Monthly Archives: February 2015

Kadıköy’deki müşterek alanlar – Barış Yıldırım

Dünyada Mekan

Kadıköy’de Gezi’den sonra kurulan işgal evleri ve diğer müşterek alanlar, bugün inşa edeceğimiz yeni alanlara ilham kaynağı olabilir.

mahalleevi

View original post 918 more words

Leave a comment

Filed under şey

Hackerspace bilgi notu

Dünyada Mekan

Hackerspace; elektronik, bilgisayar, teknoloji, internet, diy (do it yourself) ve benzeri konulara ilgi duyan insanlar için; beraber çalışabilecekleri ve etkinlikler düzenleyebilecekleri bir sosyal ortam, projelerini veya çalışmalarını yürütebilecekleri bir atölyedir. Sadece bir mekandan ziyade el birliği ile toplanan teknik imkanlar bulunabilen bir yer.

hackerspace

View original post 514 more words

Leave a comment

Filed under şey

Eko-Sosyalizm — Michael Löwy

Şilili gazeteci Marco Alvarez, yazar Michael Löwy’le eko-sosyalizm, anti-kapitalist sosyal hareketler ve yeni enternasyonalizm üzerine bir röportaj gerçekleştirmiş. Zihin açıcı röportajda Löwy, son 25 yıla damgasını vuran neo- liberalizm karşıtı hareketlerin hakkını teslim ettikten sonra eko-sosyalizm kavramının esinlendiği düşünceyi açıklıyor. Löwy’e göre Marx, yalnızca Kapitalist üretim biçimini değil, üretim kavramına dair de radikal bir eleştiri sundu. Doğanın tehrip edilmediği, çalışmanın dışında, aşka, oyuna daha fazla zaman yaratmanın bir aracı olarak çalışma fikri, aynı zamanda üretimin de yeniden organize edilmesini gerektirir. Eko-sosyalizm, ihtiyaca göre, dayanışmacı, demokratik ve doğayı tahrip etmeyen bir modeli içerir ve bugünden itibaren yapılabilir ‘Paranın krallığını’ ortadan kaldırmayı hedefleyen bir dünya arzusuyla Löwy’le yapılan röportajı aktarıyorum.

Türkçesi: Nuh Köklü

25 Kasım 2014

Kaynak: BAŞLANGIÇ

Leave a comment

Filed under çeviri, görüşme

Charlie Hebdo üzerine — Jacques-Alain Miller

1. Kötüsözün Dönüşü

2. Lirik Yanılsama

3. Fransa Polislerini Sever

4. Charlie’nin Sırrı

5. Wolinski, Santo Subito!

5 Comments

Filed under çeviri

Wolinski, Santo Subito! — Jacques-Alain Miller

Jacques-Alain Miller: [Charlie Hebdo üzerine: (1) Kötüsözün Dönüşü, (2) Lirik Yanılsama, (3) Fransa Polislerini Sever, (4) Charlie’nin Sırrı, (5) Wolinski, Santo Subito!]

Jacques-Alain Miller — 12 Ocak 2015 — lacan.com

wolinski

The Massacre at Paris! [Paris’teki Katliam] Christopher Marlowe’un başlığı. İngiliz dili bu sözcüğü Fransızcaya borçlu. Kukuriku! Onlardaki ilk tespiti 1580 yılındadır. Aziz Bartholomew Günü Katliamı 1572’de olmuştu. Bu bir tiyatronun konusudur. Chéreau bir zaman bunu sahnelemişti, görmeye gitmiştim Lyon’dan, muhteşemdi, arkadaşım Richard Peduzzi’nin endüstriyel devrimle Rönesansı harmanladığı melez sahne tasarımını halen hatırlayabiliyorum.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Analitik-militan çalışma — Félix Guattari

