Yoldaşlar! — çeviri derlemesi

yoldaslar-kapakSon versiyon: 21 Temmuz 2017

(64 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Yoldaşlar!

Kulning: İsveç’in tekinsiz ve güzel şarkı gibi çoban çağrısı (Starre Vartan)

Histerez (Martin Zwick)

Maxwell’in demon’u

“Nedir o zaman Aşk?” (Platon)

Biricik olmanın iki şekli

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (1-4) (Alexander Bogdanov)

Duvarda bir tuğla daha (Pink Floyd)

İstanbul Dayanışma Akademisi’nin Bilim Yürüyüşü’ne Destek Mesajı

Kampüssüzler ve Dayanışma Akademileri

Yeni Hayat (Depeche Mode)

Bakım Mühendisi (Sandra Kerr)

Kesinlikle Kırmızı! (Fiona Gell)

İkilemsiz Mantık Nasıl Olur? (Işık Barış Fidaner)

İdrak edilemiyor (IBF)

İlgililik//ilgisizlik ölçüsü olarak entropi

Origami Zambak (Origami Yönergeleri)

Bu Dünyanın Dışından

Kaptan Gezegen

Leave a comment

Filed under çeviri, kitap

Kendilerinden sonrası için de bir umut vesilesi — Tur Yıldız Biçer

17 Temmuz 2017

Bugün Sincan Cezaevi’ndeyiz, Ankara Sincan Cezaevi’nde, ve 131’inci gününde olan, açlık grevine hâlâ devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile birlikteydik, onlarla görüştüm gün boyunca. Öncelikle şunu iletmek istiyorlar, bu süre içinde kendilerine destek veren, bu mücadelede yanlarında olan, mücadeleyi büyüten ve haksızlıklara hukuksuzluklara, bu adalet sürecine katkı sunan herkese sevgilerini selamlarını iletiyorlar. Nuriye Gülmen’in özellikle birkaç talebi var, onları paylaşmak istiyorum. İlk talebi:

“Bizim,” diyor, “sağlıkla ilgili sorunlarımız, taleplerimiz öncelikli değil. Bizim öncelikli taleplerimiz siyasî taleplerimizdir. Bunun mutlaka ön planda değerlendirilmesini istiyoruz. Ve tek talebimiz var, işimize dönmek. Uğradığımız bu haksızlığın hukuksuzluğun bir şekilde geri dönmesi, bizimle birlikte, aynı şekilde mağdur edilmiş, hiçbir somut gerekçe olmadan işlerinden edilmiş, açlığa mahkûm edilmiş kişilerin de bizim işe dönmemizle birlikte umut bulması ve bu adalet arayışının büyümesi, bu mücadelenin büyümesi, en büyük talebimiz budur” diyor.

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Bu Dünyanın Dışından

İster misin bir yıldızda takılmak
Eve kavanozda ayışıkları taşımak
Ve şimdikinden daha zengin olmak
Yoksa dünyaya mı gitmek istersin

Dünyalı yaratık olabildiğince yalındır
Senin benim gibi eşsiz biri değildir
Bedenleri bir sürü farklı şekildedir
Şempanze ve maymuna akrabaymış derler
Ama sen gene benim tavsiyemi dinlersen
Mutlu olabilirsin dünyada

Veya ister misin bir yıldızda sallanmak
Eve kavanozda ayışıkları taşımak
Ve şimdikinden daha zengin olmak
Takılabilirsin bir yıldızda
Takılabilirsin bir yıldızda

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Swinging on a Star — Frank Sinatra

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Çeviri: Entropi üzerine – Jacques Lacan

Birtakım İşler

lacccccan

(…) Böylece imleyen bir özneyi bir başka imleyene temsil etmekle ifadelendiriliverir. Bu açıcı tekrarlamaya, keyfiyete [jouissance] yönelik bu tekrarlamaya anlam verirken başlangıç noktamız budur.

