Tag Archives: Slavoj Žižek

Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan-Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 20 Eylül 2018’de yayınlanacak — penguin.co.uk

cover
Son yıllarda tekno-bilimsel ilerleme dünyamızı tümüyle değiştirmeye –neredeyse tanınmayacak hâle getirmeye– başladı. Bu sıradışı yeni kitapta ünlü filozof Slavoj Žižek Büyük Teknoloji’nin cesur yeni dünyasına dönüp bakıyor ve her yeni inovasyon dalgasıyla kendimizi Marx’ın ‘katı olan herşey buharlaşıyor’ tahmininin harfiyen gerçekleşmesine daha da yakınlaşmış bulduğumuzu ortaya koyuyor. Çalışmanın otomatikleşmesi, paranın görcülleşmesi [virtualisation], sınıf topluluklarının dağılması ve maddi olmayan entelektüel emeğin yükselişiyle birlikte küresel kapitalist yapı parçalanmaya başlıyor, öncekinden daha bile hızlı bir şekilde – ve şimdi tamamen yok olmanın eşiğinde.

Ama bunun ardından ne gelecek? Sürekli toplumsal-teknolojik çalkantı karşısında herhangi bir sahici değişim nasıl gerçekleşebilir? Böyle bir bağlamda, Žižek’e göre, hiçbir büyük toplumsal galibiyet olamaz – çünkü süren devrim, güpegündüz hırsız gibi, zaten sahneye çıkmıştır, gözümüzün önünde çalmaktadır. Şimdi yapmamız gereken uyanmak ve onu görmektir.

Her zamanki aciliyetle, Güpegündüz Hırsız Gibi günümüzün teknolojik ve bilimsel ilerlemeleriyle ortaya atılan yeni tehlikelerin yanısıra radikal imkânları da aydınlatıyor, bunun hepimiz için elektrikleyici imletimlerini aydınlatıyor.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap

Marx Bugün: Son Yakındır… Ancak Bizim Hayal Ettiğimiz Gibi Değil — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 30 Nisan 2018 — thephilosophicalsalon.com

Erivan radyosu hakkında eski ve lezzetli bir Sovyet fıkrası vardır: dinleyici sorar “Rabinoviç’e piyangodan yeni bir araba çıktığı doğru mu?”, radyo da yanıtlar: “İlke olarak evet, doğru, ancak yeni bir araba değil eski bir bisikletti, ve ona çıkmadı ondan çalındı.” Bugün, doğumundan 200 yıl sonra, Marx’ın öğretisinin kaderi için de aynısı geçerli değil mi?

Erivan radyosuna soralım: “Marx bugün hâlâ gerçel [actual] midir?” Yanıtı tahmin edebiliriz: ilke olarak evet, kapitalist dinamiklerin onun çok iyi tarif ettiği çılgın dansı ancak bugün doruk noktasına ulaşmıştır, aradan geçen bir buçuk yüzyıl sonra, fakat… Gerald A. Cohen klasik Marksist işçi sınıfı mefhumunun dört özelliğini saymıştır: (1) toplumun çoğunluğunu teşkil eder; (2) toplumun zenginliğini üretir; (3) toplumun sömürülen üyelerinden oluşur; (4) üyeleri toplumdaki muhtaç insanlardır. Bu dört özellik bileştiği zaman iki özellik daha çıkar: (5) işçi sınıfının devrim ile kaybedeceği hiçbir şeyi yoktur; (6) işçi sınıfı toplumun devrimci dönüşümüne kalkışabilir ve kalkışacaktır. [1] İlk dört özelliğin hiçbiri bugünkü işçi sınıfına uymaz, o yüzden 5. ve 6. özellikler de çıkamaz. (Kimi özellikler bugünkü topluma kısmen uymaya devam etse bile artık tek bir failde toplanmazlar: toplumdaki muhtaç insanlar artık işçiler değildir, vb.)

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Literatür ve artı-Bir üzerine — Slavoj Žižek

Ele alınan bir şey (ya da süreç) kendi başlangıç noktasına dolaysızca denk geldiğinde (geri düştüğünde), kendi kaybı ile tamamen örtüştüğünde Mutlak olanın bakış açısına ulaşırız.

