Tag Archives: Slavoj Žižek

Bir Çocuk Dövülüyor — Slavoj Žižek

Freud “Bir Çocuk Dövülüyor” yazısında fantazi sahnesinin (“bir çocuk dövülüyor”) nihai formunun daha önce gelen iki evreyi öngerektirdiğini söyler. İlk, “sadistçe” evre “babam çocuğu (ağabeyimi, benim rakip ikizim olan birini) dövüyor”dur: ikincisi bunun “mazoşistçe” tersine çevrilmesidir: “Babam tarafından dövülüyorum”; fantazinin üçüncü ve nihai formu ise, “bir çocuk dövülüyor”un edilgin çatısı içinde özneyi de (kim dövüyor?) nesneyi de (hangi çocuk dövülüyor?) belirsizleştirir, nötrleştirir. Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

“Kendi içimde yokum” — Slavoj Žižek

solaris-3

İd-Makinesi üzerine nihai çeşitleme muhtemelen Andrei Tarkovsky’nin (Stanislaw Lem’in romanına dayanan) Solaris filmidir, orada bu Şey aynı zamanda cinsel ilişkinin çıkmazları ile de ilişkilenir [1]. Solaris, uzay ajansı psikologu Kelvin’in hikayesidir: Yeni keşfedilmiş Solaris gezegeninin üzerinde garip şeylerin yaşandığı yarı terk edilmiş bir uzay gemisine gönderilir; oradaki bilimciler delirmiştir, sanrı görüp intihar etmektedirler. Solaris gezegeni durmadan hareket eden okyanusvari akışkan bir maddeden oluşur, zaman zaman bu madde tanıdık biçimleri taklit eder – karmaşık geometrik yapıların yanısıra devasa çocuk bedenleri veya insanlara ait binalar gibi şekillere bürünür. Gezegenle haberleşme girişimleri tamamen sonuçsuz kalsa da bilimciler Solaris’in zihnimizi okuyan devasa bir beyin olduğu hipotezini ortaya atmışlardır [2].

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Bir Avrupa Manifestosu — Slavoj Žižek

Bazılarımız hâlâ Komünist Manifesto‘nun ünlü girişini hatırlar: “Avrupa’ya bir hayalet dadanmıştır – komünizm hayaleti. Eski Avrupa güçlerinin tamamı bu hayaleti defetmek için kutsal bir ittifak kurmuşlardır: Papa ile Çar, Metternich ile Guizot, Fransız radikalleri ile Alman polis-casusları…” “Avrupa”nın günümüzün kamuoyu algısındaki statüsünü aynı sözlerle niteleyemez miyiz? Dünyaya bir hayalet dadanmıştır – Avrupamerkezcilik hayaleti. Eski Avrupa ile yeni dünya düzeni güçlerinin tamamı bu hayaleti defetmek için kutsal bir ittifak kurmuşlardır: Boris Johnson ile Putin, Salvini ile Orban, göçmenleri savunan ırkçılık karşıtları ile geleneksel Avrupa değerlerinin savunucuları, Latin Amerikalı ilericiler ile Arap muhafazakarlar, Batı Şeria Siyonistleri ile Çinli ‘yurtsever’ Komünistler…”

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür — Slavoj Žižek

Hegel’de tekrar tekrar bu motifin çeşitlemelerini buluruz, şu sözündeki gibi: Antik Mısırlıların sırları bizzat Mısırlılar için de birer sırdı. Bu söze göre sırların çözümü derin bir içgörüyü açığa çıkararak değil, sadece gizemin yerini değiştirerek, onu ikileyerek olur. Burada ortaya çıkan hiçbir yeni olumlu içerik yoktur, sadece beni Şey’den ayıran ayırının salt topolojik olarak Şey’in kendisine yerleştirilmesi vardır. Ayırının böylece ikilenmesi, beni Şey’den ayıran ayırının beni ona dahil ettiğinin fark edildiği eşsiz an, benim Mutlak ile temas ettiğim biricik andır. Artık Mutlak Bilme’ye daha kesin bir belirlenim verebiliriz: Mutlak Bilme, bu ikilenmiş bilmezliği temsil eder, bizim bilmezliğimizin aynı zamanda Öteki’nin kendi kalbindeki bilmezlik olduğunu fark ettiğimiz şiddetli burguyu temsil eder.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri

Barışma mevcut Haç’taki Gül’ü tanımaktır — Slavoj Žižek

Hegelci fol barışmayı (false reconciliation) reddetmek yerine, diyalektik barışma mefhumunun kendisi yanılsama sayılarak reddedilmelidir; yani ‘sahi’ (true) barışma talebi terk edilmelidir. Hegel, barışmanın gerçek acı ve çatışkıları ortadan kaldırmadığının pekala farkındaydı – onun Hukuk Felsefesi’nin önsözündeki barışma formülü “mevcut Haç’taki Gül’ü tanımak” gerektiğidir; Marx’ın terimleriyle, barışmada dış gerçeklik bir Fikre uydurmak üzere değiştirilmez, bu Fikrin bu zavallı gerçekliğin kendi içsel “sahihati” (truth, hakikat, sahilik) olduğu tanınır. Marksistlerin “Hegel gerçekliği dönüştürmek yerine sadece onun yeni bir yorumunu sunar” eleştirisi bir anlamda esas meseleyi kaçırır – açık bir kapıyı çalar, çünkü Hegel’e göre yabancılaşmadan barışmaya geçmek için gerçekliğin kendisini değil, onu algılama ve onunla ilişkilenme şeklimizi değiştirmemiz gerekir.

Sahihat nasıl ilerler? Hegel’e göre, kendi (kendimize göre) sahi mefhumumuzu kendi-içinde sahilik ile kıyaslayarak azar azar kendi-içinde sahiliğe yaklaşmayız. Hegel radikal içkinliğin düşünürüdür: Deneyim sürecinde bir mefhumu kendisiyle kıyaslarız, onu kendi gerçellenmesi veya örneklenmesi ile kıyaslarız. Hegel burada radikal anti-Platoncudur: Bir mefhumu kendi örneklerinden ayıran ayırıda, sahilik örneklerin tarafındadır; örnekler bir mefhumun içkin tutarsızlıklarını açığa çıkarır, o yüzden örnekler mefhuma uymadığı zaman o mefhumu dönüştürmemiz gerekir.

Slavoj Žižek, İhtilaflar (Disparities)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim”

1 Comment

Filed under şey

Harfiyet/Hafriyat — Slavoj Žižek

Joyce bağlamında, Lacan onun (psik)analizi reddetmek için çok iyi bir nedeni olduğunu vurgulamıştı (zengin bir Amerikan patron Joyce’a finansal destek için analize girmesini şart koşmuştu); Joyce’un analize ihtiyacı yoktu çünkü o kendi sanatsal pratiğinde zaten analizin son anına tekabül eden öznel konuma ulaşmıştı, kutlanan harfiyet/hafriyat (letter/litter) kelime oyununda bu aşikardı – yani arzu nesnesinin dışkıya dönüşmesine, nesneyle düşlem-sonrası ilişkiye ulaşmıştı (bu formülü Jacques-Alain Miller’a borçluyum). Felsefe alanında Hegelci Mutlak Bilgi –belki de sadece Hegelci Mutlak Bilgi– bu aynı öznel konumu adlandırır, yani düşlemin katedilmesini, nesneyle düşlem-sonrası ilişkiyi, Öteki’ndeki eksikliğin tecrübe edilmesini adlandırır.

Slavoj Žižek 2005 Gerçeği Sorgulamak (Interrogating the Real)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Hafriyat “çöp” anlamına gelmiyor, “kazmak” anlamına geliyor, ama hafriyat atıklarını ve molozu çağrıştırdığı için buraya uygun.

1 Comment

Filed under çeviri

Nazar ile Seda — Renata Salecl, Slavoj Žižek

Lacan’ın “Cinsel ilişki yoktur” sözü, “Neden dünyada aşk var?” ezeli sorusuna basit bir yanıt verir. Aşk bir tuzaktır, seraptır; aşkın işlevi cinsiyetler arasındaki ilişkinin indirgenemez, teşkil edici “çığrından çıkmış”lığını örtbas etmektir. Ünlü Freudcu “kısmi nesneler” –fallik öncesi keyfiyetin (yani henüz baba mecazı ile dolaylanmamış, “kapsayarak aşılmamış” keyfiyetin) kalıntıları– cinsel ilişkinin doyuma ulaşmasını önleyen kaçak engele beden verir. Lacan, Freud’un kısmi nesneler listesine (meme, dışkı, fallus) iki nesne daha ekledi: Seda ile nazar. Dolayısıyla nazar ile sedanın tam anlamıyla aşk nesnesi olması tesadüf değildir – seda veya nazara aşık olmamız anlamında değil, nazar ile sedanın aşkı tetikleyen katalizörler olması anlamında.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

Nazar Noktası — çeviri derlemesi

AdsızSon versiyon: 28 Temmuz 2020

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Nazar Noktası) okunabilir.

İçindekiler

Nazar noktası: Benden ne saklanıyor? (Joan Copjec)

Bilinçdışı düşünümsellik olarak öz-bilinç (Slavoj Žižek)

İmleyen olarak hiyeroglif (Jacques Lacan)

Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli (Işık Barış Fidaner)

Fallusun İmletimi: İhtiyaç, Talep, Arzu (Todd McGowan)

Fallusun İmletimi (Jacques Lacan)

Psikanaliz ve BDT (Agnès Aflalo)

Freud ve Siyasallık (Mladen Dolar)

Bastırma ve defterden silme (Jacques Lacan)

Bilme öznesi ya da zulmün tanığı (Dany Nobus)

Özgür insanlar delilerdir (Jacques Lacan)

İş-bilgisi’nden Episteme’ye (Jacques Lacan)

Freud’un Kemikleri (Axel Fox ile röportaj)

Günümüzde Hegelci olunabilir mi? (Slavoj Žižek)

Tekrar ve kılık değiştirme (Gilles Deleuze)

Transgender üzerine (Slavoj Žižek)

Anne ve kaygı (Jacques Lacan)

Erkek bağı üzerine (Michael Downs)

Frantz Fanon beyaz düşmanlığına karşı çıkıyor

Adalet ve Açık Tartışma Üzerine Bir Mektup

Paradoksal Sınıflar (Jean-Claude Milner)

Yeni araştırmaya göre örümceğin ağı zihninin parçası (Bryan Nelson)

Joker üzerine devam: Apolitik nihilizmden yeni bir sola ya da Trump neden bir Joker değil? (Slavoj Žižek)

Isı dalgasında filozof olmak neden özellikle dayanılmazdır (Slavoj Žižek)

Greta Thunberg bir dahi değil – o bir havari (Slavoj Žižek)

İsteseniz de istemeseniz de insanlığın kaderini değiştireceğiz

Dördüncü imkânsız meslek: Bilim (Jacques Lacan)

Psikanalist Marguerite Derrida koronavirüsten öldü

Olağanüstü Hal Mi? Gönder gelsin! (Todd McGowan)

Toplumsal Mesafelenmenin Huzursuzluğu (Matthew Flisfeder)

Peki ya başarırsak? (Slavoj Žižek)

Firar hatları (Gilles Deleuze, Félix Guattari)

Kamuoyuna kötü haberleri verme hakkı kimdedir? (Slavoj Žižek)

“Parodi” hesaplar meselesi (Işık Barış Fidaner)

Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan-Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar (Slavoj Žižek)

Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı (Colin Cremin)

Diğer kitaplar

睐: nazar

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap

Bilinçdışı düşünümsellik olarak öz-bilinç — Slavoj Žižek

Karşı-olgusallığın mahalli ancak öznellik bulunduğu zaman işler: “Düz kahve” ile “sütsüz kahve” arasındaki farkın kaydedilebilmesi için bir öznenin işlemesi gerekir. Öznellik burada düşünümselliktir (reflexivity): Düz kahve, (“kremasız kahve” değil de) “sütsüz kahve” olarak deneyimlendiğinde, süt veya kremanın karşı-olgusal statüsü bu kahvenin saf düşünümsel belirlenimidir, onun gerçel-fiili belirlenimi değildir.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Transgender üzerine — Slavoj Žižek

Cinsiyet ve Başarısız Mutlak (2019) kitabından:

Gerçek olarak cinsel fark, karşıt özelliklerle asla simgelenemez demektir: Cinsiyeti iki varlığın karşıtlığı olarak inşa (ve tecrübe) ettiğimizde, her zaman arta kalan, “içerilerek dışarılan” bir şey vardır, onlar asla iki tane değildir, 1+1+a’dır, ve bu üçüncü öğe (ki günümüzde en öne çıkan örneği transgender bireylerdir) farkın kendisidir. Kierkegaard’ın tüm insanları memurlar, hizmetçiler ve baca temizleyiciler olarak kategorileştirmesini hatırlayın: İlk ikisi standart heteroseksüel çifti temsil eder, ama baca temizleyicisinin eklenmesine gerek duyarlar – memur, hizmetçi ve baca temizleyicisi, eril, dişil, artı tikel olumsal bir nesne olarak aralarındaki farkın kendisidir.

Günümüzde beliren büyük karşıtlık –bir yanda toplumsal parçalanmaya karşı Cinsel Fark’ın sabit simgesel biçiminin şiddetle dayatılması; öbür yanda, transgender olarak gender’ın bütünüyle “akışkanlaştırılması”, cinsel farkın çok sayıda yapılanmaya dağıtılması– demek ki foldur: İki kutbun ortak özelliği, bir çatışkının gerçeği/imkansızlığı olarak cinsel farkı kaçırmalarıdır. O zaman Gender kuramına verilecek yanıt “Peki ya sex ne olacak?” olmalıdır. Kaygan olan-olmayan, inşa edilmiş-edilmemiş kimliklerle gender kuramının örtbas ettiği şey, sex’in kendisidir, cinselliğin karakterindeki gerilimdir.

“Kadın babanın-adlarından birisidir” (1995) makalesinden:

Transseksüel özne, Kadın’ı Babanın-Adı’nın yerine geçirerek iğdişi inkâr eder.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

1 Comment

Filed under çeviri