Tag Archives: Lacancı

Žižekçi Analiz Küratörü ile röportaj — Işık Barış Fidaner

Geçen hafta Žižekian Analysis adında İngilizce bir yayın başlattım. Ben de Yersiz Şeyler adına yayını başlatan kendimle bir röportaj yapmaya karar verdim. İyi okumalar…

— Žižekian Analysis ya da Türkçe adıyla Žižekçi Analiz bir dergi midir, nedir?

Žižekçi Analiz, Žižekçi insanların blog yazılarını yayınlayan çevrimiçi bir yayındır. Yazıların derlendiği bir yer oluşturduğuna göre, çevrimiçi bir “dergi” olduğu da söylenebilir. İlk hafta dört yazar adayı bizimle irtibat kurdu, üç tanesinin toplam beş yazısı websitesinde yayınlandı.

Continue reading

1 Comment

Filed under görüşme

Hiçbir Zaman Yeterince İstihdam Edilebilir Olmamak: Patronun Arzusunu Tatmin Etmenin İmkân(sızlığ)ı — Colin Cremin

ç.n. bkz: Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim

Türkçesi: Ebru Işıklı, Işık Barış Fidaner

Colin Cremin, Auckland Üniversitesi, Yeni Zelanda

Özet. Lacan öznenin, dünya üstündeki yabancılaşmasını aşmaya ve onunla bir olmaya yönelik aşırı veya çılgınca arzusundan, onun varoluşunu koşullayan dürtü olarak bahseder. Sermayedarın kazanç fazlası için çılgınca arzusu da onun varoluşunun koşulu olan dürtüsüdür. Bu makalede öznenin arzusu ile sermayenin arzusunun diyalektik bir senteze girdiği iddia edilmiştir: istihdam edilebilirliği iyileştirmekten çıkarılan bir keyif. Bu, asla tatmin edilemeyecek istihdam edilebilirlik şartının analizi için kavramsal çerçevedir. Bu argüman Slavoj Žižek’in fol kimlik bozumu fikrinden yola çıkarak geliştirilmiştir. Bu kavram, sermayeye tabiiyetin (emeğin maddî olgusu) patrondan bağımsız olma (emek eylemiyle ilişkili olmayan kimlik) hissimizle görünmez kılındığını göstermek için kullanılmıştır. İstihdam edilebilirlik “iş dışındaki hayattan” (mekânsal kimlik bozumu) çıkardığımız kullanım değerleri ile ayarlanır, istihdam olasılığını artıracağı için bunlar gönüllü olarak işverene sunulur (zamansal kimlik bozumu). Değer fazlası, keyif fazlası ve fol kimlik bozumunun bu eleştirel gösteriminin arkaplanında, Boltanski ve Chiapello’nun istihdam edilebilirlik ideolojisi üzerine öncü analizi vardır. Anahtar kelimeler. Kimlik bozumu, istihdam edilebilirlik, keyif, değer fazlası

Continue reading

Leave a comment

Filed under çeviri, bilim

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi? — Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi IJŽS

IJŽS-Uluslararası Žižek Çalışmaları Dergisi

Makale Çağrısı: Žižek Konusunda Yanlış Giden Neydi?

Konuk Editör: Slavoj Žižek

Gönderimler:
Kaynakçalı özetler, 16 Mart; Tam makaleler, 15 Haziran 2018.

Son birkaç yıldır Slavoj Žižek’e yönelen saldırılar ve kaynakları giderek çoğaldı. Siyasette Donald Trump’la ilgili konumu yüzünden, mültecilere dönük insanî yaklaşımı eleştirmesi yüzünden, LGBT+ hareketine dönük daha nüanslı yaklaşımı vb. yüzünden kınandı. Psikanaliz alanında Jacques-Alain Miller etrafındaki Lacancılar Žižek aleyhine şiddetli bir kampanya başlattılar, onu düzenbazlıkla itham ettiler. Felsefe alanında yeni gerçekçilik biçimleri (“nesne-yönelimli ontoloji”) Žižek’in düşüncesini hâlâ aşkınsal öznelliğe dayandığı için reddediyor. Žižek’e dönük saldırılarda çoğu zaman neredeyse hiç duyulmamış şahsî acımasızlık karakteri var (Chomsky; Žižek’i kamusal uzamdan “silme” kampanyası), ayrıca bu saldırılara Žižek’in kamusal medyadan giderek daha çok dışlanması eşlik ediyor – artık onun yorumları ve yazıları LRB’de, Guardian’da, In These Times’da vb. okunamıyor.

