Tag Archives: Yuva vs. Semptom

Ego inşası için site açmak

Terrabayt adını taşıyan sitenin yöneticileri:

1) Geçen yıldan bu yana bana ait çok sayıda yazı ve çeviri yayınlamışlardı.
2) “Ev Semptomdur” başlıklı yazımda sunulan bir fikri atıfsız kullanarak intihal yapma girişimine müsamaha gösterdiler [1].
3) İntihale müsamaha gösteren bir site olduklarını sosyal medyada ifade ettim.
4) Bu ifadeyi görünce beni sosyal medyada engellemekle kalmayıp geçmişte yayınladıkları çeviri ve yazılarımı da sitelerinden sildiler.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna — Işık Barış Fidaner

Hem Esas-İmleyen S1 hem de semptom (veya sinthome) S(Ⱥ), simgesel düzende aldıkları istisnai konumlar ile karakterize edilir, ama bu ikisi farklı hatta karşıt anlamlarda istisnadır.

S1 simgesel bir istisnadır yani simgesel düzende “yersiz değildir” ve “bir yerim olmalı” taslaması yapar, S(Ⱥ) ise gerçek istisnadır yani simgesel düzende yersiz kalır [1].

Continue reading

8 Comments

Filed under şey

Yuva vs. Semptom — özel sayı

resim_2021-05-28_205046Son versiyon: 13 Haziran 2021

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Yuva vs. Semptom) okunabilir.

Işık Barış Fidaner

(sonrası: Sanal Ağa)

İçindekiler

— Terrabayt ve Kum Tanesi Olmak

— Umut ve Umutsuzluk

— Mücadeleyle kazandığım ilk hiperlink

— Yuva Adam Vakası: “Yuva” Adına Semptomu İptal Etme Girişimi

— Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa

Simgesel İstisna ile Gerçek İstisna

— Fırsatçı Medya Ekolojisinde Anonim Kalabalık Fetişi

— Fırsatçı Medya Ekolojisinde Emsal Vaka: “Ben böyle uygun gördüm”

— Sinthome olarak Terrabayt

En küçük intihal en hayırsız mutabakata zemin hazırlar 

Ağlaşma (Networking) ile Bağlaşma (Linking) 

Ego inşası için site açmak

Diğer derlemeler

家 : yuva

4 Comments

Filed under kitap

Ağlaşma (Networking) ile Bağlaşma (Linking) — Işık Barış Fidaner

Edilmeyecek bazı sözler vardır. Mesela şunun gibi: “Aramızda kalsın ama bence sen bir dangalaksın.” Birine böyle bir şey demişseniz sonra başkaları bunu duyunca “Aman mahremiyetim bozuldu kişisel haklarım ihlal edildi!” diye şikayet edemezsiniz.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

En küçük intihal en hayırsız mutabakata zemin hazırlar — Işık Barış Fidaner

Bir yazar yazısında eğer iyi bilinen bir fikre karşı çıkıyorsa “Bence E=mc2 değil” deyip geçmekte özgürdür, Albert Einstein’a atıf yapması gerekmez [1]. Ama geçenlerde okuduğu bir makalede ilk kez rastladığı X fikrine karşı çıkıyorsa “Bence X değil” deyip geçmesi sakıncalıdır [2]; fikri aldığı kaynağa atıf yapması gerekir, yoksa bu fikrin kendisinden kaynaklandığı izlenimine yol açmış olur, bu da intihaldir. Cümlede X’e itiraz ediyor olması yazarı X’in kaynağına atıf yükümlülüğünden kurtarmaz, zira bu fikrin sadece yazarı itiraz ettirmiş olması bile onun düşünce akışında önemli bir rol oynadığının inkar edilemez bir delilidir. Yok eğer “hayır hiç de önemli bir rol oynamadı” diyorsa itiraz cümlesini yazıdan atıverir ve sakınca da kalmaz.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Fırsatçı Medya Ekolojisinde Anonim Kalabalık Fetişi — Işık Barış Fidaner

Amaçsızlık ile amaçlılık, keyfiyet ile lüzumdur, yani jouissance ile onun iğdiş edilmesidir [1]. Aslında töz olarak sadece amaçsız keyfiyet vardır ama görüntü olarak keyfiyetlerden bir tanesi öne çıkıp kendisini Lüzum gibi sunar ve amaçlılık taslayıp diğer keyfiyetler üzerinde hegemonya kurarak onları iğdiş etmeye başlar. Bu fenomenin en uç örneği dindeki Tanrı’dır.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Sinthome olarak Terrabayt — Işık Barış Fidaner

Lacan’ın öğretisinin geç döneminde ‘semptom’ kavramının yerine ‘sinthome’ kavramını geçirerek paradigma değişikliği yaptığı ve psikanalitik kavrayışı ‘güncellediği’ anlatılır.