Yer seviyesindeki (Amerikalıların söylemekten hoşlandıkları gibi “grass root” [taban]) kolektif düzenlemelerin rollerinden biri, özellikle, bu tür ilişkileri daimi bir şekilde ortaya koymaktan ibarettir. Burada amaç, bunları, nihai işlevi arzunun bütün tekilliklerini ortak değerlere, egemen tekrarlara asimile etmek olan bir tür seyir-sindirim içinde tüketilecek unvanlar, fotoğraflar haline getirmek değil; ya toplumsal gerçek içinde ya da bilinçdışının semiyotikleştirme kiplikleri içinde eylemde bulunmalarını sağlamaktır. İlişkilendirme, sonuçta —gazete ya da dergi okurken— insanların kafasında zorlama bir işbirliği gerçekleştirecek, onları mekanik olarak “koşutluk” kurmaya koşullayacak bir iktidar manipülasyonunun sonucu olmayacaktır. Keza, psikanalistlerden esinlenen sezgilerin ya da araştırmacıların spekülatif hipotezlerinin de sonucu olmayacaktır. Bu, çok farklı mücadele kesimleri arasındaki herhangi bir özel durumda işleyebilen, görülmemiş bağlantıları “öğrenmek”ten —kolektif olarak semiyotikleştirmekten, diyebiliriz— ibaret analitik-militan (1) bir program olacaktır. Bu durumda, sadece biçimsel bir dayanışma düzeyinde cereyan etmeyen, zekâ ve kalp düzeyinde de cereyan eden bir şeyle karşı karşıyayız (Bellochio’nun Parma hastanesi üzerine filmi Fous à délier’de (2) geri zekâlıların ve mongolların bir metalürji fabrikasının işçilerinin sorumluluğuna verilmesi; bambaşka bir alanda, şair Yann Houssin’in (3) —asker komiteleri kurma bahanesiyle— hapse atılması karşısında, Nîmes’te askeri konularla olduğu kadar şiirle ve bölgeci mücadeleyle de ilgilenen insanların bir ağ kurması). Bir Korsikalıyı bir Bretonludan ya da bir Parisliden ayıran şey, görünüşte, sosyoekonomik, dilsel, hatta ekolojik özelliklerdir, fakat gerçekte, sevmenin, evreni algılamanın, konuşmanın, dans etmenin, okuma ve yazmanın vb. iki ayrı tarzı gibi moleküler düzeyde cisimleşen mikro-politikaların billurlaşmasıdır. Bu açıdan bakıldığında, bazı özerklik hareketlerinde görüldüğü gibi, geçirimsiz ve gerici bir tür mizaç tepkisine kapanmak yerine, “Korsika sorunu”nun bazı semiyotik bileşenlerinin Bretonluların ya da kadınların, çocukların, homoseksüellerin kurtuluş sorunlarına benzediği görülür.

Biri öncelikle toplumu değiştirmekten, diğeri ise gerçek yaşamda olup bitenle ilgilenmekten ibaret ardışık iki zaman yoktur. Bu çalışmanın ikinci kısmında ağaç ve taklit politikalarının karşısına çıkaracağımız köksap ve harita politikaları aynı nesnelere ve çoğu zaman da ortak bir şekilde uygulanır. Bunlar tabi kılıcı büyük toplumsal sistemleri olduğu kadar, küçük gruplarda, aile ya da bireyde işleyen minyatürleştirilmiş iktidar oluşumlarını da hedef alırlar. Bu koşullarda, doğaya, iyi duygulara, el erimindeki aletlere ve “ortak yaşam topluluklarına” öncelikli bir geri dönüşten beklenebilecek bir kurtuluş yoktur. Şehirler vardır, ordular ve polisler de, “çokuluslular”, merkezi partiler, sınai kompleksleri, seçim gelenekleri vardır. Büyülü bir çubuğu sallayarak bunlardan kurtulmanın yolu yoktur! Fakat en azından bunların mahkûmu olmamak, bu tür mekanizmaların aktif suç ortağı olmamak, dahası, bu tür nesneyi ve moler ilişkileri var-etmemeye başlamak denenebilir! Etraflarından dolanılamıyorsa eğer, bunları içerden oymak ve fırsat çıktığında —bu tür vesileleri titizlikle hazırlamak pahasına— dışarıdan parça parça sökmek mümkün müdür? Tek kelimeyle, “yasa yapma” iddiasındaki bir toplumun sözüm ona nesnel yasalarını bozmak mümkün müdür?

(1) Program terimi burada, örneğin, “Solun Ortak Programı”ndan söz edildiği anlamda değil, sado-mazoşistlerin programdan söz edişleri anlamında kullanılmıştır, yani öngörüleri her yandan aşan bir deneyimi yönlendirmek için bir işaretleme aracıdır; gizem ve büyülenme, “asla görülmemiş” izlenimi, programlanmış evrelerin ritüelleştirilmiş niteliğine rağmen, buradan kaynaklanır. Çağdaş müzikte de “program müziği”nden söz edilir. Burada önemli bir bölüm icracılara bırakılır ve metin ana bilgilerden, genel çalışma yönelimlerinden başkasını vermez.