İşte bu yüzden mutlak geritepmenin ortamı simgesel düzendir: her varlık ancak kendi kendisinden “geritepme” yoluyla kendi olduğu şey olurken, simgesel düzen doğrudan doğruya bu geritepmenin yapısıdır – orada, bir şey kendi işaretinde yok olmak yoluyla kendi olduğu şey olur. Eğer literatürü mümkün olan en geniş anlamda, her tür anlatıya alenî veya örtük bütün başvuruların alanı olarak tanımlarsak, diyebiliriz ki literatür olmayan hiçbir şey yoktur – literatür bir tür evrensel ortam hizmeti görür, en yoğun ve şiddetli siyasî ve askerî mücadeleyi bile ideolojik efsanelere başvurular kateder ve sürdürür. Fakat, tam da her şey literatür olduğu ölçüde, literatür aynı zamanda kendi içinde hiçbir şey değildir: asla literatür olarak mevcut olmaz, her zaman geri çekilmiş, saflığından yoksun bırakılmıştır, toplumsal ve siyasî mücadeleler, ekonomik çıkarlar, erotizm vb. onu katetmiş ve çarpıtmıştır. Toplumsal hayatın her sahası hakkında benzer bir iddiada bulunabilirmişiz gibi gözükebilir (ekonomi de evrensel değil midir ve aynı şekilde tüm diğer çeperlerce –hukuk, ideoloji, hususî travmalar ve çıkarlar– sarılmış değil midir, öyle ki ekonomik olmayan hiçbir şey yoktur, “saf” ekonomi diye bir şey yoktur?); fakat, “literatür” (anlatıların simgesel çeperi) burada biriciktir çünkü ekonomi veya hukuk gibi özel bir çeper değildir, toplumsal hayat alanının tamamını yapılandıran bir ortamdır.

“Mutlak geritepme”deki “mutlak” sıfatının, Mutlak olana hiçbir doğrudan erişimin olmadığını söyleyen, ona ancak geritepme içinde, bir mesafe üzerinden, hep kavrayışımızı aşan aşkın X olarak yaklaşılabildiğini söyleyen standart görüşün aksine, katı Hegelci anlamda alınması mühimdir. Hegelci bakış açısından, Mutlak olanın bu geritepmeden başka hiçbir şey olmadığını, geri çekildiği şeyi yaratan bu karşı-hareketten başka hiçbir şey olmadığını eklemek gerekir sadece – “mutlak” olan işte bu ondan geri çekilme ile onu yaratma arasındaki denk gelmedir. Bir’in özdeşliğine dair Hegelci mefhumu da işte böyle anlamalıyız, işte bu yüzden Hegel’e göre özdeşlik “düşünümsel/yansımalı bir belirlenim”dir. Bir hakkında bir yapısökümcü, kendini bir olarak gerçelleyemeyeceğine dair, indirgenemez çokluğun izlerince çoktan katedilmiş olduğuna dair, Bir’in hep “Bir’den fazla” (ama İki olmadan) olduğuna, onun Bir’liğini boşa düşüren bir özellik veya iz eklendiğine vb. dair sonu gelmez çeşitlemeler sunacaktır. Böyle bir yapısökümcü prosedüre spekülatif Hegelci yanıt, Bir’in yine de tüm çokluğu “dolaylayan” ve “kapsayarak aşan” kapsayıcı birlik olduğu değildir, çok daha radikal bir hamledir: Bir kendi içinde bir “artı-Bir”dir (ya da daha çok bir “fazla-olan-Bir”dir, le-plus-Un), ek bir özelliktir, birleştirdiği şeye kendini ekleyen bir şeydir.

Slavoj Žižek 2014 Mutlak Geritepme

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: İsteyen “literatür” yerine “edebiyat” diye de okuyabilir.