Küçük şahsî atışmalara kaptırıp gitmek yerine, şu soru sorulmalı: Bu süren çatışmada gerçek mesele nedir? Felsefî ve siyasî olarak bu çatışma neyi imletir? Fikir, Žižek’in sorunlu ve bölücü bir figür olarak ortaya çıkışının farklı yönleriyle iştigal etmeye Žižek’in meslektaş ve eleştirmenlerini davet etmek, sonra da Žižek’in kendisinin bu toplanan metinlere yanıt vermesine izin vermektir. Böyle bir IJŽS sayısı çok önemli bir rol oynayabilir çünkü günümüz felsefesi ve Solcu düşüncesini kateden esas çatışkıları görünür kılacaktır.

Şayet bir makale göndermeyi düşünürseniz lütfen “CFP: WHAT WENT WRONG WITH ŽIŽEK?” yazarak IJŽS’ye bir Özet gönderiniz.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

FB_IMG_1517670247574

1 Comment

Filed under çeviri, bildiri, bilim, dergi

Psikanaliz ve Programlama Dilleri — Wavell Watson

Wavell Watson — 11 Mart 2017 — PDF

“Sapkının Programlama Dilleri Rehberi” başlıklı belgenin üçüncü kısmıdır. Dipnotları çevirmedim. Programcı çeşitleri yerine çevirmen çeşitleri diye de okunabilir. Konuyla ilgili sunum: https://www.youtube.com/watch?v=mZyvIHYn2zk

IBF

Psikanalizi kullanarak bilgisayar programlama dili tercihini eleştirmek Lacancı yapıların keyif kısmından faydalanır. Her programlama dili her yapıyla uyumludur, ama kimi diller kendilerini özgül yapılara uyduran kurallar kullanır. Mesela histerik yapıdaki bir programcı saplantıcı bir dili kullanırsa, histerik bu saplantılı dili sanki histerik bir dilmiş gibi kullanacaktır. Benimsenen yapıların birbirlerinde bulunan vasıfları taşıyabileceğini hatırlamak önemlidir. Buna göre saplantılı bir dil, histeri ve sapkınlık öğeleri taşıyabilir. Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, programlama

İlişkisizliğin kabullenilmesi — Alenka Zupančič

What is Sex? kitabından küçük bir kısım.

IBF

Özgürleşme çoğu zaman kendimizi (toplumsal) ilişkisizlikten kurtarmak olarak –ya da İlişki İdeali’ne (ulaşılamaz da olsa) yakınlaşmak olarak– kavransa da, Lacan bize çok farklı bir bakış açısı sunar. İlişkisizliği ortadan kaldırma (ve onu bir İlişki’yle değiştirme) amacı aslında tüm toplumsal baskıların alametifarikasıdır. Cinsel fark ve kadınların ezilmesi bunun çok iyi örnekleridir. En ezici toplumlar her zaman cinsel ilişkinin varoluşunu aksiyom olarak ilan eden (dayatan) toplumlar olmuştur: “ahenkli” bir ilişkinin önkoşulu (bu ilişkiye karışan) özlerin ve bu özlere bağlı rollerin tam olarak tanımlanmasıdır. Eğer bir ilişki olacaksa, kadınların şöyle şöyle olması gerekir. Yerini bilmeyen bir kadın ilişki imajını (mesela birbirini tamamlayan iki öğenin bütünlüğü, ya da başka türden bir “kozmik düzen”) tehdit eder. Buna karşılık psikanaliz, kadının aslında bu ezici düzenlerin ona atfettiğinden daha başka bir şey olduğunu söylemez, çok daha farklı ve çok daha güçlü bir iddia ile yanıt verir: Kadın varolmaz. (Daha sonra, cinsel fark ya da bölünme üstüne tartışmamızda buna döneceğiz.)

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Bilmek ve cinsel ilişkinin yokluğu — Alenka Zupančič

What is Sex? kitabından küçük bir kısım.