(2) Orijinal Adı Matti da slegare olan ve İtalya’daki psikiyatrinin facia halini ortaya koyan 1975 tarihli belgesel. (ç.n.)

(3) Tristan Cabral (Yann Houssin), Ouvrez le feu, Paris, Plasma, 1975.

Kaçış Çizgileri: Başka Bir Olanaklar Dünyası İçin — Félix Guattari; TR: Işık Ergüden, s.109

1 Comment

Filed under çeviri

Soyut Makineler — Félix Guattari

Eğer hiyerarşiler, bürokrasiler, fallokrasiler, gerontokrasiler “komuta kodlarını bırakmak” zorunda kalırlarsa ne olur? Toplumsal alan nasıl bir yeni istikrar edinir? Bu soru üzerinde ilerleyebilmek için, Kolektif Donanım işlevi ile kolektif düzenleme işlevi (makinesel düzenleme ve sözcelem düzenlemesi) arasında önermiş olduğumuz ayrıma tekrar dönmemiz gerekir. Bu işlevlerin işin içine katılması —özellikle Kolektif Donanım ağları düzeyinde—, toplumsal alanın istikrarının, tıpkı dil ya da libido alanının istikrarı gibi, transandantal değişmezlerin hiçbir sistemine dayanmadığını göstermemizi sağlar. Bir düzeyden diğerine —örneğin ekonomik bir düzeyden “ideolojik” bir düzeye— “geçişi” mümkün kılan şey, toplumsal yanallık [transversalité] diye adlandırdığımız şeyin garantisi, kesin olarak sınırlandırılmış ilke, kategori ve unsurlara bağımlı değildir. Her seferinde her şey yeniden yapılmalıdır. Daha kesin bir ifadeyle, verili tarihsel dönem ve koşullarda bu istikrarı ve bu yanallığı sağlamak, soyut yersizyurtsuzlaştırma makineleri sistemleri diye adlandırdığımız şeyi, az çok geçici sıfatla ortaya koyan somut makine ağlarına düşer. Somut donanım ve düzenlemelerin etrafında billurlaştığı soyut makineler —bu çalışmanın üçüncü bölümünde buna geri döneceğiz— toplumsal zamansallığın dışında değildir, bu zamansallığın içinden geçer, onu üretir ve yeniden üretirler. Her semiyotik bileşene ve her kodlandırma bileşenine özgü yersizyurtsuzlaşma katsayılarının düzenlenmesini tartışma konusu ederler. Fakat Donanımlardan Düzenlemelere geçerek, soyut bir makineler rejiminden bir diğer rejime geçilir. Donanımlarla birlikte, soyut makineler kümesi tek bir komutaya —Sermaye— bağlanır ve bu komutanın etrafında, toplumsal alanın bütün koordinat ve değerlerini ikilikçi bir tarzda bölümlendiren bütün bir genelkurmay örgütlenir: Anlamlı [gösteren] ve Anlamsız, Yararlı ve Yararsız, Akıl ve Akılsızlık, Güzel ve Çirkin, Musiki ve Gürültü vb. Düzenlemelerle, soyut makinelerle ve benzerleriyle birlikte, bunları edimselleştiren somut makineler, bilişimselleştirilebilir “içerim ağaçları” sistemlerine göre değil, köksap tarzında örgütlenmişlerdir; bu örgütlenme, ilgili ifade ve kodlandırma maddelerinin özgül niteliklerini yitirtebilecek ikili çözülmelere indirgenemeyen formüllere göre yapılmıştır. Biyolojik bir sürecin makinesel özellikleri fiziksel-kimyasal ya da astrofiziksel özelliklere “tercüme edilemez.” Bunlar karşılaştırılabilir; sayılar, topolojiler, her türden biçimlendirme, birinden diğerine geçirilebilir; ama indirgenemez haldeki süreç, makinesel mutasyonların botanik sınıflandırılışında işgal ettiği tekil konum için bu söz konusu olamaz. Değişmezlerin hiyerarşisi süreçlerin daima dışında kalır; keza donanımların kurumları ile bunlar üzerinde temellenen teoriler için de durum aynıdır. Bir yanda Yasa, Teori vardır; diğer yanda, praksis, deneyim. Ancak önceden yerleşmiş değerler hiyerarşisinden kopan toplumun canlı kısımlarında işleyen bir teori-praksis, kendi üzerinde yersizyurtsuzlaşan —dolayısıyla hiçbir biçimde ezeli olmayan—, sonsuz bir köksapsal genişleme içinde birbirine bağlanan soyut makine sistemlerini, socius‘u sabitlemek ve katmanlaştırmak için değil, fakat geçici bir düzen sağlamak için birbirine eklemleyecektir.

Kaçış Çizgileri: Başka Bir Olanaklar Dünyası İçin — Félix Guattari; TR: Işık Ergüden, s.98

1 Comment

Filed under çeviri

Charlie’nin Sırrı — Jacques-Alain Miller

Jacques-Alain Miller: [Charlie Hebdo üzerine: (1) Kötüsözün Dönüşü, (2) Lirik Yanılsama, (3) Fransa Polislerini Sever, (4) Charlie’nin Sırrı, (5) Wolinski, Santo Subito!]

Jacques-Alain Miller — 14 Ocak 2015 — lacan.com

Arjantin’de güvercin dışkısı şans getiriyor. Plajda güneşlenen arkadaşım Graciela böyle dedi bana “Acá, si a uno lo caga una paloma, significa buena suerte” (Burda bir güvercin sıçarsa, iyi şans demektir). Bu kehaneti kabul edelim. Başkan’ın şanslı yıldızlarına inandığını biliyoruz. Kısacası, derin bok içindeyiz, bu iyiye işaret.

Graciela, ki derslerimi de okumuştur, acaba bunun “Gerçeğin bir yanıtı,” Tanrıların bir belirmesi olup olmayacağını sordu. Romalılar, o batıl inançlarıyla, böyle şeylere inanmazlık etmezlerdi. Ve unutmayalım ki İsa vaftiz edilirken gök açıldı, “Kutsal Ruh, bedensel görünümde, güvercin gibi O’nun üzerine indi.” (Luke 3.22)

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Makine ve Yapı — Félix Guattari

Makine ve yapı arasında önereceğim ayrım, bu sözcükleri kullanışımıza dayanıyor sadece; matematiksel bir problemle uğraşmak üzere icat edilen türde salt bir ‘yazma cihazı’yla, veya gelişimin belirli bir aşamasında yeniden dikkate alınması gereken bir aksiyomla, veya yine burada bahsedecek olduğumuz türden bir makineyle uğraştığımızı düşünebiliriz.

Dolayısıyla şu olguları parantez içine aldığımı belli etmek isterim: aslında bir makine kendi yapısal eklemlenişlerinden ayırt edilemez, buna karşılık, her olumsal yapıya bir makineler sistemi tarafından ya da en azından bir mantık makinesi tarafından hükmedilir, ki göstermek istediğim şey budur. Bu ayrımı tesis ederek başlamak, olaylarla ve tarihle ilişkisi içinde öznelliğin özel koşullarının teşhis edilmesini kolaylaştırabilmek için, bence hayati görünmektedir (*).

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Gri alanda – Slavoj Žižek

“Ben şuyum” (veya “Hepimiz şuyuz”) şeklindeki acıklı özdeşleşme formülü ancak belirli sınırlar dâhilinde iş görüyor; bu sınırları aştığındaysa müstehcen bir hal alıyor. “Je suis Charlie” (Ben Charlie’yim) diyebiliriz fakat “Hepimiz Saraybosna’da yaşıyoruz!” ya da “Hepimiz Gazze’deyiz!” gibi örnekler verildiğinde iş karışmaya başlıyor. Hepimizin Saraybosna veya Gazze’de yaşamıyor olduğumuzu hatırlatan acımasız gerçek, acıklı bir özdeşleşme ile üstü örtülemeyecek kadar güçlü hale geliyor. Söz konusu olan Muselmänner, yani Auschwitz’deki yaşayan ölüler olduğunda böyle bir özdeşleşme müstehcenleşiyor. Şunu söylemenin mümkünatı yok: “Hepimiz yaşayan ölüleriz!” Auschwitz’de, kurbanların insanlıktan çıkarılması öyle bir raddeye varmıştı ki, onlarla herhangi bir anlamlı özdeşleşme kurmak olanaklı değildir. (Ve, tam zıddı yönde, “Hepimiz New Yorkluyuz!” diyerek 11 Eylül kurbanları ile dayanışma beyan etmek de saçma olur. Milyonlarca insan şöyle der: “Evet, New Yorklu olmayı çok istiyoruz, bize vize verin!”

İngilizceden çevirenler: Serap Güneş ve Erkal Ünal

Kaynak: Dünyadan Çeviri

Leave a comment

Filed under çeviri