Semptom kavramı klasik anlamda Freudcudur ve bilinçdışı arzuları imleyenler yoluyla dinlemek ve yorumlamak ile ilgilidir. Freudcu yoğunlaştırma ve yerdeğiştirmeye tekabül eden dilsel mecaz ve mecaz-ı mürsel mekanizmaları yoluyla semptom deşifre edilir [1]. Lacan’a göre semptom “gerçek’ten gelen” ve “yanlış giden” bir şeyi adlandırır ve analiz edilecek dilsel bilinçdışı oluşumu teşkil eder.

Continue reading

4 Comments

Filed under şey

Fırsatçı Medya Ekolojisinde Emsal Vaka: “Ben böyle uygun gördüm” — Işık Barış Fidaner

Önceden kısaca değindiğim bir emsal vakayı şimdi fırsatçı medya ekolojisi çerçevesi içinde mercek altına alacağım [1]. Kısaca özetleyelim:

Durum: Yazar yayınladığı yazısının giriş paragrafında şöyle bir cümleye yer verir: “Şunu başından ifade etmeliyim, X değil bana göre.” Bu cümleye bakan okuyucu nazarında X ile simgelenen ilintinin nereden çıktığı belirsizdir. X yazarın kendi aklına mı gelmiştir, yoksa bir başkasının öne sürdüğü fikre mi itiraz etmektedir? Okuyucu burada bir muamma ile karşılaşır. Continue reading

10 Comments

Filed under şey

Yuva-havuç peşinde koşan tavşan ile ev-semptomu dinleyen kaplumbağa — Işık Barış Fidaner

‘Yuva’ imleyeni insanların umutlarını besleyen ütopik yankısını içinde barındığı ev-semptomu ‘dışarmasına’ (onu dışlayarak içermesine, ona atıf yapmadan değinmesine, onu ima ederek itelemesine, kısacası onu inkar etmesine) borçludur [1]. Psikanalize göre ‘semptom’ bastırılan ama geri dönen bilinçdışı hakikati barındıran yerdir [2]. Bilinçdışı hakikat mevcut veya mümkün anlamlardan bir tanesi değildir, satır aralarında söylenenleri (Lacan: inter-dit) katettikçe belirginleşen bir yokluktur [3]. Bir imleyenin barındığı ev-semptomu tespit edebilmek için onun imleyişine (imleme tarzına) kulak vermeliyiz [4]. ‘Yuva’nın imleyişi şu iki anlamı birden duyurur:

1) Özlemin dineceği yer.
2) Fişin gireceği soket.

Continue reading

6 Comments

Filed under şey

Yuva Adam Vakası: “Yuva” Adına Semptomu İptal Etme Girişimi — Işık Barış Fidaner

Koray Kırmızısakal’ın Tuncay Birkan’ın “Evin Reddi” kavramını “statik olana karşı girişilen mücadele” olarak ele aldığı yazısı okur nazarında statik olana karşı dinamik olanı savunan hem politik anlamda ilerici hem de akademik anlamda güncel ve bilgilendirici bir bağlam sunduğu intibası uyandırmaktadır [1]. Oysa yazıyı harekete geçiren asıl güdü okuru idealleştirilmiş bir imleyene –yazarın deyimiyle “Yuva”ya– teslim etmektir, bu yolla öznenin dinamik ve rahatsız edici arzusu safdışı edilecek ve özne sabit bir memnunluğa kavuşturulacaktır, böylece özne (daha yazının başlığında ilan edildiği gibi) “sürgünden ebediyete” ulaştırılacak, yani öldürülecektir. Continue reading

6 Comments

Filed under şey