IBF

Adem ve Havva’nın bilgi ağacından yedikleri zaman bildikleri şey tam olarak neydi? İncil’de bu hiç açık ve net değildir. Açık ve net olan, “iyi ve kötünün bilgi ağacı” formülasyonundaki “iyi ve kötü” (rov wa-ra) ifadesinin iyi ve kötünün bilinmesine ve ayırt edilmesine atıf yapmadığıdır (bu gayet taraflı bir okuma olurdu), aslında bu “herşey” anlamına gelen sabit bir ifadedir (“şu ve bu” dememizde olduğu gibi). Yani İncil’in bize dediği sadece onlar bilgi ağacından yedikleri zaman, Adem ve Havva’ya bilgi verildiğidir. Ve eğer bunun Lacancı bir okumasına kalkışırsak, şöyle ekleyebiliriz: şu veya bu belirli şeyin bilgisi değil, bizatihi bilginin (imleyici) yapısı onlara verilmiştir. Ve “bizatihi bilginin (imleyici) yapısı” ile gelen şey, bilinçdışının ayırısıdır: tam olarak bilgiyi enformasyon ve veriden ayırt eden şeydir. Başka bir deyişle, onlara iletilen şey tam olarak bilgiyi teşkil edici olan Urverdrängung‘un ayırısıdır. Ve işte bu yüzden bilgi ağacından yedikleri anda, dolaysız sonuç bir duygulanım oldu, kendi çıplak bedenlerinin görünüşünü utanç verici buldular. Bu utanç esasen ontolojiktir: eksik imleyenin (-1) yerinde belirir, bilginin yapısına inşa edilmiş imleyici eksiklikten dolayı: o belirir çünkü orada hiçbir imleyen belirmez…

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Kadın sorunu, tam keyif ve lathouse’lar — Slavoj Žižek

Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.

IBF

Felsefî olarak, “kadın sorunu” (bu eski, hiç münasip olmayan sözü kullanırsak) ne Badiou’nun önerdiği gibi yeni bir simgeleştirme ile çözülebilir, ne de kadının simgeleştirmeye direnen bir varlık olarak, simgeleştirme sürecinin “bölünemez kalanı” olarak yükseltilmesiyle çözülebilir. Bu ikinci yolu Schelling tutturmuştu, o “‘kadın’ gibi bir ifadenin ilkelerden türetilemeyeceğini biliyordu. Türetilemeyen şey anlatı hâline getirilmeli.” [1] Schelling’in gerçekliğin mantıksal yapısından (mefhumlar sistemi gibi sunulabilir) çıkıp ilksel dürtülerin Gerçeğine (orada çıkarımlar yoktur, ancak bir öykü anlatılabilir) ulaşması, yani logos‘tan mythos‘a doğru yaptığı hamle, Dişil olanın da öne sürülmesidir. Schelling bu düşünce çizgisini aşırıya götürdü: onun önermesine göre (ya da Sloterdijk’ın Schelling’e atfettiği önermesine göre) [2] dişil orgazm, cinsel hazzın bu en esrik anı (antik Yunanlar bunu zaten biliyordu) insan evriminin en yüksek noktasıdır. Sloterdijk hatta bu deneyimin Tanrı’nın ontolojik kanıtı rolü oynadığını iddia ediyor: orada biz insanlar Mutlak ile irtibata geçeriz. Schelling idealist kapalı çemberden çıkmayı denedi, maddeyi, organizmayı, hayatı, gelişimi getirdi, yani sadece saf mantıksal zihinle ilgilenmekle kalmadı, insan evrimi ile bedensel düzeyde, cinsellikte olup bitenlerle de ilgilendi: saadet sadece Aristocu düşüncenin kendini düşünmesi değildi, aynı zamanda adeta dayanılmaz bir azamiyetle kendi kendinin keyfini çıkaran bir bedendi.

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri

İşaret Değeri Üzerine — Slavoj Žižek

Yeni çıkan Incontinence of the Void kitabından bir kısmın Türkçe çevirisidir.

IBF

Şimdiye dek, temelini ya da sınırlamasını sorgulamadan farklı fazlalık biçimlerine ve farklı fazlalıkların birbirleri içine örülmelerine [intertwinement] başvurduk. Mesela metaların mantığı ile imleyenin mantığı arasındaki benzeşimi sorunlu kılan şey, en başından beri teşkil edici bir kısım olmasına rağmen, Marx’ın kavramlaştırmasında eksik olan bir şey kılığında imleyici boyutun metaların çeperine nakşedilmiş olmasıdır. Marx’ın başlangıç noktası bir metanın ikili tabiatıdır, kullanım değeri ile mübadele değeri arasındaki bölünmedir; fakat kullanım değeri – mübadele değeri çifti bütün kapsamı içermez: bir başka değer boyutu gerekir, Lacan buna “kült değeri” demiştir. Gelin taşlanmış kot metasını ele alalım: onda bir kullanım değeri (onları pantolon olarak giyebiliriz) ve mübadele değeri vardır (fiyat ile ifade edilir), ama bir de ilk ikisine indirgenemeyen üçüncü bir değer vardır, metaya hale olarak yapışan yoğun bir anlam ağı vardır: taşlanmış kotun imlettiği “yaşam tarzı” nedir; gerçekliğe yönelik tutum nedir, onu giydiğimde kendimi nasıl bir imajla sunarım? PD (politik doğrucu) zamanlarımızda çevresel kült değeri öne çıkıyor: yarısı çürük ve daha pahalı “organik” elmaların gerçekten daha sağlıklı olduğuna kim inanır? Öyle ki, onları satın almakla sadece bir ürünü satın alıp tüketmiş olmayız—aynı zamanda anlamlı bir şey yapmış, çevreye duyarlılığımızı ve küresel farkındalığımızı göstermiş, geniş bir küresel projeye katılmış oluruz. … Lacan bu boyuta “kült değeri” derken Thomas Presskorn-Thygesen ile Ole Bjerg buna basitçe “işaret değeri” diyor. [1]

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Psikanaliz ölçünün 1’inin himayesi altında geliştirilemez — Jacques-Alain Miller

Her kelime kendi taşıyacağı değere göre sorgulanmalı. “Ölçü”nün mesela burda çok belirli bir anlamı var, Seminer’in [ç.n. 16’ncı kitap] geri kalanında da onu buluruz. Lacan bize hatırlatır: her ölçü fiiliyatta bir 1 konumuyla kurulur ve psikanaliz ölçünün 1’inin himayesi altında geliştirilemez, onunla ölçüşemez bir terime, a‘ya riayet etmelidir. [ç.n. 8’inci bölüm] Bu iki terimin ilişkisi Seminer’deki sayısız dersi besler.

“Bunca bilgi bakımından, değeri ve etkinliği eksik kalmadan, düşüncenin kendine ölçü aldığı bir kritere dayanmasıyla kendinden emin olmuş hâliyle episteme, bilim adını almayı hak eden bu söylemi ayırt eden şeyin ne olduğunu bilmek” meselesini Lacan’ın koyuş tarzına bir matheme bulmak gerekirse, bu metin bağlamında şunu yazmayı bilmek şart:

1 / a

(Lacanian Ink 32, sayfa 35)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. “[%]” diye kodladığım dipnotlarda muhtemelen bu matheme ima ediliyor(du). Mesela bkz. Totoloji hâlinde topoloji ya da tüm arama sonuçları: [%]

1 Comment

Filed under şey

Cinsel olan siyasidir (5) — Slavoj Žižek

Slavoj Žižek — 1 Ağustos 2016 — thephilosophicalsalon.com

(4)

Sınıf çatışkısında da aynen böyledir. Özgürleştiren (“sınıfsal”) mücadelenin getirip sürdürdüğü bölünme, bütüne ait iki belirli sınıf arasında değildir, parçalar-içinde-bütün ile onun (parçalar arasında evrenseli temsil eden, parçalar karşısında bütünün kendisini temsil eden) kalıntısı arasındadır. Başka türlü anlatırsak, burada kalıntı mefhumunun iki yönünü birden akılda tutmak gerekir: Belirli içeriklerin hepsi (öğeler, bütünün özgül parçaları) çıkarıldıktan sonra arta kalan şey anlamında, bir de bütünü parçalarına bölüntülemenin nihai sonucunda arta kalan şey anlamında: Bölüntülemenin son eylemiyle artık iki belirli kısım, iki öğe, iki şey elde etmeyiz, bir şey (arta kalan) ile hiçbir şeyi elde ederiz.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, makale