Tag Archives: Slavoj Žižek

Bir Leninist gözüyle işaretler — Slavoj Žižek

Kriz & Eleştiri dergisinin 7 Kasım 2017’de yayınlanan “Bolşevik devriminin yüzüncü yılı” sayısında Slavoj Žižek’le yaptığı röportajdan küçük bir kısım.

IBF

Kriz & Eleştiri: Tarihsel maddecilik genelde her bir tarihsel dizilişin maddeci temelinin eleştirel analizini yapmakla ilgilenir, devrimci eylem imkânını açacak toplumsal çelişkileri arar. Ama toplumsal-tarihî durumların maddeci belirlenimlerinin analizi her bir konjonktürdeki tarih tecrübesinin –yani şu veya bu tarihsel döneme özgü imkânsızlıkların– analizini de içermelidir, çünkü yeni (olası) politik öznelerin ortaya çıkması verili bir devrimci özneleşme imkânını faaliyete geçirmeye yetmez. Geç kapitalist söylemin hegemonyasının ve “tarihin sonu” ideolojisinin ötesinde, Rus Devrimi’nden sonra tarihsel zaman tecrübemizin değiştiğine dair işaretler var mıdır? Bu devrim hakiki bir tarihsel kırılmayı ve kopuşu temsil eder mi? Öyle ki günümüzde tüm özgürleştirici politik faaliyet ve stratejide dikkate alınmak zorunda mıdır?

Slavoj Žižek: Leninist bir bakış vaziyetimizde ne gibi işaretler görürdü? Birçok işaret görürdü bence.

Öncelikle Lenin günümüzde ideolojinin işleyişindeki müthiş ironiyi hemen fark ederdi: İdeoloji tam tersi gibi gözükür, ideolojik ütopyaların köklü bir eleştirisi gibi gözükür. Günümüzde egemen ideoloji ütopyacı bir geleceğe dair olumlu bir vizyon değil, sinik bir tevekküldür, “dünyanın gerçekten böyle” olduğunun kabulüne eşlik eden uyarı, dünyayı (fazla) değiştirme isteğimizin olsa olsa totaliter bir dehşet getireceğini söyler. Başka bir dünyaya dair her vizyon ideoloji denilerek azledilir. Alain Badiou’nun harika ve isabetli ifadesiyle: Günümüzde ideolojik sansürün esas işlevi gerçel direnişi ezmek değil –o iş baskıcı devlet aygıtlarına aittir–, umudu ezmektir, her eleştirel projeyi gulag gibi bir şeye yol açacak diye hemen suçlamaktır. Geçenlerde Tony Blair’in aklında bu vardı, şunu sordu: “Post-ideolojik diyeceğim bir politikayı tanımlamak mümkün müdür?”

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme

Kadın sorunu, tam keyif ve lathouse’lar — Slavoj Žižek

Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.

IBF

Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir ifadenin ilkelerden türetilemeyeceğini biliyordu. Türetilemeyen şey anlatı hâline getirilmeli.” [1] Schelling’in gerçekliğin mantıksal yapısından (mefhumlar sistemi gibi sunulabilir) çıkıp ilksel dürtülerin Gerçeğine (orada çıkarımlar yoktur, ancak bir öykü anlatılabilir) ulaşması, yani logos‘tan mythos‘a doğru yaptığı hamle, Dişil olanın da öne sürülmesidir. Schelling bu düşünce çizgisini aşırıya götürdü: onun önermesine göre (ya da Sloterdijk’ın Schelling’e atfettiği önermesine göre) [2] dişil orgazm, cinsel hazzın bu en esrik anı (antik Yunanlar bunu zaten biliyordu) insan evriminin en yüksek noktasıdır. Sloterdijk hatta bu deneyimin Tanrı’nın ontolojik kanıtı rolü oynadığını iddia ediyor: orada biz insanlar Mutlak ile irtibata geçeriz. Schelling idealist kapalı çemberden çıkmayı denedi, maddeyi, organizmayı, hayatı, gelişimi getirdi, yani sadece saf mantıksal zihinle ilgilenmekle kalmadı, insan evrimi ile bedensel düzeyde, cinsellikte olup bitenlerle de ilgilendi: saadet sadece Aristocu düşüncenin kendini düşünmesi değildi, aynı zamanda adeta dayanılmaz bir azamiyetle kendi kendinin keyfini çıkaran bir bedendi.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

İşaret Değeri Üzerine — Slavoj Žižek

Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.

IBF

Şimdiye dek, temelini ya da sınırlamasını sorgulamadan farklı fazlalık biçimlerine ve farklı fazlalıkların birbirleri içine örülmelerine [intertwinement] başvurduk. Mesela metaların mantığı ile imleyenin mantığı arasındaki benzeşimi sorunlu kılan şey, en başından beri teşkil edici bir kısım olmasına rağmen, Marx’ın kavramlaştırmasında eksik olan bir şey kılığında imleyici boyutun metaların çeperine nakşedilmiş olmasıdır. Marx’ın başlangıç noktası bir metanın ikili tabiatıdır, kullanım değeri ile mübadele değeri arasındaki bölünmedir; fakat kullanım değeri – mübadele değeri çifti bütün kapsamı içermez: bir başka değer boyutu gerekir, Lacan buna “kült değeri” demiştir. Gelin taşlanmış kot metasını ele alalım: onda bir kullanım değeri (onları pantolon olarak giyebiliriz) ve mübadele değeri vardır (fiyat ile ifade edilir), ama bir de ilk ikisine indirgenemeyen üçüncü bir değer vardır, metaya hale olarak yapışan yoğun bir anlam ağı vardır: taşlanmış kotun imlettiği “yaşam tarzı” nedir; gerçekliğe yönelik tutum nedir, onu giydiğimde kendimi nasıl bir imajla sunarım? PD (politik doğrucu) zamanlarımızda çevresel kült değeri öne çıkıyor: yarısı çürük ve daha pahalı “organik” elmaların gerçekten daha sağlıklı olduğuna kim inanır? Öyle ki, onları satın almakla sadece bir ürünü satın alıp tüketmiş olmayız—aynı zamanda anlamlı bir şey yapmış, çevreye duyarlılığımızı ve küresel farkındalığımızı göstermiş, geniş bir küresel projeye katılmış oluruz. … Lacan bu boyuta “kült değeri” derken Thomas Presskorn-Thygesen ile Ole Bjerg buna basitçe “işaret değeri” diyor. [1]

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Görcül Olanın Gerçekliği altyazı çevirisi

Slavoj Žižek’in belgeseli “Görcül Olanın Gerçekliği”nin altyazı çevirisini iki yıl önce hazırlamış ve yayınlamıştım.

Kısa bir süre sonra “Çiçek Üşümezgezer” imzasıyla benim yaptığım çeviriden türetilmiş bir başka altyazı çevirisi yayınlandı.

Az önce kendi hazırladığım altyazı dosyasını Türkçe Altyazı Org’a yükledim.

http://www.turkcealtyazi.org/sub/683366/slavoj-zizek-the-reality-of-the-virtual.html

Bu çeviriyi yapabilmek için kimi Türkçe terimler uydurmuştum. Aynı terimlerin bir başka uygulaması da Gilles Deleuze’den çevirdiğim “Gerçel ile Görcül” idi.

IBF

Not: Yüklediğim altyazı silinmiş. Heralde sözlükte bulamadıkları kelimeler görmek istemiyorlarmış.

0419142

1 Comment

Filed under çeviri

Žižek’in Antigone’si bu gece Novo mesto’da açılışını yapıyor

Novo mesto, 11 Nisan Sloven yıldız filozof Slavoj Žižek’in ilk oyunu, Antigone’nin üç sonlu versiyonu, bu gece Novo mesto’da avangart Anton Podbevšek Tiyatrosu (APT) yapımıyla açılışını yapıyor. [*]

Antigone’nin Üçlü Yaşamı yapımını ilk talep eden Hırvat Ulusal Tiyatrosu, bir dizi yapımla Rus Devrimi’nin yüzüncü yılını kutluyor.