Belli bir düzeyde bilgiye hükmeden, onu ifadelendiren, saf biçimsel gerekliliklerdir, yazının gereklilikleri, bu da günümüzde belli tipte bir mantığa yol açar. Şimdi, bir deneyimle, çağdaş mantık deneyimiyle (ki bu kendi içinde ve herşeyden önce yazının manipülasyonudur) desteklenebilecek bu bilgi tipi, analitik klinikte tekrarlamanın etkisini ölçme meselesinde iş başında olan bilginin aynısıdır. Başka deyişle, bize en damıtık gözüken bu bilgi, onu ampirisizmden damıtarak çıkarmamızın hiçbir yolu olmadığı gayet açık da olsa, daha en başta getirilmiş olduğu görülen o bilginin aynısıdır.

Buradaki bu bilgi kendi kaynaklarını açığa çıkarır, tekrarlamada, öncelikle birsel özellik [einziger Zug, trait unaire, unary trait] biçiminde, keyfiyetin aracı olduğunun bulunmasıyla açığa çıkarır — tam olarak keyfiyetin hayatın olağan gerilimlerine haz terimi altında dayatılmış sınırların ötesine gitmesi ölçüsünde.

Bu biçimleştirmeden açığa çıkıveren…

View original post 1,015 more words

Leave a comment

Filed under şey

Kaptan Gezegen

Toprak!
Ateş!
Rüzgâr!
Su!
Kalp!

Yürü gezegen!

Güçlerinizin bileşimiyle ben Kaptan Gezegen!

Kaptan Gezegen kahramanımız
Kirliliği sıfıra düşürecek
Güçlerimizin büyütülmüş hâli
Ve gezegen içindir mücadelesi

Kaptan Gezegen kahramanımız
Kirliliği sıfıra düşürecek
Parçalamasına yardım edelim
Yağmacı talancı kötü adamları

“Bunun hesabını vereceksin Kaptan Gezegen!”

Gezegencileriz biz
Sen de bizden olabilirsin
Çünkü gezegenimizi kurtarmak gerekir
Yağma ve talan yapmak değil
Kaptan Gezegen’in sözünü dinleyin:

“Güç sizde!”

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

İkilemsiz Mantık Nasıl Olur? — Işık Barış Fidaner

Bu kısa metinde demokratik uygarlık paradigması için ihtiyaç duyulan mantık biliminin temelini atıyorum.

IBF

İkili mantık Türkçe’de Doğru-Yanlış ikilemiyle, İngilizce’de True-False ikilemiyle, soyutta ise 1-0 ikilemiyle belirtilir. İkili mantığın ikilemli olmaktan başka hiçbir tanımlayıcı niteliği yoktur. Sayılan ikilemlerin ilgisizliği [1] de buna delalet eder.

İkili mantıkların hepsini A-X ikilemiyle ifade edebiliriz: A tekdüze bir niteliğin sürdürülmesidir, X de A’ya uymayan unsurların doldurulduğu bir çuvaldır. İkilemsiz mantıkta ise A-X yerine tüm alfabenin dizisi vardır A, B, C, D, …

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (4b) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 3.4a)

Özel diller geliştirilmesi farklı dallardaki yöntemlerin ıraksamasını pekiştirmekle kalmadı, ayrıca ıraksama olmayan yerde de ıraksama görüntüsü yarattı. Ortak yöntemlerin muhafaza edildiği ya da bağımsızca geliştirildiği yerlerde bile, özel diller bu olguyu insanların bilincinden sakladılar, onları aynı şeyi farklı adlar altında çalışmak zorunda bıraktılar. Bu da yöntemlerin gelişim süreci içinde dallar arası haberleşme ve eş-işletimi dışardı: her biri kendi sınırlı kaynaklarına kaldı. Bileşimlerdeki yoksulluğun sebebi buydu, bu da gelişimi köstekledi ve yavaşlattı. Sıklıkla öyle oldu ki teknoloji ya da bilişin bir dalı geçerliliğini yitirmiş, sakarca ve tüketilmiş yöntemlerin çerçevesi içinde verimsizce debelenirken, onun yıpratıcı görevlerini çözecek araçları bir başka komşu dal çoktan geliştirmişti, ama o dalda olmayanlar bunları bilemez ve kavrayamazdı.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, bilim

They’ve organized the spring

Books we’d buried have blossomed
They’ve organized the spring
Outside of police offices
Darkblue green yellow
They’ve organized the spring

I forgot what their names were
Was it Özenç, Hıdır or Lale?
I forgot what their names were
Was it İlyas, Soner or Nergis?

