Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon — Todd McGowan

Todd McGowan’ın Evrensellik ve Kimlik Siyaseti kitabının giriş bölümünden bir kısım.

Marx’a göre özgürleştirici değişim proletaryanın evrenselliğinin tanınmasından gelir, proletarya devrimi sadece işçi sınıfını değil, tüm sınıfları özgürleştirir [1]. Kapitalist toplumda ötekilerle aramdaki evrensel bağı göremediğim sürece toplum beni kandırmış olur. Bir kimlikte ısrar ederek kapitalizme meydan okuma girişimleri kapitalizmin hakimiyetini çökertmeye yaramaz. Tikel kimlik, insanın kapitalist özne oluşunu sürdüren şeydir.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çeviri

Hep Vardı ile Hiç Olmadı — Işık Barış Fidaner

Bir kayıp deneyimlediğimiz zaman, bir anlamda kaybettiğimiz şey o ana kadar hep vardır, bir başka anlamda ise kaybettiğimiz şey o ana kadar hiç olmamıştır.

Birinci veçhe olan “hep vardı”yı yakalayan, Esas-İmleyen’dir, mesela simgesel yasta bu bir anıttır [1]. Bu, yetkilenmenin alanını açar.

İkinci veçhe olan “hiç olmadı”, birinci veçhe olan “hep vardı”dan bağımsız (ona dik) bir başka boyut değildir; daha ziyade ikinci veçhe birinci veçhenin bağımlılığıdır.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under şey

Kamusal Dünya ve Engel — Todd McGowan

Öznenin tatmini, öznenin kamuya açılarak maruz kalmasına bağlıdır. Kamusal dünya öznenin ruhsal dengesini bozar, ama bu bozulma öznenin tatmininin kaynağıdır. Kamusal dünya, öznenin arzulayışını başlatan bir engeli yerleştirerek öznelliği başlatır. Özne engeli arzusunun takıldığı bir bariyer olarak tecrübe eder, ama arzulayan özneyi teşkil eden şey, bu engeldir. Özne, arzulamasını sağlayan engeli ona veren kamusal dünyaya bağlıdır, gerçi bu engel aynı zamanda öznenin arzusunun gerçekleşmesini imkansız kılar.
Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çeviri

İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır — Todd McGowan

Hegel’in değişimle ilgili düşünce çizgisini izlersek, kapitalizmin engel ya da sınırla kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeliyiz. Derdimiz bu sınırdan tamamen kurtulmaktan ibaret olamaz. Bu işe kalkışmak kapitalist tuzağa düşmek olur, Marx’ın bizzat düştüğü gibi, hararetli antikapitalizmine rağmen – ya da bu nedenle. Kapitalizm, sürekli aşmaya çalıştığı dış sınır olarak doğal dünya mefhumunu talep eder, ama herhangi bir sınırı kendi işleyişine içsel olarak entegre edemez [1]. Hegel’in diyalektiğinin talep edeceği şey budur. Onun komünizm ya da sosyalizm versiyonu bu yüzden Marx’ınkinden çok farklı olacaktır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çeviri

Nazar ile Seda — Renata Salecl, Slavoj Žižek

Lacan’ın “Cinsel ilişki yoktur” sözü, “Neden dünyada aşk var?” ezeli sorusuna basit bir yanıt verir. Aşk bir tuzaktır, seraptır; aşkın işlevi cinsiyetler arasındaki ilişkinin indirgenemez, teşkil edici “çığrından çıkmış”lığını örtbas etmektir. Ünlü Freudcu “kısmi nesneler” –fallik öncesi keyfiyetin (yani henüz baba mecazı ile dolaylanmamış, “kapsayarak aşılmamış” keyfiyetin) kalıntıları– cinsel ilişkinin doyuma ulaşmasını önleyen kaçak engele beden verir. Lacan, Freud’un kısmi nesneler listesine (meme, dışkı, fallus) iki nesne daha ekledi: Seda ile nazar. Dolayısıyla nazar ile sedanın tam anlamıyla aşk nesnesi olması tesadüf değildir – seda veya nazara aşık olmamız anlamında değil, nazar ile sedanın aşkı tetikleyen katalizörler olması anlamında.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çeviri

Nazar ile özdeşleşme — Todd McGowan

Kapitalizmin kriz anları nazar ile karşılaşmayı kolaylaştırır ama bunlar hep devrimci anlar olmaz. Çoğu zaman bu karşılaşmaya verilen yanıt faşist bir tepkidir. Birleşik Eyaletler’de Yeni Antlaşma’ya vesile olan ekonomik kriz, Almanya’da Nazizmi doğurmuştu. Nazarın ortaya çıktığı an, ekonominin siyasal boyutunu aşikar kılar, ama bunun belli bir siyasal yöne işaret etmesi gerekmez. Nazarın bize sunduğu siyasal açılım, solcu ya da sağcı bir hareketlenmeye yol açabilir.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Nazar ile karşılaşma — Todd McGowan

