Monthly Archives: March 2016

Psikoloji nedir? (5) — Georges Canguilhem

(4)

1958, EN: R. Groome, TR: Işık Barış Fidaner

2) Öznellik Bilimi Olan Psikoloji

17’nci yüzyılda Aristo fiziğinin düşüşüyle birlikte para-fizik olan psikoloji sona erdi, yani doğal nesnesiyle can bilimi sona erdi, ve bununla ilinti içinde, öznellik bilimi olan psikoloji doğdu.

Düşünen öznenin bilimi olan modern psikolojinin doğuşunun esas sorumluları 17’nci yüzyılın mekanik fizikçileridir.

Eğer dünyanın gerçekliği artık algı içeriğiyle karıştırılamıyorsa, gerçeklik eğer duyusal deneyimdeki yanılsamaların indirgenmesiyle elde ediliyor ve ortaya konuluyorsa, o halde bu deneyimin nitel kalıntısı, gerçeği fol kılar gibi mümkün olması yüzünden [du fait qu’il est possible comme falsification du réel], zihne özgü bir sorumluluğu devreye sokar.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, makale

Mecaz üzerine — Jacques Lacan

Dilin ilkel biçiminde sıfat işlevini üstlenen şeyin mecazlar olduğu söylenmiştir. Öznede bunu confirm ederiz, gerçi burada kendimizi ruhun gizemli ilkel bir işletimi karşısında bulmayız, dildeki yapısal bir gereklilik karşısında buluruz: İmlenen düzeninde bir şey doğurulacaksa, bir imleyenin başka bir imleyenin yerine geçirilmesi zorunludur.

Bana diyeceksiniz ki: Sen bunu nerden biliyorsun? Yani sen niye “hav hav”ın köpeğin yerine geçirilmesini öne sürüyorsun. Öncelikle size derim ki yaygın –ve yakın zamanda bana getirilmiş– bir gözleme göre çocuk, köpeğe “hav hav” diyebildiği andan itibaren, köpekle kesinlikle hiçbir alakası olmayan bir sürü başka şeye de “hav hav” diyecektir, böylece dolaysızca gösterecektir ki buradaki esas mesele aslında işaretin imleyene dönüştürülmesidir: Bu imleyen çok çeşitli yerine geçirmelerle o anda hiçbir önemi kalmayan şeyler bakımından, başka imleyenler ya da gerçeğin birimleri olabilen şeyler bakımından test edilir. Çünkü buradaki mesele imleyenin kudretinin test edilmesidir.

Bunun doruk noktası –size bahsettiğim bilimsel konuşmanın sonunda dediğim şey bununla ilgiliydi– çocuğun en yüksek yetke ve en müthiş ısrarla şöyle bildirdiği kararlaşma anıdır: Köpek “miyav” der, ya da kedi “hav hav” der. Kesin bir kararlaşma noktasıdır bu, çünkü ilkel mecaz, ki saf ve basitçe imleyici yerine geçirmeyle teşkil edilmiştir, bu anda, imleyici yerine geçirmenin uygulanışıyla, nitelendirme kategorisini doğurur.

Jacques Lacan 1958-1959 Seminer 6: Arzu ve yorumlanışı, s. 114

2 Comments

Filed under çeviri

Psikoloji nedir? (4) — Georges Canguilhem

(3)

1958, EN: R. Groome, TR: Işık Barış Fidaner

1) Doğa Bilimi Olan Psikoloji

Psikoloji can bilimini belirtse de, bağımsız bir psikolojiye dair herhangi bir fikir ya da olgunun antik felsefi sistemlerde bulunmaması dikkate değerdir, ki bu sistemlerde psişe veya can doğal bir oluş sayılmıştır. Can üzerine çalışmalar, metafizik, mantık ve fizik arasında bölünmüş halde kalırlar. Aristo’nun eseri Cana Dair aslında genel biyoloji üstüne bir eserdir ve fiziğe adanmış yazılarından birisidir. Aristo’dan sonra ve skolastik Okullular geleneğinin ardından 17’nci yüzyıl başındaki felsefe, canı hâlâ bir fizik meselesi gibi ele alıyordu. Fiziğin nesnesi, canlılık potansiyeliyle örgütlenmiş doğal bedendi. Bu yüzden fizik, canı, canlı bedenin biçimi gibi [*] ele aldı, maddeden ayrı tutulan bir cevher gibi değil. Bu bakış açısına göre, bilgi organlarını çalışan fizik, yani harici duyu organlarıyla (olağan beş duyu) dahilî duyu organlarını (ortak duyu, düşlem ve bellek) çalışan fizik, solunum veya sindirim organlarını çalışmaktan farklı değildi. Can doğal bir çalışma nesnesiydi, biçimler hiyerarşisinde bir biçimdi, fakat canın öz işlevi biçimler bilgisiydi. Doğa kuramında ilk [original] ve evrensel anlamıyla can bilimi, fizyolojinin bir alanıydı.

Continue reading

5 Comments

Filed under çeviri, makale

Yeni Dünya Düzensizliği – Tarık Ali

Tariq Ali

17 Nisan 2015, LRB*

30 yıl önce Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Güney Amerika diktatörlüklerinin dağılması ile birlikte çoğu insan, baba Bush ve Thatcher tarafından vaat edilen ‘barış payı’nın (peace dividend) sonunda gerçekleşeceğini umuyordu. Nerdeeee? Onun yerine kesintisiz savaşlar, ayaklanmalar, hoşgörüsüzlük ve dini, etnik ve emperyalist, her türden köktencilikle karşı karşıya kaldık. Batı dünyasının gözetleme ağlarının ifşa olması, demokratik kurumların olması gereken şekilde işlemediği ve (beğensek de beğenmesek de) demokrasinin alacakaranlık döneminde yaşadığımız duygusunu kuvvetlendirdi.

(…)

Kaynak: Dünyadan Çeviri

Çeviri: Serap Güneş

Not: LRB’nin 2015 kış seminerlerinde Tarık Ali’nin konuşmasının yine LRB tarafından kısaltılarak yayınlanmış halinin çevirisidir. Tarık Ali’nin konuşma dilindeki vurgular metne yansımamış, kimi önemli ayrıntılar da atlanmıştır. Yukarıdaki linke tıklayarak tamamını İngilizce dinleyebilirsiniz.

Leave a comment

Filed under çeviri, makale

Suriçi acele

surici

Aşk kaderden, neşe kederden, kazanç emekten, iktidar halklardan çalınmıştır.
Continue reading

1 Comment

Filed under şey

İmgelem Politikası (1) — McKenzie Wark

McKenzie Wark — 22 Kasım 2015 — publicseminar.org

man-in-the-high-castle-600x326

“Tüm iktidar hayal gücüne!” Altmışlarda böyle denirdi. Şimdiki slogan şöyle olabilir: “Tüm hayal gücü iktidara!” Zira hayal gücü bugünlerde her yerde ama nasıl iktidar kazanabileceğimizi kimse bilmiyor. Philip K. Dick’in Nazilerle Japonlara savaş kazandırdığı alternatif tarihe dayalı TV dizisi de var artık, ve bu diziyi belgesel zannedenleri affedebiliriz. Hayal edebildiğimiz her şey ya olanların aynısı ya da daha kötüsüymüş gibi görünüyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, makale

Psikoloji nedir? (3) — Georges Canguilhem

(2)

1958, EN: R. Groome, TR: Işık Barış Fidaner

Bu temel soruya, psikolog olmadığımız için, karşıt bir yoldan ulaşmayı denemek isteriz. Yani sormayı önerdiğimiz şey, psikolojik denen çeşitli farklı disiplinlere potansiyel birlik sağlayan şeyin bir proje birliği olup olmadığıdır. Fakat araştırma yordamımız belli bir mesafeyi gerektirmekte. Farklı sahaları ayrı ayrı keşfedebiliriz ve kesişimlerini bularak (Prof. Lagache örneğinde bu onlarca yıl sürdü) bugünkü hallerini kıyaslayabiliriz. Bu projelerin örtüşüp örtüşmediklerinin araştırılması, her birindeki anlamların ayırt edilmesini gerektirmekte – sadece psikologun yürütücü otomatizm içinde kaybolduğu zamanlarda değil, psikologun kışkırttığı bir durumdan proje çıktığı hallerde de.

“Psikoloji nedir?” sorusuna yanıt aramak, bizim için, o halde, psikolojinin kendi yönelimleri içinde, yani felsefe ve bilim tarihiyle ilişkisi içinde ele alındığı bir psikoloji tarihi çıkarılması mecburiyetine döner. Böyle bir tarih ister istemez teleolojik olacaktır, çünkü sorduğu sorunun anlamını psikolojinin kaynağındaki muhtelif disiplin, yöntem ve girişimlerde farzedildiği haliyle iletmek durumundadır – bunlar arasında süregiden ihtilaf da bu soruyu fiilen meşrulaştırır.

(4)

3 Comments

Filed under çeviri, makale

Öbekleme Problemine Bayesci Bir Yaklaşım Ve Gen İfadesi Analizinde Uygulanması

Işık Barış Fidaner, PhD Tezi

Bu tezde gen ifadesi zaman serisi verisinden bilgi çıkarılması için yöntemler araştırılmıştır. Bu zaman serileri altta yatan biyolojik mekanizmalara dair dolaylı ölçümler sağlar, bu yüzden analizlerde istatistiksel modelleme tekniklerine yoğunca başvurulur. Özellikle popüler bir analiz yaklaşımı, ifade profili benzerliklerine göre genleri öbeklemektir. Fakat bilimsel veri analizi açısından öbekleme güçlü bir metodoloji gerektirir ve Bayesci nonparametri bu konuda gelecek vaat eden bir çerçeve sağlar.

Bu bağlamda, iki yeni Bayesci nonparametrik model geliştirildi: Standart sonsuz karışım modelini genişleten Sonsuz Çokyönlü Karışım (IMM); ve karışım bileşenlerinde gen ifadesi zaman serilerine uyarlanmış özgül bir yapıyı varsayım alan Parçalı Doğrusal Dizilerin Sonsuz Karışımı (IMPLS). Bayesci paradigmada gen analizi için anahtar nesne, model ve gözlemler verildiğinde, bölüntüler üzerindeki sonsal dağılımdır. Fakat, bölüntüler üzerinde bir sonsal dağılım oldukça karmaşık bir nesnedir. Burada Markov zinciri Monte Carlo çıkarımı uygulayarak gen bölüntülerinin sonsal dağılımından bir örneklem elde ediyoruz, ve geliştirdiğimiz sezgisel iki-aşamalı öbekleme yaklaşımı ile sonsal örneklemi işliyoruz. Bölüntüler üzerindeki dağılımların analizi için entropi toplaşması (EA) adını verdiğimiz alternatif, yeni bir yaklaşım da geliştirildi. EA’nın bölüntülerden ve daha genelde özellik atamalarından oluşan örneklemlerin yorumlanmasında kullanışlı olduğu gösterildi.

Öbekleme metodolojisinin değerlendirilmesinde iki farklı sahada ayrı deneyler gerçekleştirilmiştir. Birincisinde, edebi bir metnin (James Joyce’un Ulysses’i) paragrafları EA ile analiz edilerek sözcükleri arasındaki bağlamsal ilişkiler ortaya çıkarılmıştır. İkinci olarak, biyoenformatik uygulamasında, sonuçta çıkan öbeklerin amaca uygunluğunu değerlendirmek için standart çoklu hipotez testi uygulanmış, bir gen ontolojisine ait terimlerle kodlanmış önceki biyolojik bilgilerle karşılaştırılmıştır. Geliştirilen metodolojinin entegre edildiği eksiksiz süreç akışı CLUSTERnGO (CnG) dört fazdan oluşur (Yapılandırma, Çıkarım, Öbekleme, Değerlendirme). CnG’nin işlem hattının tamamı bir yazılım paketi olarak geliştirilmiş ve GNU Genel Kamusal Lisansı altında yayınlanmıştır.

(ingilizce özetözet istatistikleriizdüşüm entropisi)

1 Comment

Filed under bilim

Psikoloji nedir? (2) — Georges Canguilhem

(1)

1958, EN: R. Groome, TR: Işık Barış Fidaner

Bilim kavramının karakter birliği uzun zamandır bilim nesnesi yönünde arandı. Nesne, özelliklerinin çalışılmasında faydalanılacak yöntemi dikte edecekti. Ama sonuçta bu, bilimi, keşfettiği sahadaki bir verinin [donné] araştırılmasıyla sınırlamak demekti. Bilim kavramı, kendi sahasını edinen her bilimin az çok kendi verilerini [donné] yonttuğu görüldükçe, giderek bilimin nesnesinden çok yöntemine dayanır oldu. Daha kesin olarak, “bilim nesnesi” ifadesi yeni bir anlam kazandı. Bilim nesnesi artık çözülecek problem ve engellerin özgül sahasından ibaret değildi, aynı zamanda bilim öznesinin niyeti ve amacıydı. Demek ki o bizzat kuramsal bilinci teşkil eden özgül projeydi.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, makale

İNŞ CNM

Tutuklu akademisyenlerle görüşmeler.

Birilerine ne oluyor acaba? Sıkıntı nedir? Özgürlük… Hangi özgürlükten bahsediyorsun. O zaman tutuklanınca da şikayet etme. Özgürlük yoksa dışarda, farkı yok içerinin demek ki. Niye şikayet ediyorsun, demek ki var dışarda özgürlük. Demek ki dışarda bir özgürlük var, hem de öyle bir özgürlük ki “Ben bu memleketi bölmek istiyorum, özgürlük özerklik yetmez bilmemne-istan yapmak istiyorum” diyecek kadar. İnkar edemezsin. Tek inkar ettiğin şey, var olan özgürlükleri söylemeyi, kabul etmeyi inkar ediyorsun. Yaşadığın özgürlüğün varlığını söylemeye özgürlüğün yok çünkü kafan ipotekli, kalbin, düşüncen ipotekli. Onu söylemeye özgür değilsin.
Var olan sonuna kadar yaşadığın özgürlükleri, “var” diyecek özgürlüğün yok. Orada tutsaksın. Seni tutsak yapan, sana sanal, özgürlük yok dedirten o güçle de mücadele ediyoruz. Seni de, seni konuşturanı da yok ederek, seni de, senin yapını da, bölücüler ve uzantılarını da özgürleştirmeye çalışıyoruz. Yaptığımız iş bu. Çok derin, çok kapsamlı bir iş. Burası Edirne, orası Hakkari, orası Hatay, Sinop. Misak-ı Milli bunun adı.

İdris Naim Şahin

pposterss2-724x1024 Continue reading

2 Comments

Filed under şey