Onarım Arzusu ile Bozunum Arzusu — Işık Barış Fidaner

Sahiliğin bir parçası her zaman gerçeklik uğrunda feda edilir; kaybedilen bu sahilik parçası, sahi sahiliktir [1]. Sahi sahiliğin kaybını suretler telafi eder. Suretlerin eril biçimi olan fallik imleyen, kaybedilen sahi sahiliğin anısına dikilmiş bir anıttır ve simgesel yas’a aracılık eder [2]. Suretlerin dişil biçimi olan eksik imleyen, sahi sahiliğin feda ile kaybedilmesini reddeder ama engelleyemez, fedanın törensel büyüsüne kapılır. Kaybın kaybı anlamına gelen gerçek yas ise fedanın kendisini feda eder ve suretlerin eril ve dişil biçimlerinin ötesine geçer. Fallik imleyen, eksik imleyen ve gerçek yas, sırasıyla, tamamlık, tamamsızlık ve tamamsızsızlıktır.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Kurumsal Siyaset, Başka Siyaset, Gerçek Siyaset — Işık Barış Fidaner

“Tarihi yazan hep galip gelenlerdir” diye ünlü bir söz var. Bunun bir versiyonu da şöyle: “Galip gelen her zaman yargıç olur, mağlup olan her zaman zanlı olur.” [1] Tarihsel akışta rol alan galip-mağlup ikilisini gerçeklik-hakikat ikilisinde yakalayabiliriz. Galip gelenler gerçekçi olmayı temsil ederler, mağlup olanlar ise hakikatin yükünü taşırlar. Bu yüzden galip gelenlerin kendilerini dayandırdığı referans noktası nefrettir, onlar mesela teröre karşı savaşırlar; mağlup olanların ise kendilerini dayandırdığı referans noktası sevgidir [2]. Sevgi, simgeleşmeyi tetikleyen özgün kaynaktır; nefret ise simgeleşmenin sınırlarını çizer, bazı şeyleri simgelenme ihtimalinden yoksun bırakır.

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Planck İlkesi ve Geleceğin Gençlerin Elinde Olması — Işık Barış Fidaner

Bilimde Planck ilkesi denilen bir şey vardır. Max Planck bu ilkeyi şöyle ifade etmiştir:

Yeni bir bilimsel sahiliğin galip gelmesi rakiplerini ikna edip onlarda jetonu düşürmesiyle olmaz, daha ziyade rakipler eninde sonunda öldüğü için ve bu yeni sahiliğe aşina olan yeni bir kuşak büyüdüğü için galip gelir… Önemli bir bilimsel yenilik nadiren adım adım rakiplerini kazanıp kendi safına çekerek yolunu yapar: Saul’ün Pavlus olması enderdir. Gerçekte olan onun rakiplerinin birer birer ölmesi ve büyüyen kuşağın bu fikirlere en başından beri aşina olmasıdır: Geleceğin gençlerin elinde olduğunun bir örneği daha. (Max Planck, Bilimsel Otobiyografi)

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Bilimsel Doğrular Yoktur, Bilimsel Sahilik Vardır — Işık Barış Fidaner

Bilimsel doğruların hayatımızı yönlendiren (mesela ahlakçı veya faydacı) doğrulardan bambaşka şeyler olduğunu söylememiz yetmez. Truth’un Right’tan farklı oluşunu hakkıyla ifade edeceksek, ona ayrı bir Türkçe kelime tahsis etmeliyiz. Türkçede bu anlamı veren kelime de sahiliktir [1]. Bilime hakkını vereceksek “bilimsel doğrular yoktur, sadece bilimsel sahilik vardır!” demeliyiz.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Clamor and Lenio — compilation

Final version: 16 October 2020

The texts can be read from the individual links.

Işık Barış Fidaner

Contents

Clamor and Lenio

The Void, The Hole Void, Nothing But The Void

The Rock of Reality, The Paper of Truth, The Scissors of Semblances

Masculine and Feminine: Truth, Reality and Semblances

True-False : Right-Wrong = Desire : Intention

Establishing a Fact is neither Establishing a Faked nor Establishing a Fucked

The Contradiction About Contradiction

Other books

1 Comment

Filed under kitap

Harfiyet — çeviri derlemesi

Son versiyon: 14 Ekim 2020

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Harfiyet) okunabilir.