1 Comment

Filed under çeviri

Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı — Colin Cremin

ç.n. bkz: Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim

Türkçesi: Ebru Işıklı, Işık Barış Fidaner

Colin Cremin, Auckland Üniversitesi, Yeni Zelanda

Özet. Lacan öznenin, dünya üstündeki yabancılaşmasını aşmaya ve onunla bir olmaya yönelik aşırı veya çılgınca arzusundan, onun varoluşunu koşullayan dürtü olarak bahseder. Sermayedarın kazanç fazlası için çılgınca arzusu da onun varoluşunun koşulu olan dürtüsüdür. Bu makalede öznenin arzusu ile sermayenin arzusunun diyalektik bir senteze girdiği iddia edilmiştir: istihdam edilebilirliği iyileştirmekten çıkarılan bir keyif. Bu, asla tatmin edilemeyecek istihdam edilebilirlik şartının analizi için kavramsal çerçevedir. Bu argüman Slavoj Žižek’in fol kimlik bozumu fikrinden yola çıkarak geliştirilmiştir. Bu kavram, sermayeye tabiiyetin (emeğin maddî olgusu) patrondan bağımsız olma (emek eylemiyle ilişkili olmayan kimlik) hissimizle görünmez kılındığını göstermek için kullanılmıştır. İstihdam edilebilirlik “iş dışındaki hayattan” (mekânsal kimlik bozumu) çıkardığımız kullanım değerleri ile ayarlanır, istihdam olasılığını artıracağı için bunlar gönüllü olarak işverene sunulur (zamansal kimlik bozumu). Değer fazlası, keyif fazlası ve fol kimlik bozumunun bu eleştirel gösteriminin arkaplanında, Boltanski ve Chiapello’nun istihdam edilebilirlik ideolojisi üzerine öncü analizi vardır. Anahtar kelimeler. Kimlik bozumu, istihdam edilebilirlik, keyif, değer fazlası

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Bir Leninist gözüyle işaretler — Slavoj Žižek

Kriz & Eleştiri dergisinin 7 Kasım 2017’de yayınlanan “Bolşevik devriminin yüzüncü yılı” sayısında Slavoj Žižek’le yaptığı röportajdan küçük bir kısım.

IBF

Kriz & Eleştiri: Tarihsel maddecilik genelde her bir tarihsel dizilişin maddeci temelinin eleştirel analizini yapmakla ilgilenir, devrimci eylem imkânını açacak toplumsal çelişkileri arar. Ama toplumsal-tarihî durumların maddeci belirlenimlerinin analizi her bir konjonktürdeki tarih tecrübesinin –yani şu veya bu tarihsel döneme özgü imkânsızlıkların– analizini de içermelidir, çünkü yeni (olası) politik öznelerin ortaya çıkması verili bir devrimci özneleşme imkânını faaliyete geçirmeye yetmez. Geç kapitalist söylemin hegemonyasının ve “tarihin sonu” ideolojisinin ötesinde, Rus Devrimi’nden sonra tarihsel zaman tecrübemizin değiştiğine dair işaretler var mıdır? Bu devrim hakiki bir tarihsel kırılmayı ve kopuşu temsil eder mi? Öyle ki günümüzde tüm özgürleştirici politik faaliyet ve stratejide dikkate alınmak zorunda mıdır?

Slavoj Žižek: Leninist bir bakış vaziyetimizde ne gibi işaretler görürdü? Birçok işaret görürdü bence.

Öncelikle Lenin günümüzde ideolojinin işleyişindeki müthiş ironiyi hemen fark ederdi: İdeoloji tam tersi gibi gözükür, ideolojik ütopyaların köklü bir eleştirisi gibi gözükür. Günümüzde egemen ideoloji ütopyacı bir geleceğe dair olumlu bir vizyon değil, sinik bir tevekküldür, “dünyanın gerçekten böyle” olduğunun kabulüne eşlik eden uyarı, dünyayı (fazla) değiştirme isteğimizin olsa olsa totaliter bir dehşet getireceğini söyler. Başka bir dünyaya dair her vizyon ideoloji denilerek azledilir. Alain Badiou’nun harika ve isabetli ifadesiyle: Günümüzde ideolojik sansürün esas işlevi gerçel direnişi ezmek değil –o iş baskıcı devlet aygıtlarına aittir–, umudu ezmektir, her eleştirel projeyi gulag gibi bir şeye yol açacak diye hemen suçlamaktır. Geçenlerde Tony Blair’in aklında bu vardı, şunu sordu: “Post-ideolojik diyeceğim bir politikayı tanımlamak mümkün müdür?”

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme

Kadın sorunu, tam keyif ve lathouse’lar — Slavoj Žižek

Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.

IBF

Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir ifadenin ilkelerden türetilemeyeceğini biliyordu. Türetilemeyen şey anlatı hâline getirilmeli.” [1] Schelling’in gerçekliğin mantıksal yapısından (mefhumlar sistemi gibi sunulabilir) çıkıp ilksel dürtülerin Gerçeğine (orada çıkarımlar yoktur, ancak bir öykü anlatılabilir) ulaşması, yani logos‘tan mythos‘a doğru yaptığı hamle, Dişil olanın da öne sürülmesidir. Schelling bu düşünce çizgisini aşırıya götürdü: onun önermesine göre (ya da Sloterdijk’ın Schelling’e atfettiği önermesine göre) [2] dişil orgazm, cinsel hazzın bu en esrik anı (antik Yunanlar bunu zaten biliyordu) insan evriminin en yüksek noktasıdır. Sloterdijk hatta bu deneyimin Tanrı’nın ontolojik kanıtı rolü oynadığını iddia ediyor: orada biz insanlar Mutlak ile irtibata geçeriz. Schelling idealist kapalı çemberden çıkmayı denedi, maddeyi, organizmayı, hayatı, gelişimi getirdi, yani sadece saf mantıksal zihinle ilgilenmekle kalmadı, insan evrimi ile bedensel düzeyde, cinsellikte olup bitenlerle de ilgilendi: saadet sadece Aristocu düşüncenin kendini düşünmesi değildi, aynı zamanda adeta dayanılmaz bir azamiyetle kendi kendinin keyfini çıkaran bir bedendi.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

İşaret Değeri Üzerine — Slavoj Žižek

Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.

IBF

Şimdiye dek, temelini ya da sınırlamasını sorgulamadan farklı fazlalık biçimlerine ve farklı fazlalıkların birbirleri içine örülmelerine [intertwinement] başvurduk. Mesela metaların mantığı ile imleyenin mantığı arasındaki benzeşimi sorunlu kılan şey, en başından beri teşkil edici bir kısım olmasına rağmen, Marx’ın kavramlaştırmasında eksik olan bir şey kılığında imleyici boyutun metaların çeperine nakşedilmiş olmasıdır. Marx’ın başlangıç noktası bir metanın ikili tabiatıdır, kullanım değeri ile mübadele değeri arasındaki bölünmedir; fakat kullanım değeri – mübadele değeri çifti bütün kapsamı içermez: bir başka değer boyutu gerekir, Lacan buna “kült değeri” demiştir. Gelin taşlanmış kot metasını ele alalım: onda bir kullanım değeri (onları pantolon olarak giyebiliriz) ve mübadele değeri vardır (fiyat ile ifade edilir), ama bir de ilk ikisine indirgenemeyen üçüncü bir değer vardır, metaya hale olarak yapışan yoğun bir anlam ağı vardır: taşlanmış kotun imlettiği “yaşam tarzı” nedir; gerçekliğe yönelik tutum nedir, onu giydiğimde kendimi nasıl bir imajla sunarım? PD (politik doğrucu) zamanlarımızda çevresel kült değeri öne çıkıyor: yarısı çürük ve daha pahalı “organik” elmaların gerçekten daha sağlıklı olduğuna kim inanır? Öyle ki, onları satın almakla sadece bir ürünü satın alıp tüketmiş olmayız—aynı zamanda anlamlı bir şey yapmış, çevreye duyarlılığımızı ve küresel farkındalığımızı göstermiş, geniş bir küresel projeye katılmış oluruz. … Lacan bu boyuta “kült değeri” derken Thomas Presskorn-Thygesen ile Ole Bjerg buna basitçe “işaret değeri” diyor. [1]

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Görcül Olanın Gerçekliği altyazı çevirisi

Slavoj Žižek’in belgeseli “Görcül Olanın Gerçekliği”nin altyazı çevirisini iki yıl önce hazırlamış ve yayınlamıştım.

Kısa bir süre sonra “Çiçek Üşümezgezer” imzasıyla benim yaptığım çeviriden türetilmiş bir başka altyazı çevirisi yayınlandı.

Az önce kendi hazırladığım altyazı dosyasını Türkçe Altyazı Org’a yükledim.

http://www.turkcealtyazi.org/sub/683366/slavoj-zizek-the-reality-of-the-virtual.html

Bu çeviriyi yapabilmek için kimi Türkçe terimler uydurmuştum. Aynı terimlerin bir başka uygulaması da Gilles Deleuze’den çevirdiğim “Gerçel ile Görcül” idi.

IBF

Not: Yüklediğim altyazı silinmiş. Heralde sözlükte bulamadıkları kelimeler görmek istemiyorlarmış.

0419142

1 Comment

Filed under çeviri

Žižek’in Antigone’si bu gece Novo mesto’da açılışını yapıyor

Novo mesto, 11 Nisan Sloven yıldız filozof Slavoj Žižek’in ilk oyunu, Antigone’nin üç sonlu versiyonu, bu gece Novo mesto’da avangart Anton Podbevšek Tiyatrosu (APT) yapımıyla açılışını yapıyor. [*]

Antigone’nin Üçlü Yaşamı yapımını ilk talep eden Hırvat Ulusal Tiyatrosu, bir dizi yapımla Rus Devrimi’nin yüzüncü yılını kutluyor.

İlk yapım olan Žižek’in oyununu yöneten APT yönetmeni Matjaž Berger, filozofun Antigone yorumuna odaklandı.

Sofokles’in Antigone’sinin “hale”sini ortadan kaldıran Žižek, onu iki kahraman Kreon-Antigone ve koronun prizmasından sunulan “kusursuzca normal varoluşsal konumlara” sokuyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Gölge ile Hayal — çeviri derlemesi

golge-ile-hayal-kapakSon versiyon: 18 Mart 2017

(55 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Gölge ile hayal

En büyük tevazu ile rica ederim (Friedrich Trump)

Entropi (Walk The Moon)

Akademik yayıncı Walter de Gruyter’e açık mektup (Akademik Filozoflar)

Olasılık ve Görcüllük (Slavoj Žižek)

NASA kaynaklı çeviriler yapmak editörümüzün fikriydi (IBF)

Kuantum Kanunları Siyahlı, Beyazlı, Siyahbeyazlı (Uluslararası Meşguliyet Makineleri)

Bazı Uzmanlardan Justin Trudeau’nun Kuantum Bilgisayar İzahını Puanlamalarını İstedik (Daniel Oberhaus)

Bir Fizikçi İzah Ediverdi: “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı Hayaletlerin Varolmadığını Kanıtlar” (Bec Crew)

Bozulan Sondalarla Fukuşima Robot Mezarlığına Dönüyor (Tom Hale)

Suriye’de cihatçılarla savaşmak için eğitim alıp ‘Ölüm Hanım’ olduktan sonra terörist diye yaftalanan Danimarkalı öğrenci her şeyi kaybettiğini anlattı (Nick Fagge, Lara Whyte)

Danimarka Tüm Elektrik Gereksinimini Karşılayacak Rüzgâr Enerjisini Çarşamba Günü Üretti (Joshua S. Hill)

İngiliz vekil Joan Ryan Türkiye hakkında meclis toplantısı yapılmasını emniyet altına aldı

Türkiye’de devlet denetimli İnternet karşısında hareketler: Kısa bir tarih anlatımı ve gelecekteki zorluklar üzerine (Alternatif Bilişim Derneği)

İstanbul’da Diskotek: Atlatma Taktiklerini Paylaşmak

Özgür düşünen bilimci İran’da hapis ve durumu çok ağır

İran’da ölüm cezasıyla tehdit edilen hapsedilmiş felaket tıbbı uzmanının salıverilmesi için acil çağrı (Caroline Pauwels, Ives Hubloue)

Ahmetrıza Celalî’ye çocuklarından mektup

2 Comments

Filed under çeviri, bilim, kitap