebilir (ekonomi de evrensel değil midir ve aynı şekilde tüm diğer çeperlerce –hukuk, ideoloji, hususî travmalar ve çıkarlar– sarılmış değil midir, öyle ki ekonomik olmayan hiçbir şey yoktur, “saf” ekonomi diye bir şey yoktur?); fakat, “literatür” (anlatıların simgesel çeperi) burada biriciktir çünkü ekonomi veya hukuk gibi özel bir çeper değildir, toplumsal hayat alanının tamamını yapılandıran bir ortamdır.

“Mutlak geritepme”deki “mutlak” sıfatının, Mutlak olana hiçbir doğrudan erişimin olmadığını söyleyen, ona ancak geritepme içinde, bir mesafe üzerinden, hep kavrayışımızı aşan aşkın X olarak yaklaşılabildiğini söyleyen standart görüşün aksine, katı Hegelci anlamda alınması mühimdir. Hegelci bakış açısından, Mutlak olanın bu geritepmeden başka hiçbir şey olmadığını, geri çekildiği şeyi yaratan bu karşı-hareketten başka hiçbir şey olmadığını eklemek gerekir sadece – “mutlak” olan işte bu ondan geri çekilme ile onu yaratma arasındaki denk gelmedir. Bir’in özdeşliğine dair Hegelci mefhumu da işte böyle anlamalıyız, işte bu yüzden Hegel’e göre özdeşlik “düşünümsel/yansımalı bir belirlenim”dir. Bir hakkında bir yapısökümcü, kendini bir olarak gerçelleyemeyeceğine dair, indirgenemez çokluğun izlerince çoktan katedilmiş olduğuna dair, Bir’in hep “Bir’den fazla” (ama İki olmadan) olduğuna, onun Bir’liğini boşa düşüren bir özellik veya iz eklendiğine vb. dair sonu gelmez çeşitlemeler sunacaktır. Böyle bir yapısökümcü prosedüre spekülatif Hegelci yanıt, Bir’in yine de tüm çokluğu “dolaylayan” ve “kapsayarak aşan” kapsayıcı birlik olduğu değildir, çok daha radikal bir hamledir: Bir kendi içinde bir “artı-Bir”dir (ya da daha çok bir “fazla-olan-Bir”dir, le-plus-Un), ek bir özelliktir, birleştirdiği şeye kendini ekleyen bir şeydir.

Slavoj Žižek 2014 Mutlak Geritepme

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: İsteyen “literatür” yerine “edebiyat” diye de okuyabilir.

1 Comment

Filed under çeviri

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi? — Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi IJŽS

IJŽS-Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi?

Konuk Editör: Slavoj Žižek

Gönderimler:
Kaynakçalı özetler, 16 Mart; Tam makaleler, 15 Haziran 2018.

Son birkaç yıldır Slavoj Žižek’e yönelen saldırılar ve kaynakları giderek çoğaldı. Siyasette Donald Trump’la ilgili konumu yüzünden, mültecilere dönük insanî yaklaşımı eleştirmesi yüzünden, LGBT+ hareketine dönük daha nüanslı yaklaşımı vb. yüzünden kınandı. Psikanaliz alanında Jacques-Alain Miller etrafındaki Lacancılar Žižek aleyhine şiddetli bir kampanya başlattılar, onu düzenbazlıkla itham ettiler. Felsefe alanında yeni gerçekçilik biçimleri (“nesne-yönelimli ontoloji”) Žižek’in düşüncesini hâlâ aşkınsal öznelliğe dayandığı için reddediyor. Žižek’e dönük saldırılarda çoğu zaman neredeyse hiç duyulmamış şahsî acımasızlık karakteri var (Chomsky; Žižek’i kamusal uzamdan “silme” kampanyası), ayrıca bu saldırılara Žižek’in kamusal medyadan giderek daha çok dışlanması eşlik ediyor – artık onun yorumları ve yazıları LRB’de, Guardian’da, In These Times’da vb. okunamıyor.

Küçük şahsî atışmalara kaptırıp gitmek yerine, şu soru sorulmalı: Bu süren çatışmada gerçek mesele nedir? Felsefî ve siyasî olarak bu çatışma neyi imletir? Fikir, Žižek’in sorunlu ve bölücü bir figür olarak ortaya çıkışının farklı yönleriyle iştigal etmeye Žižek’in meslektaş ve eleştirmenlerini davet etmek, sonra da Žižek’in kendisinin bu toplanan metinlere yanıt vermesine izin vermektir. Böyle bir IJŽS sayısı çok önemli bir rol oynayabilir çünkü günümüz felsefesi ve Solcu düşüncesini kateden esas çatışkıları görünür kılacaktır.

Şayet bir makale göndermeyi düşünürseniz lütfen “CFP: WHAT WENT WRONG WITH ŽIŽEK?” yazarak IJŽS’ye bir Özet gönderiniz.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

FB_IMG_1517670247574

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri, bilim, dergi