İçindekiler

Nazar ile karşılaşma (Todd McGowan)

Nazar ile özdeşleşme (Todd McGowan)

Nazar ile Seda (Renata Salecl, Slavoj Žižek)

İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır (Todd McGowan)

Kamusal Dünya ve Engel (Todd McGowan)

Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon (Todd McGowan)

Fransız Devrimi’nin Hatası: Ait Kılma Vaadi (Todd McGowan)

Marx’ın ve Stalin’in Hatası (Todd McGowan)

Kapitalizm ve gelecek vaadi (Todd McGowan)

Harfiyet/Hafriyat (Slavoj Žižek)

Barışma mevcut Haç’taki Gül’ü tanımaktır (Slavoj Žižek)

Sahi, fol, çelişki, uğraklar (G. W. F. Hegel)

Butler’ın nevrotikliği (Molly Anne Rothenberg)

Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür (Slavoj Žižek)

Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem (IBF)

Ölümcül Trajedi (Dream Theater)

Sapkının Sinema Rehberi altyazı çevirisi (IBF)

The Gifted (Dizi, 2017)

İntihar hakkında yanlış düşünceler (Doç. Dr. Caner Fidaner)

Matematiğin temellerine giriş (Sylvain Poirier)

Değişkenler, kümeler, işlevler ve işlemler (Sylvain Poirier)

Kuramların biçimi: mefhumlar, nesneler ve üst-nesneler (Sylvain Poirier)

Matematiksel sistemlerin yapıları (Sylvain Poirier)

İfadeler ve tanımlanabilir yapılar (Sylvain Poirier)

Mantıksal bağlaçlar (Sylvain Poirier)

Wikipedia’nın defterden silinmesi ve psikozdan çıkış (IBF)

Sinyalleşen Bilgi, Adminler ve Troller, Sistem ve İrade (IBF)

Leave a comment

Filed under kitap

10 Ekim’de Gerçekliğin Hakikati Ezmesi ve Sahi-Fol Kavramları — Işık Barış Fidaner

Hakikat (truth) ile gerçeklik (reality) hiç de aynı şey değildir. Hakikat dişildir ve sevgiyle ilgilidir, gerçeklik ise erildir ve nefretle ilgilidir [1]. Hakikat ile gerçeklik çelişir ve bu çelişkinin bir tarihi vardır. Gün verelim, bundan tam beş yıl önce 10 Ekim 2015’te gerçeklik hakikati ezdi.

Gerçekliğin hakikati ezmesi tek seferde olmadı. Hakikat önce 20 Temmuz 2015’te gerçekliğe ezildi ama pes etmedi, 10 Ekim 2015’te ise kesin olarak ezildi ve yenilgisini kabullendi.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Clamor ile Lenio — Işık Barış Fidaner

Psişenin kısımları deyince hala Freud’un (neredeyse) yüz yıllık ünlü ‘id, ego, süperego’ (Es, Ich, Über-Ich) üçlüsü akla geliyor. Gelin psişeyi daha farklı bölümlemeyi deneyelim. İnsan psişesi biri ağlayan biri de onu yatıştıran iki kısımdan oluşur [1]. Bu iki kısma Latince ‘clamor’ ile ‘lenio’ adlarını verelim [2].

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Fallik Boşunalık ile Oval Boşunalık — Işık Barış Fidaner

Önceki yazıda “Fallus, boş imleyen olmadan önce boşunalığın imleyenidir” derken entropinin kaçınılmaz gerçeğini kastetmiştim [1]. Ama ‘fallik boşunalık’ ifadesi, benim o yazıda kastetmediğim bir başka imgeyi de çağrıştırdı: döllenmeye yol açmayan sperm. O zaman acaba bu anlamda ‘fallik boşunalığın’ yanısıra ‘oval boşunalık’tan da söz edebilir miyiz, ‘döllenmeden yok olan yumurta’ imgesini düşünerek? Bu iki boşunalığı ayırt etmek, entropiyi de eril ve dişil bileşenlere ayırmayı gerektirir.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Fallik Boşunalık, Post-Ödipal Gelişim, Üstben ve Canavar Olmak — Işık Barış Fidaner

Fallus, boş imleyen olmadan önce boşunalığın imleyenidir, ‘ne yapsan boşuna’ der. ‘Büyük Öteki yoktur’ beyanının en radikal ve gerçek anlamı fallik boşunalıktır. Boşunalık özünde entropidir ama çıplak hali rahatsız edici ve nefret uyandırıcı olduğu için simgesel düzende ‘bedel’ ve ‘feda’ şeklini alarak enerjinin desteği biçimine bürünür [1].

Eril kimlik taslama, fallik boşunalığın tahrik ettiği nefrete yönelim vererek onu kutuplaştırmayı amaçlar. Esas-İmleyen olarak yazılıp iktidar simgesi olduğunda fallik boşunalık ‘Bana karşı ne yapsan boşuna’ şekline sokulur. Fallik imleyen budur. Tanrı kavramı bu konumu işgal eder. Kimlik taslayan eril, kendisini fallik boşunalığın istisnası sayar ve saydırır, ‘bedel’ ve ‘feda’ kavramları bunu ispatlama işine yarar. Trajedilerde ‘yazgı’ böyle eril bir rol üstlenir.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey