Tag Archives: Todd McGowan

Marx’ın ve Stalin’in Hatası — Todd McGowan

Stalin’in evrensellik konusunda attığı yanlış adım o kadar kolay ayırt edilemez. Hitler’in aksine o tikel bir kimliğin savunucusu değildi, o yüzden onun hatasını bu şekilde açıklayamayız. Sorun daha ziyade Stalin’in evrensellik kavramının Marx’ın attığı hatalı temele dayanması ve ait olmayışı ortadan kaldırmayı amaçlamasıdır. Marx, evrensel aitliği proleter devrimin başaracağı bir hedefe dönüştürmekle, evrenselliğin doğasını yanlış tespit eder. Stalin, devrimi başlatarak herkesi (ait olmamayı tercih edenleri bile) yeni topluma dahil etme yeteneğine sahip olduğuna inanmakla bu yanlış kavrayışa katkı yapar. Marx’ın hatası dikkate alınırsa, Stalin’in suçları konusunda Marx’ı tamamen aklayamayız. Marx evrensellik kavrayışını Stalin’le paylaşır, gerçi Stalin bu kavrayışı Marx’ın asla kabul etmeyeceği cinai bir yöne götürmüştür.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Fransız Devrimi’nin Hatası: Ait Kılma Vaadi — Todd McGowan

Siyasal hareketler yolunu şaşırdığında, attıkları yanlış adımın siyasal olduğu kadar felsefi de olduğunu tespit edebiliriz çoğu kez. Bu hata evrensellikten tikelliğe doğru geri çekilmeyi içerebilir. Veya sahici evrenselliği alıp evrensel aitlik yapısına çevirmeye çalışmayı içerebilir. Ait kılma vaadi, evrenselliğe ve her türlü devrimci itkiye ihanettir. Ama çok az kişi bu ayartıyı reddedebilir.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon — Todd McGowan

Todd McGowan’ın Evrensellik ve Kimlik Siyaseti kitabının giriş bölümünden bir kısım.

Marx’a göre özgürleştirici değişim proletaryanın evrenselliğinin tanınmasından gelir, proletarya devrimi sadece işçi sınıfını değil, tüm sınıfları özgürleştirir [1]. Kapitalist toplumda ötekilerle aramdaki evrensel bağı göremediğim sürece toplum beni kandırmış olur. Bir kimlikte ısrar ederek kapitalizme meydan okuma girişimleri kapitalizmin hakimiyetini çökertmeye yaramaz. Tikel kimlik, insanın kapitalist özne oluşunu sürdüren şeydir.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri

Kamusal Dünya ve Engel — Todd McGowan

Öznenin tatmini, öznenin kamuya açılarak maruz kalmasına bağlıdır. Kamusal dünya öznenin ruhsal dengesini bozar, ama bu bozulma öznenin tatmininin kaynağıdır. Kamusal dünya, öznenin arzulayışını başlatan bir engeli yerleştirerek öznelliği başlatır. Özne engeli arzusunun takıldığı bir bariyer olarak tecrübe eder, ama arzulayan özneyi teşkil eden şey, bu engeldir. Özne, arzulamasını sağlayan engeli ona veren kamusal dünyaya bağlıdır, gerçi bu engel aynı zamanda öznenin arzusunun gerçekleşmesini imkansız kılar.
Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır — Todd McGowan

Hegel’in değişimle ilgili düşünce çizgisini izlersek, kapitalizmin engel ya da sınırla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeliyiz. Derdimiz bu sınırdan tamamen kurtulmaktan ibaret olamaz. Bu işe kalkışmak kapitalist tuzağa düşmek olur, Marx’ın bizzat düştüğü gibi, hararetli antikapitalizmine rağmen – ya da bu nedenle. Kapitalizm, sürekli aşmaya çalıştığı dış sınır olarak doğal dünya mefhumunu talep eder, ama herhangi bir sınırı kendi işleyişine içsel olarak entegre edemez [1]. Hegel’in diyalektiğinin talep edeceği şey budur. Onun komünizm ya da sosyalizm versiyonu bu yüzden Marx’ınkinden çok farklı olacaktır.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Nazar ile özdeşleşme — Todd McGowan

Kapitalizmin kriz anları nazar ile karşılaşmayı kolaylaştırır ama bunlar hep devrimci anlar olmaz. Çoğu zaman bu karşılaşmaya verilen yanıt faşist bir tepkidir. Birleşik Eyaletler’de Yeni Antlaşma’ya vesile olan ekonomik kriz, Almanya’da Nazizmi doğurmuştu. Nazarın ortaya çıktığı an, ekonominin siyasal boyutunu aşikar kılar, ama bunun belli bir siyasal yöne işaret etmesi gerekmez. Nazarın bize sunduğu siyasal açılım, solcu ya da sağcı bir hareketlenmeye yol açabilir.