İlk yapım olan Žižek’in oyununu yöneten APT yönetmeni Matjaž Berger, filozofun Antigone yorumuna odaklandı.

Sofokles’in Antigone’sinin “hale”sini ortadan kaldıran Žižek, onu iki kahraman Kreon-Antigone ve koronun prizmasından sunulan “kusursuzca normal varoluşsal konumlara” sokuyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Gölge ile Hayal — çeviri derlemesi

golge-ile-hayal-kapakSon versiyon: 18 Mart 2017

(55 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Gölge ile hayal

En büyük tevazu ile rica ederim (Friedrich Trump)

Entropi (Walk The Moon)

Akademik yayıncı Walter de Gruyter’e açık mektup (Akademik Filozoflar)

Olasılık ve Görcüllük (Slavoj Žižek)

NASA kaynaklı çeviriler yapmak editörümüzün fikriydi (IBF)

Kuantum Kanunları Siyahlı, Beyazlı, Siyahbeyazlı (Uluslararası Meşguliyet Makineleri)

Bazı Uzmanlardan Justin Trudeau’nun Kuantum Bilgisayar İzahını Puanlamalarını İstedik (Daniel Oberhaus)

Bir Fizikçi İzah Ediverdi: “Geniş Hadron Çarpıştırıcısı Hayaletlerin Varolmadığını Kanıtlar” (Bec Crew)

Bozulan Sondalarla Fukuşima Robot Mezarlığına Dönüyor (Tom Hale)

Suriye’de cihatçılarla savaşmak için eğitim alıp ‘Ölüm Hanım’ olduktan sonra terörist diye yaftalanan Danimarkalı öğrenci her şeyi kaybettiğini anlattı (Nick Fagge, Lara Whyte)

Danimarka Tüm Elektrik Gereksinimini Karşılayacak Rüzgâr Enerjisini Çarşamba Günü Üretti (Joshua S. Hill)

İngiliz vekil Joan Ryan Türkiye hakkında meclis toplantısı yapılmasını emniyet altına aldı

Türkiye’de devlet denetimli İnternet karşısında hareketler: Kısa bir tarih anlatımı ve gelecekteki zorluklar üzerine (Alternatif Bilişim Derneği)

İstanbul’da Diskotek: Atlatma Taktiklerini Paylaşmak

Özgür düşünen bilimci İran’da hapis ve durumu çok ağır

İran’da ölüm cezasıyla tehdit edilen hapsedilmiş felaket tıbbı uzmanının salıverilmesi için acil çağrı (Caroline Pauwels, Ives Hubloue)

Ahmetrıza Celalî’ye çocuklarından mektup

2 Comments

Filed under çeviri, bilim, kitap

Olasılık ve Görcüllük — Slavoj Žižek

Olasılıklar, verili bir kanun (tesadüfî ya da değil) şartı altında endekslenmiş bir imkânlar kümesinin gerçellenmemiş olaylarıdır. Şans, bir olasılığın, başlangıçta verilen şartlar temelinde hiçbir tekanlamlı belirlenim uğrağı olmayan herhangi bir gerçellenmesidir. Buna göre benim olumsallık diyeceğim şey, endekslenmiş bir olaylar kümesinin (endekslenmiş kümeye ait bir olayın değil) kendisinin bir olaylar kümesi olayı olmaması özelliğidir; görcüllük diyeceğim şeyse, herhangi bir olaylar kümesinin, önceden teşkil edilmiş herhangi bir mümkünler bütünlüğü hakimiyetinde olmayan bir dönüşme içinde belirmesi özelliğidir.

Quentin Meillassoux, “Olasılık ve Görcüllük,” Çöküş: Felsefî Araştırma ve Geliştirme 2 (2007), s. 71–2.

