Tag Archives: Slavoj Žižek

Adam Aklı Böyle Adamaklı Beyler: Bahane Mazeret/Vesile İkilemidir — Slavoj Žižek

İngiliz işçi sınıfı filmi Brassed Off‘ta kahramanımız hoş bir genç bayanı yürüyerek evine bırakmaktadır. Kapıya gelince kadın adamı kahve içmek için evine davet eder. Adam şöyle karşılık verir:
— İyi de kahve içmem ki ben!
Hoş genç bayansa gülücük saçarak şöyle der:
— Olsun zaten bende de kahve yok, merak etme… Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Dağ Çileklerini İştahla Yeme Meşgalesine Şahit Olan Meşgulpesent Arzunun Düşlemsel Duygulu Doygusu — Slavoj Žižek

Lacan ilk başta objet a‘yı içkin vasıflardan arındırır; arzunun sebep-nesnesi objet a, öznelerarası tanınma ve sevilme mücadelelerinde mevzubahis olmaktan başka bir anlam taşıyamaz: Çocuğun anneden talep ettiği süt bir ‘sevgi işareti’ne indirgenmiştir, çocuğun süt talebinin asıl amacı anneyi ona sevgi göstermeye itmektir; kıskanç çocuk anne babasından belli bir oyuncağı talep ediyorsa, erkek kardeşinin aynı oyuncağı çok istediğini bildiğindendir, vb.

Daha sonra Lacan’ın odağı bizzat öznenin objet a olmasına kaymıştır, o da agalma‘dır, yani öznenin varlık gösterebilmesinin asgari düşlemsel bağdaşımını emniyete alan gizli hazinedir. Düşlemde rol oynayan objet a ‘bende benden içeru’ olmak hasebiyle ‘Ötekinin arzusuna layık’ oluşumu bana algılatan fazlalıktır. Okumaya devam et

5 Yorum

Filed under çeviri

Kenter Solculardan bazen devrimciler de çıkabilir — Slavoj Žižek

Hepimiz sınıf ayrımlarına esip gürleriz ama sahiden onları kaldırmak isteyenlerimiz çok azdır. Eninde sonunda anlarsınız ki her devrimci görüş kuvvetinin bir bölümünü aslında hiçbirşeyin değişmeyeceğini kabullenmiş gizli bir kanaatten alıyordur… (George Orwell, Wigan İskelesi Yolu)

‘Devrimci değişim şart!’ diyen radikaller aslında bunun tam tersini amaçlayan bir batıl inanca tutunmaktadır: Dile getirmekle o değişimin fiiliyata geçmesini önlediklerine inanırlar. Mesela kapitalist kültürel emperyalizmi eleştiren çağdaş akademik Solcuların aslında kendi çalışma sahaları çökecek diye içi ürperiyordur. Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Slavoj Žižek: Görcül Gerçek

Slavoj Žižek’in 2003-2004 tarihli Görcül Gerçek semineridir (The Reality of the Virtual). Altyazı: Işık Barış Fidaner

Bkz “Doksanların rüyası Portland’da hayatta!”, “İnandığı varsayılan özne” Slavoj Žižek, “Çocuğun Ayartılması” Slavoj Žižek, “İki Tip Ahmak (Budala, Bön) ve Aptal/Abdal” Slavoj Žižek, “İdeal Ben, Ben İdeali, Üstben, Arzu Yasası” Slavoj Žižek, “Kendi içimde yokum” Slavoj Žižek, “Kurbağan olurum!” Slavoj Žižek, “Vamplık ve Zomluk” Slavoj Žižek, “Süleyman Rahatçıgil’in yanına oturdum ve bana dengi gibi davrandı, gayet yerlişçe” Sigmund Freud, “Cinsimletim: Aşkınsal yaratım ve onun karşı yakası” Slavoj Žižek, “Aklın Dolandırıcılığı Hiperegoyu Ortaya Çıkardı”, “Hazım İlkesinin Ötesi: Hazım Hazindir”, “Çelişki ve Çatışkı”, “Balık Çağından Kova Çağına”, “Feuerbach üzerine tezler” Karl Marx, “Üst-belirlenim yolu” John Stewart Bell