Was it Karanfil, Nuray or Eren, my friend
They’ve organized the spring

Violets and basils in cipher
They’ve organized the spring
Distribute a communique in broad daylight
In the police chief’s garden
In his balcony, on his window, my friend
They’ve organized the spring

I forgot what their names were
Was it Özenç, Hıdır or Lale?
I forgot what their names were
Was it İlyas, Soner or Nergis?

Was it Karanfil, Nuray or Eren, my friend
They’ve organized the spring

They’ve entered the flower pots
They’ve wrapped the concretes
Their names’ve become a vine
Sculpting the universe with their glass fingers
They’ve organized the spring
Flurry in the country, in the hills, in the daisies
They’ve organized the spring

I forgot what their names were
Was it Özenç, Hıdır or Lale?
I forgot what their names were
Was it İlyas, İbo or Nergis?

Was it Hüseyin, Yusuf or Deniz, my friend
They’ve organized the spring

Was it Cevahir, Ulaş or Mahir, my friend
They’ve organized the spring

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, şarkı

Tektolojiye Giriş: 3. Örgütlenimsel bir Bilime Doğru (4a) — Alexander Bogdanov

(Giriş: 3.3)

4. Yöntemlerin Iraksama ve Aktarılmaları

Uzmanlaşma, örgütlenimsel tecrübe biçimlerinin gelişiminde gerekli bir aşamadır. Onun sayesinde, her emek ve bilgi dalı muazzam miktarlarda malzeme toparlamıştır, ve yöntemler öncesine göre çok daha hızlanmış ve iyileşmiştir. Fakat bunun başka bir yüzü daha vardır ki gelişimiyle güçlenir ve keskinleşir.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, bilim

Çeviri: Alethosfer — Jacques Lacan

Birtakım İşler

ibf

Bilim, ancak imletim düzeninde biçim verilen ifadelere atıf yaptığı ölçüde, önceden hiçbir şeyin yer bulmadığı bir şeyden inşa edilir.

Bunun kavranması önemlidir, şayet anlamayı istediğimiz şey –neyle ilgiliyse?– bizzat bu etkinin unutulmasıyla ilgiliyse. Olduğumuz bu halde, hepimiz, belki de sahamız bilimin usta söylemi gibi işlemesi sayesinde genişlediğinden, her birimizin ne ölçüde –hiçbir noktada bunu bilmemiş olmamız nedeniyle– ilk başta küçük a nesnesi gibi belirlenmiş olduğunu bilmeyiz.

Bilimin genişlemesinin –ki ilginçtir, oluşun ne olduğunu belirlemekte çok etkili olduğu görülür– yeryüzünün çevresini kuşattığı bu çeperlerden, bilimin bulduğu şeyleri oluş diye tarif ettiği bu bölgeler kümesinden size önceden söz ediyordum. Bilimin kurguladığı şeylerin yer bulduğu bu yeri neden hesaba katmayalım ki, şayet bu şeyler formelleşmiş hakikat etkisinden başka hiçbir şey değilse? Bu yere ne ad vereceğiz?

Burada yine söylemek istediğim şeyi fazlaca vurguluyorum, ve bu sefer öne sürdüğüm şeyden öyle fazla gurur duymuyorum, ama bu soruyu gündeme getirmenin işe yarayacağını zannediyorum, niyesini göreceksiniz…

View original post 261 more words

Leave a comment

Filed under şey