Tag Archives: Yoldaşlar!

İkilemsiz Mantık Nasıl Olur? — Işık Barış Fidaner

Bu kısa metinde demokratik uygarlık paradigması için ihtiyaç duyulan mantık biliminin temelini atıyorum.

IBF

İkili mantık Türkçe’de Doğru-Yanlış ikilemiyle, İngilizce’de True-False ikilemiyle, soyutta ise 1-0 ikilemiyle belirtilir. İkili mantığın ikilemli olmaktan başka hiçbir tanımlayıcı niteliği yoktur. Sayılan ikilemlerin ilgisizliği [1] de buna delalet eder.

İkili mantıkların hepsini A-X ikilemiyle ifade edebiliriz: A tekdüze bir niteliğin sürdürülmesidir, X de A’ya uymayan unsurların doldurulduğu bir çuvaldır. İkilemsiz mantıkta ise A-X yerine tüm alfabenin dizisi vardır A, B, C, D, …

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (4b) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 3.4a)

Özel diller geliştirilmesi farklı dallardaki yöntemlerin ıraksamasını pekiştirmekle kalmadı, ayrıca ıraksama olmayan yerde de ıraksama görüntüsü yarattı. Ortak yöntemlerin muhafaza edildiği ya da bağımsızca geliştirildiği yerlerde bile, özel diller bu olguyu insanların bilincinden sakladılar, onları aynı şeyi farklı adlar altında çalışmak zorunda bıraktılar. Bu da yöntemlerin gelişim süreci içinde dallar arası haberleşme ve eş-işletimi dışardı: her biri kendi sınırlı kaynaklarına kaldı. Bileşimlerdeki yoksulluğun sebebi buydu, bu da gelişimi köstekledi ve yavaşlattı. Sıklıkla öyle oldu ki teknoloji ya da bilişin bir dalı geçerliliğini yitirmiş, sakarca ve tüketilmiş yöntemlerin çerçevesi içinde verimsizce debelenirken, onun yıpratıcı görevlerini çözecek araçları bir başka komşu dal çoktan geliştirmişti, ama o dalda olmayanlar bunları bilemez ve kavrayamazdı.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (4a) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 3.3)

4. Yöntemlerin Iraksama ve Aktarılmaları

Uzmanlaşma, örgütlenimsel tecrübe biçimlerinin gelişiminde gerekli bir aşamadır. Onun sayesinde, her emek ve bilgi dalı muazzam miktarlarda malzeme toparlamıştır, ve yöntemler öncesine göre çok daha hızlanmış ve iyileşmiştir. Fakat bunun başka bir yüzü daha vardır ki gelişimiyle güçlenir ve keskinleşir.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bilim

Yeni Hayat — Depeche Mode

Ayakta durdum karanlık sokağa gelip
Ve izledim o adamın yabancı oluşunu
Sırf ışığı yakınca beni bildiğini düşünürsün
İşte oda aydınlandı, kırmızı tehlike

Karıştırır, dolaştırır
Yeni hayat, yeni hayat
İşletir, üretir
Yeni hayat, yeni hayat

Başka bir yere geçişler olur
Zaman daha yavaş aksın diye
Özellikler kaynaşır, gölgen kırmızıdır
Gördüğüm bir film gibi, göster bana

Karıştırır, dolaştırır
Yeni hayat, yeni hayat
İşletir, üretir
Yeni hayat, yeni hayat

Yüzün saklı ve menzilden çıktık
Bu yol da hiçbir yere götürmez ki
Kapıdaki yabancı önceden nasılsa öyle
Yani bu soru hiçbir yere yanıt vermez ki

Karıştırır, dolaştırır
Yeni hayat, yeni hayat
İşletir, üretir
Yeni hayat, yeni hayat

Ayakta durdum karanlık sokağa gelip
Ve izledim o adamın yabancı oluşunu
Sırf ışığı yakınca beni bildiğini düşünürsün
İşte oda aydınlandı, kırmızı tehlike

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (3) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 3.2)

3. Halk Tektolojisi

Hiçbir profesyonel bütünen ve dışararak kendi uzmanlığının içinde yaşayamaz: bilgi ve tecrübesinin uzmanlığını aşması kaçınılmazdır, başka insanlarla ilişkisi olmalı ve haberleşmelidir. Mesela bir tüketici olarak, diğer emek dallarının çeşitli ürünlerine dair bir kavrayışa sahip olmalıdır; bir baba ve koca olarak – çocukları büyütmeye ve aile bütçesine dair; bir yurttaş olarak – devlet örgütlenmesine dair vb. bir kavrayışa sahip olmalıdır. O kendi uzmanlığı içindeyken kendi tecrübesinin tam, tanımlı, tamamlanmış ve düzenli tasarımı, bilimsel örgütlenmesi için uğraşır, diğer tüm alanlarda ise asgarî, parçalı bilgiler ve tanımsız, muğlak, “sokaktan” ya da “dünyevî” tecrübe onu memnun eder.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bilim

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (2) — Alexander Bogdanov

Türkçenin kaldırmadığı cümleler var. Terimlerden eminim ama gramerden emin olamıyorum. Elimden geldiği kadarını yaptım. Türkçesini okunaksız bulanlar İngilizcesini okuyabilirler.

IBF

(Giriş: 3.1)

2. Genelleyen Bilimlerde Tecrübenin Örgütlenimi

İlkel ve kafası karışık sistemlileştirmenin mümkün ve hayata-yeterli olması sadece o zamanlardaki örgütlenimsel tecrübenin yoksulluğundan dolayıdır. Daha elverişli ve kusursuz bağlama biçimlerinin yokluğuna rağmen, daha az ekonomik gruplanışı içinde yine de halk onu gerektiği kadar öğrenebiliyordu, özellikle de rahipler gibi toplumsal hayatın önderleri olarak kendilerini bu göreve adayanlar. Fakat daha geniş tecrübenin birikmesiyle birlikte önceki sistemlileştirme yöntemlerinin tatmin edici olmadıklarının ispatlanması kaçınılmazdı.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bilim

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (1) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 2)

1. İlkel ve Dinsel Düşünüşte Örgütlenimsel Bakış Açısı

Evrensel örgütlenimsel bilim henüz olmamasına rağmen, bu bilimin temel bakış açısı insanlığın şafağında, konuşma ve düşünmenin başlangıcıyla doğmuştur.

İlk kelime-kavramlar [1] insanî emek eylemlerine müracaat etti, doğaldılar çünkü çaba veya emeğin sebep olduğu ünlemlere eşlik eden seslerdi. O çabanın yokluğunda tekrar-üretildiklerinde, çabanın niyetini, çağrısını ya da imgesini ifade ettiler. Demek ki onu anımsatan herşey onları kışkırttı. Mesela Hint-Avrupa dillerindeki kaynak kök “rhag” ya da “vrag”, “kırmak” anlamına gelir; Yunanca ς’ηγλνμσ (“kırmak”), Latince “frango” (aynı anlamda), Almanca “brechen”, veya Fransızca “rage” ve Rusça “Враг” (“düşman”), “развить” (“gelişmek”) ve “раз” (“bir zamanlar”) kelimeleri ve “раз”- fiil öneki, hepsi ondan türemiştir. Kaynakta bu kök muhtemelen bir darbe vurma anında dudaktan kaçan bir kükremeden ibaretti; ama sahneye getirilmesi sadece o eylem ya da o eylemin çağrısı süresince değil, onu andıran sayısız başka durumda da olabiliyordu: bir düşmanın görülmesi ya da onun üstüne düşünülmesinde, ya da darbe yapan bir silahın ya da neticelerinin, yani kırılmış, parçalanmış bir şeyin düşünülmesinde, vb. Bütün bu şeyler spontane [2] olarak aynı sesle adlandırıldı yahut işaretlendi: kelime-köklerinin kaynağındaki anlam belirsizliği, dallı budaklı ve tanımlı anlamlar taşıyan binlerce başka kelimenin gelişimine doğru bu köklerin her birisinin bir çıkış noktası olmasına yardım etti.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, bilim

Kesinlikle Kırmızı! — Fiona Gell

Fiona Gell — 12 Mart 2017 — performingartscollections.org.uk

Kataloglama Asistanı Fiona Gell, Leeds Üniversitesi’nin Özel Koleksiyonunda bulunan Kırmızı Merdiven Tiyatro Arşivi’ni kataloglama tecrübesinden söz ediyor bize.

leeds-workers-theatre

2016’da Özel Koleksiyon ve Kırmızı Merdiven Tiyatro Şirketi‘nin Meşguliyet Arşivleri Kurulu‘nun Sanat ile ilgili meşguliyet arşivlerini kataloglama fonunu kazandığı duyuruldu. 2014’te Özel Koleksiyon’a bağışlanmış Kırmızı Merdiven Tiyatro koleksiyonunu kataloglama, düzenleme ve yeniden paketleme işini alacak kadar şanslıydım. Arşiv şunları içeriyor:

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Bakım Mühendisi — Sandra Kerr

Bir Cuma gecesiydi, evlenmemizden birkaç yıl geçmişti
Benim koca işten geldiğinde, her zamanki gibi dedim ki:
“Çayın masanın üstünde, temiz giysini rafa koyacağım
Banyon birazdan hazır olur, gelip sırtını ovacağım”.
Beni pek nazikçe öpüp dedi ki “Söyleyeyim dümdüz —
Benim makinaya verdiğim hizmet senin eline su dökemez”.

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Ondan sonra konuşmaya geçtik, nasıl hissettiğimi anlattım
Bir üretim bandı nizamıyla onu nasıl yürüttüğümü anlattım.
Çünkü neticede sağlayan benim, bu enerji kaynağını
(Oysa eksik etmez benim biftek yemeğime şakşakçılığını)
Onun üstündeki herşey pırıl pırıl çünkü ben bakar temizlerim
Sorsanız onun makine aletinden daha iyisini göremezmişim…

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Çalışma şartlarımı bilseydiniz ağarırdı saçlarınız
Günde yirmidört saat çağrılabiliyorum işte anlarsınız.
Gerçi avantajları severim gece boyu çalıştığım zaman
Çünkü tatmin oluruz — en azından o olur bense kimi zaman.
Tam üretimi sürdürürsem bir iki tane çocuğum olur
İleride bir patrona harcayacak yeni emek gücü olur…

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Hakikate uyanmaya başladım sonra: onu böyle düzgün tuttuğumdan
Patron iyi bir kazanç çıkarır hem benden hem de ondan
Bunu duyunca öfkelendi sağlam bir sendikalı olduğundan
İkimiz de sıkı çalışıp tek kişilik bir aylık aldığımızdan
Dedim ki “Yarı-zamanlı paketleme işi de yapıyorum unutma!
Üç kişiye çalışıyorum sevgilim, patronuma, patronuna ve SANA….

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Biraz koyun gibi baktı ve dedi ki “Bugünden sonra
Arkadaşlarla bakalım ne yapabiliriz eşit aylıkla.
Bir ev kadını sendikası ister misin, nasıl olur aylık almak
Aşçı ve temizlikçi olarak, hemşire ve bakıcı olarak?”
Dedim ki, “Acele etme sevgilim, paylaşırsan evdeki angaryayı
Ben de vakit bulabilirim vermek için kendi savaşlarımı”.

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

Sık sık dinledim seni patronları indirmekten söz ederken
Bunu asla yapamazsın kardeşim BANA patronluk taslarken.
Kadınlar mücadeleye katılana kadar, evli, bekar, beyaz ve siyahlarla
Gözleri bağlanmış gibi savaşırsın, bir kolun da sırtında.
Ve mesaj karşıya ulaştı, nihayet o da farkına vardı ki
Kızkardeşlere iktidar vermek sınıfa iktidar vermek olmalı….

Dedim ki, “Ben senin küçük kadının, tatlın, canın değilim
Ücretsiz bir ücret kölesiyim, ben bir bakım mühendisiyim”.

http://mudcat.org/thread.cfm?threadid=31147

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Şarkının akışını bilmiyorum aslında. Koro kısmının her kıtadan sonra tekrarlandığını tahmin ettim.

Şarkının melodisini de bilmiyorum çünkü müziğini bulamadım. Satılan bir CD’nin sayfası: “Warning: Women at work” http://www.rebelvoices.com/Wall2~1.htm

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı, şiir

Origami Zambak — Origami Yönergeleri

Origami zambak, klasik ve sevilen bir origami çiçeğidir. Zambak ailesinin geleneksel olarak masumluk ve saflığı temsil ettiğini biliyor muydunuz? Zambaklar çeşitli karışık ve düz renklerde, sarı, pembe, beyaz, turuncu, mor, kırmızı ve birçok başka renkte bulunabilirler. (origami-instructions.com)

Origami zambağı katlaması çok zor değildir ama taç yaprağı katlaması yeni başlayanlara zor gelebilir. Yeter ki zaman ayırınız ve her adımı dikkatle takip ediniz. Eğer görüntü tercih ederseniz origami zambak görüntülü yönergemizi izleyiniz.

Eğer origami zambağınızı birine hediye edecekseniz özel origami kağıdı kullanmanız tavsiye edilir. Normal kağıtla idmanlı olmak kaydıyla elbette.

15 santimetrekarelik bir parça origami kağıdını (ya da kare şeklinde herhangi bir kağıdı) alıp şu linkteki görüntünün ilk iki buçuk dakikasında yapılanları uygulayarak aşağıdaki resimde görülen üçgen tabanı elde ediniz.

Origami Lily flower photo diagrams 1

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şey