5 Yorum

Filed under çeviri, film, laf sal atası

Şifa dilerim: Lenin’den Gorki’ye, Stalin’den Stalin’e — Slavoj Žižek

Bir Stalinci, şahıslar adına eylemez, ‘halk’ adına eyler: Hiçbir ampirik şahıs ona inanmıyor olsa bile o sanal [vampirik] büyük Öteki inançlı kalır. Stalinci de böylece şahsi alaycılığını ‘nesnel’ bir samimiyetle bileştirebilir: Davaya inanması gerekmez, inandığı varsayılan ‘halk’a inanması yeter… Bu da bizi Stalinci Komünistin öznel konumuna getirir: Sapkınlık. Bir politikacı, şayet sahiden Stalinciyse, insanlığı çok sevdiği halde ürkünç tasfiyeler ve infazlar yapıyordur; o esnada kalbi çıt diye kırılsa da elinde değildir çünkü İnsanlığın İlerleyişinde ona düşen Ödev de budur işte. Bu sapkın tavır büyük Ötekinin İradesine kendini düpedüz araçlaştırma konumunu benimsemektir: Ben sorumlu değilim, fiilen eyleyen ben değilim, ben sadece yüksek Tarihsel Lüzumun bir aracından ibaretim. Bu sapkın öznel konumun bünyesi konusunda Bolşevik hareketin tıpla –önderlere bakan hekimlerle– kurduğu ilişkinin detaylarını incelemek ilginç olacaktır. Üç belge mühimdir. Okumaya devam et

5 Yorum

Filed under çeviri

Lakant: Hesap Günü yaklaşımı ve tam etik özerklik — Slavoj Žižek

Lenin’in Materyalizm ve Ampiryokritisizm kitabının 1939 tarihli baskısının arka sayfasına Stalin kızıl kalemiyle şu notu düşmüştü:

1) Zayıflık
2) Aylaklık
3) Ahmaklık
Kusur denebilecekler yalnızca bunlardır. Bu sayılanlar haricindeki herşey kesinlikle erdemdir.

Unutma! Bir insan eğer:
1) güçlüyse (ruhen)
2) faalse
3) akıllıysa (veya yetkinse)
o zaman iyidir, diğer ‘kusurları’ ne olursa olsun!

1)‘e 3)‘ü ekleyince 2) elde edilir.

Ahlakdışı etiğin en özet formülü budur; bu formülün tam aksine ahlak kurallarına itaat eden ve suçlu olabileceğinden endişelenen bir pısırık ise etikdışı ahlakın temsilcisidir ve Nietzsche’nin hınç eleştirisinin hedefidir. Gerçi Stalinciler bir yere kadar gelir ve orada takılıp kalırlar: Onların ahlak konusunda fazla aşmış olduklarını sanmayın, aksine gizliden gizliye ahlakçıdırlar, büyük Öteki figürüne yaslanmayı sürdürürler. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri

Cinsimletim: Aşkınsal yaratım ve onun karşı yakası — Slavoj Žižek

Cinsel ilişki yoktur. Ne demek bu?

1) İkileme imleyeni (olmayan Kadın) önbastırılmıştır.
2) Sonra çokluk çıkagelip baştaki tutukluğu örtüler; bastırılıp geri dönen sıradan imleyenler ardarda dizilirler.

Aşkınsal yaratım budur (A): Çokluğun gelip ikileme imleyeninin noksanlığını telafi etmesidir. Ama bu kadarla bitmez, onun bir de karşı yakası vardır (B):

1) Bu seferki başlangıç imleyenler zincirini uzatan çoğulluktur.
2) Sonra Esas-İmleyen düşünümlü (reflexivity) rolüyle sahneye çıkar ve imleyen zincirindeki eksiklikleri tutkallar. Okumaya devam et

2 Yorum

Filed under çeviri

Jurassic Park: Dinozorlar pederane üstbenin patlamasıdır — Slavoj Žižek

Hitchcock haricinde beklenmedik yerlerde de küçük a nesnesine rastlarsınız, mesela Jurassic Park‘ta. Eleştirmenlerin çoğu özel efektlerden başka bir numarası olmayan teknoloji bombardımanı saydıkları Jurassic Park‘ta karakterlerarası ilişkilerin düz ve çiğ kaldığını iddia etti. Valla mı? Kötülük algılayan nazarın ta kendisinde bir kötülük olmasın? Tekno-rüküş yaftasıyla dışlanmak belki de Jurassic Park filminin vasıflarından ziyade onu eleştiren nazarın kendi pörtlemesidir?

Hemen dikkatinizi çekmesi gereken ilk özellik filmdeki olağandışı stabilliktir: Çok geçmeden filmdeki olaylar dinozorların tekrar tekrar saldırdığı tek bir yere ‘sıkışıp kalır’. Eğer Jurassic Park sahiden de özel efekt bombardımanıysa o halde onu paradoksal/saçmantıklı bir tek odalı bombardıman saymalıyız. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri

Erguvantasyon: Zenon paradoksları/saçmantıkları — Slavoj Žižek

Zenon, Çokluk ve hareket varsayımlarını çürütmek için savladığı paradokslarda, hareket olumlandıkça beliren saçma neticeler yoluyla Bir-oluşu ve değişmez-oluşu ispatlamayı amaçlamıştı. Bu paradokslar/saçmantıklar bizim açımızdan da epey ilginçtir.

Jean-Claude Milner muhteşem ‘kurgusal hafiyeliğiyle’ (détections fictives) göstermiştir ki Zenon kendi dört savına (Aşil ve tosbağa, atılan ok, Dikotomi, stadyum) saf formel mantıkla yaklaşmamıştı [argümantasyon yapmadı], bir nevi edebiyat tekniğiyle onlara varmıştı [erguvantasyon yaptı].

Şimdi gelin Zenon’un atıf noktalarını oluşturan edebiyat örneklerinin tabiatını inceleyelim. En ünlü paradoksa bir bakalım: Aşil tosbağaya (veya Hektor’a) yetişme gayretiyle kendini paralıyor. Milner’e göre bu paradoks İlyada’daki şu sözlerden türemişti:

Rüyasında kovaladığı birine elini süremeyen –ne onu kaçırabilen ne de ona yetişebilen– biri gibi aynı, ne Aşil Hektor’a varabiliyordu, ne de Hektor Aşil’den sıvışabiliyordu. (Homeros, İlyada)

Öznenin nesneyle paradoksal ilişkisine baktığımızda, insanın katiyen erişemediği bir nesneye mütemadiyen yakınlaştığı bilindik rüyayı anmadan edebilir miyiz? Lacan’ın da belirttiği gibi, nesnenin erişilmezliği Aşil’in tosbağayı geçememesi anlamına gelmez (Aşil tosbağaya yetişip onun önüne geçebilir), Aşil’in tosbağaya varamayışı anlamına gelir. Okumaya devam et

7 Yorum

Filed under çeviri

Validevi Yutucu Kuş — Slavoj Žižek

Hitchcock’un üç filminde ortak bir özellik daha var: Kuş kılığına bürünen bir tehdit bir filmden diğerine giderek baskınlaşır.

1) North by Northwest‘te güneşle kavrulan düz ovada kahramanı kovalayan uçağın –çelik kuşun– saldırısı vardır, en ünlü Hitchcockçu sahne bu olabilir.

2) Psycho‘da Norman’ın odasının duvarlarına doldurulmuş kuşlar asılmıştır, hatta annesinin mumyalanmış bedeni de doldurulmuş bir kuşu andırır.

3) Kuşlar‘da (mecazi) çelik kuş ve (mecaz-ı mürselli) doldurulmuş kuşların ardından nihayet canlı canlı kasabaya saldıran gerçek kuşlar gelir. Okumaya devam et

3 Yorum

Filed under çeviri