Olasılığın net bir örneği, bir zarın atılmasıyla mümkün olmuş olan bir olayın gerçek bir olaya dönüşmesidir: önceden varolan imkânlar düzeni onu belirlemiştir, altı sayısının gelme şansı altıda birdir, o yüzden altı sayısı gerçellendiği zaman, önceden varolan bir mümkün gerçekleşir. Görcüllük, aksine, mümkünler kümesinin bütünlenemediği bir durumu adlandırır, öyle ki yeni bir şey belirir, önceden varolan mümkünler kümesinde hiçbir yeri olmayan bir olay gerçekleşir: “zamanın mümkünü yaratması tam da geçtiği anda olur, zaman gerçek olanı öne sürdüğü gibi mümkün olanı öne sürer, zaman kendini tam da zarın atılmasının içine sokarak yedinci bir olayı öne sürer, ilkede bu öngörülemezdir, olasılıkların sabitliğini kırar.” (s. 74) Meillassoux’nun buradaki isabetli formülü fark edilmeli: Yeni’nin ortaya çıkması, önceden varolan bir imkânı gerçellemekle kalmayan, ama gerçellenmesi içinde kendi imkânını yaratan (geriye dönük olarak açan) bir X belirdiği zaman olur.

Slavoj Žižek 2012 Hiçten Az

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

Probability’yi İhtimâl diye çeviriyorum. Olası olmak ve Olasılık artık Potential ve Potentiality oldu.

Becoming’e Dönüşme dedim, Transformation’dan daha lâyık bir İngilizce karşılık.

Case’i Olay diye çeviriyorum, İngilizce’de Event denen şeyler zaten bizim Olay dediğimiz şeylere karşılık gelmiyor.

Actual ile Virtual’ı zaten Gerçel ile Görcül diye çeviriyordum.

https://www.facebook.com/groups/Zatss/permalink/803888386425386/

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Cevherin İhtilâfı — çeviri derlemesi

cevherin-ihtilafi-kapakSon versiyon: 28 Şubat 2017

(42 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Gönüllü emeğin takdir edilmesi (IBF)

Totoloji hâlinde topoloji (IBF)

En az o kadar küresel bir dalga (Albert Einstein)

Uzay ve zaman ve düşünce (STNG)

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

Yücenin iki şekli (Slavoj Žižek)

Bağdaşım yanılsaması (Slavoj Žižek)

İhtilâf (G. W. F. Hegel)

Kategoriler (G. W. F. Hegel)

İlişki tersine çevrilmiştir (G. W. F. Hegel)

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz (G. W. F. Hegel)

Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi (G. W. F. Hegel)

Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir (G. W. F. Hegel)

Dışaran dolaysız bilgi salt bir olgu hâlinde öne sürülür (G. W. F. Hegel)

Ayaklarımla düşünürüm (Jacques Lacan)

Bir Çevrede Yürümeye Dair Bakış Açıları (Işık Barış Fidaner)

Trimetilamin (Jacques Lacan)

Niceliğin Niteliğe Dönüşüm Kanunu Hakkında (Friedrich Engels)

Çalınmış Mektup (Jacques Lacan)

Alethosfer (Jacques Lacan)

Samilyonerce (Jacques Lacan)

İki tür ışık (Abdu’l-Bahá)

7 Comments

Filed under çeviri, kitap, şey

Yücenin iki şekli — Slavoj Žižek

Bilindiği gibi, Yücenin iki şeklinin [mode] karşıtlığının altında yatan kavramsal matris Saf Aklın Eleştirisi‘nde, saf aklın iki tip antinomisi arasındaki fark kılığında, kurulmuştu (CPR, B 454-88). Aşkınsal kategorileri kullanımında Akıl, imkânlı deneyim nesneleri asla olamayacak varlıklara (Bütün hâlinde evren, Tanrı hâlinde evren, can hâlinde evren) bu kategorileri uygulamak yoluyla imkânlı deneyim alanının ötesine geçtiği zaman, bu antinomilere ayağı dolanır, yani necessarily iki çelişkili sonuca ulaşır: evren sonludur ve sonsuzdur; Tanrı varolur ve varolmaz. Kant bu antinomileri iki grupta toplar: matematiksel antinomiler, kategoriler evrene bir Bütün hâlinde (sonlu sezgimize asla verilmeyen görüngülerin toplamı hâlinde) uygulandığı zaman belirir; dinamik antinomiler ise bu kategorileri görüngüler düzenine ait bile olmayan nesnelere (Tanrı, can) uyguladığımız zaman ortaya çıkar. İki antinomi tipinin farklı mantıkları izlemesi çok önemlidir. Bu fark, en başta, antinomiyi ortaya çıkarmak üzere sentezi yapılan dizideki öğeler arasındaki bağın şekliyle [modality] ilgilidir: matematiksel antinomilerde duyusal sezginin erişebildiği bir çoklukla (das Mannigfaltige) uğraşırız, yani sezgide verilmiş öğelerin basit eş-varoluşlarıyla uğraşırız (buradaki mesele onların bölünebilirliği ve sonsuzluğudur); dinamik antinomilerde zekâyla uğraşırız, salt duyusal sezginin ötesine ulaşan bir sentez gücüyle uğraşırız, yani öğeler arasındaki necessary mantıksal bağlantı (Verknuepung) ile uğraşılır (sebep ve etki mefhumlarıyla).

Slavoj Žižek 1993 Olumsuzla Oyalanmak

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

Necessarily ve necessity‘yi çevirmeden bıraktım. Buradaki anlamı Türkçesinde karşılayamıyorum. Türkçede “gereklilik” denen şey bu değil.

English

1 Comment

Filed under çeviri

Tamamlanmamış hakimiyet

aksamsefasi

Tamamlanmamış hakimiyeti örnekleyen bir Punnett karesi. R eş-geniyle [allele] ilişkili kırmızı taçyaprak özelliği ile r eş-geniyle ilişkili beyaz taçyaprak özelliği bileşimlenir. Bitkide hakim özellik (R) tamamlanmamış hâlde ifade bularak Rr genotipli bitkilerin kırmızı rengi azalmış çiçekler çıkarmasına sebep olur, pembe çiçeklere yol açar. Renkler birbiriyle karışmaz, sadece hakim özelliğin ifade gücü azalmıştır.

Tamamlanmamış hakimiyet (veya kısmî hakimiyet, yarı-hakimiyet) [incomplete dominance] farklı-döl [heterozygote] fenotipin aynı-döl [homozygote] fenotiplerden değişik olması, sıklıkla da onların ara hâli olmasıdır. Mesela aslanağzı çiçeği kırmızı ya da beyaz renkli olduğunda aynı-döldür. Kırmızı aynı-döl çiçek ile beyaz aynı-döl çiçek eşlendiğinde, pembe aslanağzı çiçeği elde edilir. Pembe aslanağzı tamamlanmamış hakimiyetin sonucudur. Benzer bir tamamlanmamış hakimiyet tipi akşamsefası çiçeğinde bulunur, orada da pembe renk, beyaz ve kırmızı soylu ata çiçeklerin melezlenmesiyle üretilir. Fenotiplerin sayısal ölçümlerle ele alındığı nicelik genetiğinde, [quantitative genetics] eğer bir farklı-döl fenotip iki aynı-döl fenotipin (sayısal anlamda) tam ortasında olursa, o fenotipte hiçbir hakimiyetin sergilemediği söylenir, yani hakimiyet sergilenmesi, ancak farklı-döl fenotipten çıkan ölçüm aynı-döl ölçümlerinden birtanesine [*] ötekinden daha yakın durduğunda olur.

F1 neslinden bitkiler kendileriyle döllendiğinde, F2 neslinin fenotip ve genotip oranı 1:2:1 (Kırmızı:Pembe:Beyaz) olacaktır.

Atıf: Pennington, Sandra (1999). 11th Hour: Introduction to Genetics. Wiley. p. 43. ISBN 978-0-632-04438-2.

(Wikipedia)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

[*] ç.n. Farklı-döl fenotipli yaratık yakınsadığı aynı-döl ideale “Birtanem!” dermiş. Gerekli halk efsanesini de ilerleyen aylarda icat ederiz.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bilim