Jacques Lacan 11’inci seminerinde arzunun görsel alanda ürettiği bozulmaya “nazar” (regard, gaze) adını verir. Bu terimin tanıtılması Lacan’a dair korkunç bir yanlış anlamaya yol açmıştır, Anglo-Amerikan film kuramı bu yüzden onlarca yıldır yolunu şaşırmıştır (bu konuda Gerçek Nazar kitabıma bakınız). Lacan’ın kuramına göre, nazar, basit bakma eylemi ve bu eylemle kurulan hakimiyet değildir (Lacan’ın İngilizce konuşan okurları böyle zannederler), daha ziyade öznenin arzusunun sebep olduğu bozunmanın görsel alanda bir bozulma olarak görünür olduğu noktadır. Kısacası, nazar, öznenin arzusunun gördüğü şeyin biçimini bozma şeklinden başka hiçbirşey değildir. Nazar, tarafsız veya doğal bir görüş alanının imkansızlığıdır. Nazar noktasında, görsel alanda bulunan namevcut bir mevcudiyet olan özne, bu alanın bozulmuş karakterinin, taraflı oluşunun sorumlusudur. Nazar siyasaldır, çünkü doğal görünen görsel dünyanın doğadışı statüsünü teşhir eder.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under çeviri

Melankoli arzunun hüsranıdır — Işık Barış Fidaner

Melankoli arzunun hüsranıdır. Bu sözdeki muğlaklık onu iki defa yorumlayarak çözümlenir.

Okumaya devam et

1 Yorum

Filed under şey

Kapitalizm ve gelecek vaadi — Todd McGowan

Daha iyi gelecek vaadi, kapitalist yapının temelidir; üç ekonomik alanın da –üretim, dağıtım, tüketim– temeli budur. Sadece tüketim alanını incelersek, evrensel metalaşma işin anahtarıymış gibi görünür; kendimizi üretim alanıyla kısıtlarsak, adeta işin temeli biriktirme buyruğudur. Dağıtım alanında, hız fikridir: Mümkün olan en az sürede metalar pazara taşınmalıdır. Bu üç alanın ortak özelliğine baktığımızda ise, gelecek vaadini buluruz. Metanın satın alınması, yeni bir hazzın tatmin etme olasılığını keşfetmek içindir; sermayenin biriktirilmesi, ileride bir gün yeterli miktarda sermayeye sahip olmak içindir; dağıtım sürecini hızlandırmak, gelecek kazancı yükseltmek içindir. İnsanın şimdiki koşullarıyla tatmin olma duyusu, kapitalist ekonominin üç alanında da felç etkisi yaratır.

Okumaya devam et

Yorum bırakın

Filed under çeviri

Nazar Noktası — çeviri derlemesi

Son versiyon: 28 Temmuz 2020

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Nazar Noktası) okunabilir.

İçindekiler

Nazar noktası: Benden ne saklanıyor? (Joan Copjec)

Bilinçdışı düşünümsellik olarak öz-bilinç (Slavoj Žižek)

İmleyen olarak hiyeroglif (Jacques Lacan)

Signifier Neden Gösteren Değil İmleyen Olarak Çevrilmeli (Işık Barış Fidaner)

Fallusun İmletimi: İhtiyaç, Talep, Arzu (Todd McGowan)

Fallusun İmletimi (Jacques Lacan)

Psikanaliz ve BDT (Agnès Aflalo)

Freud ve Siyasallık (Mladen Dolar)

Bastırma ve defterden silme (Jacques Lacan)

Bilme öznesi ya da zulmün tanığı (Dany Nobus)

Özgür insanlar delilerdir (Jacques Lacan)

İş-bilgisi’nden Episteme’ye (Jacques Lacan)

Freud’un Kemikleri (Axel Fox ile röportaj)

Günümüzde Hegelci olunabilir mi? (Slavoj Žižek)

Tekrar ve kılık değiştirme (Gilles Deleuze)

Transgender üzerine (Slavoj Žižek)

Anne ve kaygı (Jacques Lacan)

Erkek bağı üzerine (Michael Downs)

Frantz Fanon beyaz düşmanlığına karşı çıkıyor

Adalet ve Açık Tartışma Üzerine Bir Mektup

Paradoksal Sınıflar (Jean-Claude Milner)

Yeni araştırmaya göre örümceğin ağı zihninin parçası (Bryan Nelson)

Joker üzerine devam: Apolitik nihilizmden yeni bir sola ya da Trump neden bir Joker değil? (Slavoj Žižek)

Isı dalgasında filozof olmak neden özellikle dayanılmazdır (Slavoj Žižek)

Greta Thunberg bir dahi değil – o bir havari (Slavoj Žižek)

İsteseniz de istemeseniz de insanlığın kaderini değiştireceğiz

Dördüncü imkânsız meslek: Bilim (Jacques Lacan)

Psikanalist Marguerite Derrida koronavirüsten öldü

Olağanüstü Hal Mi? Gönder gelsin! (Todd McGowan)

Toplumsal Mesafelenmenin Huzursuzluğu (Matthew Flisfeder)

Peki ya başarırsak? (Slavoj Žižek)

Firar hatları (Gilles Deleuze, Félix Guattari)

Kamuoyuna kötü haberleri verme hakkı kimdedir? (Slavoj Žižek)

“Parodi” hesaplar meselesi (Işık Barış Fidaner)

Güpegündüz Hırsız Gibi: İnsan-Sonrası Kapitalizm Çağında İktidar (Slavoj Žižek)

Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı (Colin Cremin)

Yorum bırakın

Filed under çeviri, kitap