Continue reading

5 Comments

Filed under çeviri

Nazar ile karşılaşma — Todd McGowan

Jacques Lacan 11’inci seminerinde arzunun görsel alanda ürettiği bozulmaya “nazar” (regard, gaze) adını verir. Bu terimin tanıtılması Lacan’a dair korkunç bir yanlış anlamaya yol açmıştır, Anglo-Amerikan film kuramı bu yüzden onlarca yıldır yolunu şaşırmıştır (bu konuda Gerçek Nazar kitabıma bakınız). Lacan’ın kuramına göre, nazar, basit bakma eylemi ve bu eylemle kurulan hakimiyet değildir (Lacan’ın İngilizce konuşan okurları böyle zannederler), daha ziyade öznenin arzusunun sebep olduğu bozunmanın görsel alanda bir bozulma olarak görünür olduğu noktadır. Kısacası, nazar, öznenin arzusunun gördüğü şeyin biçimini bozma şeklinden başka hiçbirşey değildir. Nazar, tarafsız veya doğal bir görüş alanının imkansızlığıdır. Nazar noktasında, görsel alanda bulunan namevcut bir mevcudiyet olan özne, bu alanın bozulmuş karakterinin, taraflı oluşunun sorumlusudur. Nazar siyasaldır, çünkü doğal görünen görsel dünyanın doğadışı statüsünü teşhir eder.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri

Kapitalizm ve gelecek vaadi — Todd McGowan

Daha iyi gelecek vaadi, kapitalist yapının temelidir; üç ekonomik alanın da –üretim, dağıtım, tüketim– temeli budur. Sadece tüketim alanını incelersek, evrensel metalaşma işin anahtarıymış gibi görünür; kendimizi üretim alanıyla kısıtlarsak, adeta işin temeli biriktirme buyruğudur. Dağıtım alanında, hız fikridir: Mümkün olan en az sürede metalar pazara taşınmalıdır. Bu üç alanın ortak özelliğine baktığımızda ise, gelecek vaadini buluruz. Metanın satın alınması, yeni bir hazzın tatmin etme olasılığını keşfetmek içindir; sermayenin biriktirilmesi, ileride bir gün yeterli miktarda sermayeye sahip olmak içindir; dağıtım sürecini hızlandırmak, gelecek kazancı yükseltmek içindir. İnsanın şimdiki koşullarıyla tatmin olma duyusu, kapitalist ekonominin üç alanında da felç etkisi yaratır.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Nazar Noktası — çeviri derlemesi

AdsızSon versiyon: 28 Temmuz 2020

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Nazar Noktası) okunabilir.

İçindekiler

Nazar noktası: Benden ne saklanıyor? (Joan Copjec)

Bilinçdışı düşünümsellik olarak öz-bilinç (Slavoj Žižek)

İmleyen olarak hiyeroglif (Jacques Lacan)

Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli (Işık Barış Fidaner)

Fallusun İmletimi: İhtiyaç, Talep, Arzu (Todd McGowan)

Fallusun İmletimi (Jacques Lacan)

Psikanaliz ve BDT (Agnès Aflalo)

Freud ve Siyasallık (Mladen Dolar)

Bastırma ve defterden silme (Jacques Lacan)

Bilme öznesi ya da zulmün tanığı (Dany Nobus)

Özgür insanlar delilerdir (Jacques Lacan)

İş-bilgisi’nden Episteme’ye (Jacques Lacan)

Freud’un Kemikleri (Axel Fox ile röportaj)

Günümüzde Hegelci olunabilir mi? (Slavoj Žižek)

Tekrar ve kılık değiştirme (Gilles Deleuze)

Transgender üzerine (Slavoj Žižek)

Anne ve kaygı (Jacques Lacan)

Erkek bağı üzerine (Michael Downs)

Frantz Fanon beyaz düşmanlığına karşı çıkıyor

Adalet ve Açık Tartışma Üzerine Bir Mektup

Paradoksal Sınıflar (Jean-Claude Milner)

Yeni araştırmaya göre örümceğin ağı zihninin parçası (Bryan Nelson)

Joker üzerine devam: Apolitik nihilizmden yeni bir sola ya da Trump neden bir Joker değil? (Slavoj Žižek)

Isı dalgasında filozof olmak neden özellikle dayanılmazdır (Slavoj Žižek)

Greta Thunberg bir dahi değil – o bir havari (Slavoj Žižek)

İsteseniz de istemeseniz de insanlığın kaderini değiştireceğiz

Dördüncü imkânsız meslek: Bilim (Jacques Lacan)

Psikanalist Marguerite Derrida koronavirüsten öldü

Olağanüstü Hal Mi? Gönder gelsin! (Todd McGowan)

Toplumsal Mesafelenmenin Huzursuzluğu (Matthew Flisfeder)

Peki ya başarırsak? (Slavoj Žižek)

Firar hatları (Gilles Deleuze, Félix Guattari)

Kamuoyuna kötü haberleri verme hakkı kimdedir? (Slavoj Žižek)

“Parodi” hesaplar meselesi (Işık Barış Fidaner)

Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan-Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar (Slavoj Žižek)

Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı (Colin Cremin)

Diğer kitaplar

睐: nazar

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap

Fallusun İmletimi: İhtiyaç, Talep, Arzu — Todd McGowan

Lacan’ın “Fallusun İmletimi” makalesi üzerine Todd McGowan’ın yazısından:

İmleyenin imlenen üzerindeki önceliği, öznenin anlamın merceğinde kendisini görmeden önce büyük Öteki’nde bir yer sahibi olmasında tezahür eder (579, 1). İmletim özneyi böler: Konuşan ben, hakkında konuşulan ben’den ayrıktır. Yahut, Lacan’ın kendi deyişiyle, söyleyişin öznesi, söylenenin öznesi ile aynı değildir. Bu bölünme özneyi kendisinden ayırarak bilinçdışına biçim verir. İmleyenin vurgulanması Lacan’ın özneyi bölünmüş olarak tanımasını sağlar, bu da iğdişi tarif etmenin bir başka yoludur.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri