Tag Archives: G. W. F. Hegel

Cevherin İhtilâfı — çeviri derlemesi

cevherin-ihtilafi-kapakSon versiyon: 28 Şubat 2017

(42 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Gönüllü emeğin takdir edilmesi (IBF)

Totoloji hâlinde topoloji (IBF)

En az o kadar küresel bir dalga (Albert Einstein)

Uzay ve zaman ve düşünce (STNG)

Kuantum Sıçraması Esas İmleyendir

Yücenin iki şekli (Slavoj Žižek)

Bağdaşım yanılsaması (Slavoj Žižek)

İhtilâf (G. W. F. Hegel)

Kategoriler (G. W. F. Hegel)

İlişki tersine çevrilmiştir (G. W. F. Hegel)

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz (G. W. F. Hegel)

Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi (G. W. F. Hegel)

Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir (G. W. F. Hegel)

Dışaran dolaysız bilgi salt bir olgu hâlinde öne sürülür (G. W. F. Hegel)

Ayaklarımla düşünürüm (Jacques Lacan)

Bir Çevrede Yürümeye Dair Bakış Açıları (Işık Barış Fidaner)

Trimetilamin (Jacques Lacan)

Niceliğin Niteliğe Dönüşüm Kanunu Hakkında (Friedrich Engels)

Çalınmış Mektup (Jacques Lacan)

Alethosfer (Jacques Lacan)

Samilyonerce (Jacques Lacan)

İki tür ışık (Abdu’l-Bahá)

7 Comments

Filed under çeviri, kitap, şey

Niceliğin Niteliğe Dönüşüm Kanunu Hakkında — Friedrich Engels

friedrich_engelsAma Hegel’in keşfettiği tabiat kanununun en önemli galibiyetlerini kutladığı yer, kimyadır. Kimya’nın nicel bileşimlerin değişmesi sonucunda bedenlerde olan nitel değişimlerin bilimi olduğu söylenebilir. Bunu Hegel kendisi zaten biliyordu [1]. Oksijen örneğindeki gibi: olağan hâldeki iki atom yerine bir molekülde üç atom birleşirse, ozon elde ederiz, o da sıradan oksijenden koku ve tepkime olarak gayet farklı bir bedendir. Yine, oksijenin nitrojen ya da kükürtle bileştiği çeşitli orantılar alınabilir, bu orantıların her birisi öbürlerinden nitelik anlamında farklı bir cevher üretir! Kahkaha gazı (nitrojen monoksit, N2O) nitrik anhidritten (nitrojen peroksit, N2O5) ne kadar farklıdır! Birincisi gazdır, ikincisi sıradan sıcaklıklarda katı kristal bir cevherdir. Fakat bileşimdeki bütün farklılık ikincinin birincinin beş katı kadar oksijen içermesidir, ve bu ikisinin arasında onlardan başka üç nitrojen oksit daha vardır (NO, N2O3, NO2) ki bu üç bileşiğin her birisi hem öbür ikisinden hem de birbirlerinden nitelik anlamında farklıdır.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şey

Dışaran dolaysız bilgi salt bir olgu hâlinde öne sürülür — G. W. F. Hegel

Sözünü ettiğimiz bu kuram [ç.n. Jacobi], dolaylanmış bilginin ayrı ele alındığında hakikati iletmeye yeten bir vasıta olduğunu göstermekle tatmin olmaz. Onu ayırt eden öğreti, yalnızca dolaysız bilgide, yalnızca dolayımları tamamen dışaran dolaysız bilgide hakiki bir içerik olabileceğidir. Dışarıcılığı, bu kuramın metafizik anlayışa ve onun parola sözcükleri ‘ya — ya da’ya doğru gerileyen bir fenalaşma [a relapse into] olduğunu göstermeye yeter. Demek ki bu aslında haricî dolaylama alışkanlığına doğru, yani özü itibariyle sonluluğun dar ve tek taraflı kategorilerine tutunma alışkanlığına doğru gerileyen bir fenalaşmadır, ki bu kategorileri o sonsuza dek geride bıraktığını folca hayal etmişti. Ama bu konunun ayrıntılarını burada tartışmayacağız. Dışaran dolaysız bilgi, salt bir olgu hâlinde öne sürülür, ve bu Giriş Bölümünde onu ancak bu haricî bakış açısından ele alabiliriz. Bu bilginin gerçek önemi, dolaylı ile dolaysız arasındaki karşıtlıkla ilgili mantıksal meseleye geldiğimiz zaman açıklanacaktır. Fakat olgunun tabiatını, yani onun kavramını incelemeyi reddetmek, karşımızdaki bu görüşün karakterinde vardır; zira böyle bir incelemenin kendisi dolaylamaya yönelik ve hatta bilgiye yönelik bir adım olurdu. Mantıksal zeminle ilgili asıl tartışma, bu yüzden, Mantık’ın kendi muhitine geleceğimiz zamana ertelenmek zorundadır.

Mantık’ın ikinci kısmı olan Özsel Oluş Öğretisi’nin tamamı, dolaysızlık ve dolayımın içedönük ve kendini-doğrulayan birliği üzerine bir tartışmadır.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 128

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Öncesi.

3 Comments

Filed under çeviri

Olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir — G. W. F. Hegel

Felsefe ile dolaysız bilginin [ç.n. Jacobi’nin] temin ettikleri arasındaki fark daha çok dolaysız bilginin felsefe karşısında takındığı dışarıcı [exclusive] tutumu merkez alır.

Oysa Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’ düsturu, Çağdaş Felsefe’nin bütün ilgisini yasladığı söylenebilecek bu düstur, yazarı onu ilk bildirdiğinde, kendine delalet eden dolaysız bir hakikatti. Bu düsturu syllogism diye adlandıranlar herhalde ‘Ergo’ kelimesinin syllogism‘lerde geçmesinden daha fazlasını biliyorlardır. Ara terimi nerede arayacağız? Bu adı meşrulaştırmak için eğer Descartes’ın fikirler bileşimine ‘dolaysız’ syllogism diyeceksek, bu lüzumsuz syllogism çeşidi, düşüncede ayrık kalan terimlerin dolayımsız kalan sentezine verilmiş bir ad olmakla kalacaktır. O halde dolaysız bilginin öne sürdüğü düstur, oluşun fikirlerimizle sentezi, syllogism olma hakkı bakımından Descartes’ın aksiyomundan ne eksik ne de fazladır. Bizzat Descartes’ın ‘Cogito, ergo sum’un syllogism olmadığını açıkça bildirdiği kısmı, Hotho’nun ‘Kartezyen Felsefe Üzerine Tez’inden (1826’da yayınlandı) alıyorum. Kısımlar: Respons. ad II Object.: De Methodo IV: Ep. I. 118. Birinci kısımdan konuyla daha ilgili sözleri alıntılıyorum. Descartes şöyle diyor: ‘Düşünen oluşlar olmamız “prima quaedam notio quae ex nullo syllogismo concluditur” ‘ (Hiçbir syllogismden çıkarılmamış öncül bir kavramdır); ve devam ediyor: ‘neque cum quis dicit; Ego cogito, ergo sum sive existo, existentiam ex cogitatione per syllogismum deducit.’ (Birisi düşünüyorum o halde varım ya da varolurum dediğinde de varoluşu düşünceden bir syllogism yoluyla çıkarmış olmaz.) Descartes syllogismin neyi gereksindiğini biliyordu, o yüzden şunu ekledi: düsturun syllogism çıkarımlarına uyması için ana önermeyi ona eklemeliyiz: ‘Illud omne quod cogitat, est sive existit.’ (Düşünen her şey vardır ya da varolur.) Elbette o bu ana önermenin kendisinin ilk düsturdan çıkarılması gerektiğini belirtir.

Descartes’ın dili, düşünen ‘Ben’in aynı zamanda olması gerektiğine dair düsturu, bu bağlantının bilincin basit algısında örtük halde verilmiş olduğunu söylemesi, – bu bağlantının mutlak başlangıç olması, ilke olması, her şeyden daha kesin ve belli olması, öyle ki hiçbir kuşkuculuğun bunu kabul etmeyecek kadar monstroz olamayacağı: – bütün bu dil o kadar canlı ve belirgindir ki Jacobi ve diğerlerinin bu dolaysız bağlantı hakkında çağdaş beyanları olsa olsa lüzumsuz birer tekrarlama sayılabilir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 127

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun da devamını başka bir sayfada çevireceğim.

3 Comments

Filed under çeviri, bilim

Hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi — G. W. F. Hegel

(2) Nihayetinde Kantçı sistem düşüncenin spontane öz-belirlenimi ilkesini ancak formel anlamda oturtmuştu. Düşüncenin bu öz-belirleniminde tarz ve ölçüye dair ayrıntılara Kant hiç girmedi. Bu noksanlığı ilk fark eden Fichte oldu; kategorileri çıkarma ihtiyacına dikkat çeken Fichte, sahiden böyle bir şeyi sağlamaya uğraştı. Fichte ile felsefî gelişimin başlangıç noktası ‘Ben’ olur: ve eylem neticelerinin kategoriler halinde gözükmesi beklenir. Ama aslında Fichte’de ‘Ben’ özgür ve spontane bir enerji halinde sunulmaz; ilk uyarımını dıştan gelen bir şok ya da impulstan alması beklenir. Bu şok karşısında ‘Ben’, varsayıma göre, reaksiyon verecektir, ve ilk kez kendi bilincine varması ancak bu reaksiyon yoluyla olacaktır. O esnada, impulsun tabiatı, kapsamımızı aşan bir yabancılık halinde kalır: ve ‘Ben’, hep başka bir şeyle karşılaşarak, bir koşul altına sokulur. Fichte, neticede, Kant’ın yaptığı çıkarımın ötesine hiç geçmemiştir: “Yalnızca sonluluk bilinebilir. Sonsuzluk düşünce kapsamını aşar.” Kant’ın kendi-başına-şey dediğine, Fichte dıştan gelen impuls der – ‘Ben’den başka bir şey soyutlamasıdır bu, genel anlamda olumsuz ya da Ben-değil diye adlandırmak haricinde tarif edilemez, tanımlanamaz. Böylece ‘Ben’in özü Ben-değil ile ilişkili sayılır, ‘Ben’in öz-belirlenim eylemi ilk başta Ben-değil yoluyla uyandırılmıştır. Ve bu tarza göre ‘Ben’ olsa olsa hiç durmadan kendini bu impulstan kurtarma eylemi olur, asla gerçek bir özgürlük kazanmaz, çünkü impuls kesildiği zaman onun eylemi olan ‘Ben’ de ortadan kalkacaktır. ‘Ben’in bu eylemiyle üretilen içerik ile tecrübenin sıradan içeriği arasında da öyle pek bir fark yoktur, bu içeriğin salt görünüş olduğunu belirten ek bir not haricinde.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Önceki sayfada bunun 1’inin çevirisi var.

2 Comments

Filed under çeviri, bilim, şey

Faktörlerin listelenmesi düşünceye terminus olmaz — G. W. F. Hegel

(1) Eleştirel felsefenin bir büyük olumsuz yararı oldu. Anlayıştaki kategorilerin kesinlikle sonlu kapsamda olduklarını, onların kapsamıyla sınırlanan bilişsel süreçlerin hakikate kesinlikle ulaşamayacaklarını kabul ettirdi. Ama Kant hakikatin sadece yarısını görebildi. Kategorilerin sonlu tabiatını salt öznel olmalarıyla, salt düşüncemizde geçerli olmalarıyla izah etti; kendinde-şey aşılmaz bir uçurumla bunlardan ayrılmıştı. Fakat aslında kategorilerin sonlu olması, öznel olduklarından değildir: onlar kendi tabiatları gereği sonludur, ve bu sonluluğu sergileme işi onların kendi üstlerine düşer. Ama Kant’a sorulursa düşündüklerimiz foldur [false] çünkü onları düşünen bizizdir. Bu sistemin bir kusuru da düşünceyi yalnızca tarihsel anlamda tarif etmesi, ve bilinçle ilgili faktörleri listelemekle yetinmesidir. Bu liste esas itibariyle isabetlidir [correct]: ama bu şeylerin böyle ampirikçe bağlanmasının lüzumuna [necessity] temas eden tek bir söz söylenmez. Bu gözlemler bilincin çeşitli aşamalarında yapılır ve özetleyici beyanda son bulur, ve aşina olduğumuz içeriğin hepsi bu beyanda bir görünüşten ibaret olur. Ve hakikaten sonlu düşüncelerin hepsi görünüşlerle ilgilendiğinden, en azından buraya kadarki çıkarımlar meşrudur. Ne ki bu ‘görünüş’ aşaması –görüngü dünyası– düşünceye terminus olmaz: başka ve daha yüksek bir bölge vardır. Ama Kantçı felsefe için o bölge erişilmez bir ‘başka dünya’ idi.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 119

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n. Bunun 2’sini ayrı sayfada çevireceğim. O da Fichte’yle ilgili.

3 Comments

Filed under çeviri, bilim

İlişki tersine çevrilmiştir — G. W. F. Hegel

Rasyonel dinbilimin ikinci sorunu Tanrı’nın varolduğunu kanıtlamaktı. Şimdi bu meselenin esasıyla ilgili belirtilmelidir ki, gösterim, [demonstration] anlayışın işe koştuğu anlamıyla, bir hakikatin diğerine dayanması anlamına gelir. Böyle kanıtlarda elimizde bir önkabul – sağlam bir şey vardır ve başka bir şey onu takip eder; varsayımsal bir noktadan yola çıkarak bir hakikatin neye dayandığını sergileriz. O halde bu gösterim şeklini Tanrı’nın varolmasına uygulamakla kastedilen şey, olsa olsa, Tanrı’nın oluşunun daha başka şartlara dayandığıdır, oluşuna zemin teşkil eden daha başka şartlara dayandığıdır. Bunun bir hataya yol açacağı hemen anlaşılır: çünkü Tanrı her şeyin tek zemini olmalıdır, demek ki kendinden başka hiçbir şeye dayanmamalıdır. Ve bu tehlikenin algılanması çağdaş zamanlarda kimilerini “Tanrı’nın varolduğu kanıtlanamaz; doğrudan sezgilerle anlaşılması gerekir” demeye itmiştir. Ne ki, gösterim, aklın verdiği anlamıyla, hatta doğru sağduyuların bile verdiği anlamıyla, anlayışın ona verdiği anlamdan çok daha farklıdır. Aklın yaptığı gösterim kuşkusuz Tanrı olmayan bir şeyden başlar. Ama ilerlediği zaman, başladığı noktayı izahsız bir olgu halinde öylece bırakmaz. Aksine, o noktanın türetilmiş ve oldurulmuş olduğu sergilenir, ve böylece birincil olan şeyin, doğrudan kendini sürdüren şeyin Tanrı olduğu görülür, türetilmenin şekli onda sarılmış ve soğurulmuş olur. “Tabiata bakın, Tabiat sizi Tanrı’ya götürecektir; mutlak son sebebi bulacaksınız” diyenler, Tanrı’nın türetilmiş bir şey olduğunu söylemezler: Bir başka şeyden gelip Tanrı’ya biz kendimiz yöneliriz derler; ve böylece Tanrı’nın, netice gibi gelse de, ilk adımın mutlak zemini olduğunu söylerler. İki şeyin ilişkisi tersine çevrilmiştir; netice gibi gelen şeyin öncül olduğu gösterilerek, başlangıçtaki öncül, bir netice haline indirgenmiş olur. Dahası, akıl, yaptığı gösterimlerde her zaman bu yolu izler.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 74

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

ç.n.

~~~ Gösterim ~~~

Anlayış: Bir hakikatin diğerine dayanması: p(X|ϴ)

Akıl: Başlangıçtaki öncülün bir netice haline indirgenmesi: p(ϴ|X)

5 Comments

Filed under çeviri

Kategoriler — G. W. F. Hegel

Kategorilerin kendi başlarına alındıklarında boş oldukları iddiasını haklı bulmak, her halükârda sahip oldukları özel damga ve önem ile taşıdıkları içerik görüldüğünde, pek zordur. Elbette kategorilerde taşınan içerik duyularla algılanamaz, ne zamanda ne de mekândadır: ama bu ona kusurdan çok kıymet verir. Böyle içeriklerin izlenimler halinde sıradan düşünüşümüze yaptıkları etki gözlenebilir. Bir kitap ya da konuşmada mesela bol bol içerik olduğunun, içerikle dolu olduğunun söylenmesi, oradan çıkabilen düşünce ve genel sonuçların çokluğuyla orantılıdır: fakat buna karşılık, herhangi bir kitabın, mesela bir romanın, çok fazla tekil hadise, durum, olay, vb. içeriyor diye dolu dolu olduğunu asla söylememeliyiz. Demek ki halkımız bile bir eserin maddeye gebe olmasının duyu olgularından fazlasıyla sağlandığının farkındadır. O halde bu ek gereksinim düşünceler değil de nedir, ilk başta da kategoriler değil de nedir? Gerçi eklemek gerekir ki kategorilerin kendi başlarına boş oldukları iddiası tamamen haksız değildir, şayet bununla kastedilen, onların ve katıldıkları mantıksal Fikir’in felsefenin tamamını oluşturmadığı ise: bunların mutlaka ilerleyerek gerçek konular olan Tabiat ve Akıl’a ulaşacakları ise. Yeter ki bu ilerleme yanlış anlaşılmasın. Mantıksal Fikir yabancı kalmış olduğu bir içeriği elde ediyor değildir: kendi yerli eylemi onu Tabiat ve Akıl halinde geliştirir ve özelleştirir.

G. W. F. Hegel 1817 Küçük Mantık, s. 91

English: William Wallace
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

5 Comments

Filed under çeviri

İhtilâf — G. W. F. Hegel

Bilinçte ‘ben’ ile onun nesnesi olan cevher [substance] arasındaki ihtilâf, [disparity] aralarındaki ayrımdır, genel olarak olumsuzluktur. Her ikisinin de arızası [defect] sayılabilse de bu onların canıdır, yani onları hareket ettirendir. Bu yüzden kimi kadimler boşluğu [void] hareket ilkesi saymışlardır [conceive as], zira hareket ilkesinin olumsuzluk olduğunu görmekte haklıydılar, gerçi olumsuzluğun benlik olduğunu henüz kavramamışlardı. Şimdi, bu olumsuzluk başlangıçta ‘ben’le nesnesi arasında bir ihtilâf gibi gözükse de, aynı ölçüde o cevherin kendi kendisiyle ihtilâfıdır. Yani onun dışında yaşanırmış gibi gelen, ona karşı dönmüş bir faaliyete benzeyen, aslında onun kendi işidir, ve Cevher özü itibariyle Özne halinde kendini gösterir.

G. W. F. Hegel 1807 Ruhun Görüngübilimi Önsözü

EN: A. V. Miller
TR: Işık Barış Fidaner

Alıntılayan: Slavoj Žižek 2016 Disparities [İhtilâflar]

3 Comments

Filed under çeviri

Dualarımız Sizinledir — çeviri derlemesi

dualarimiz-kapakSon versiyon: 18 Eylül 2016

(148 sayfa — PDFLaTeX)

İçindekiler

Dualarımız sizinledir (Mormon Bülteni)

2 + 2 = 5 (Radiohead)

Portakal ve limonlar (Anonim)

Yukarı bakın! Perseid Göktaşı Yağmuru 11-12 Ağustos’ta Zirve Yapıyor (NASA)

O Parçacık Hiç Olmadı (Dennis Overbye)

Işık hakkında muhtemelen bilmediğiniz sekiz şey (Matthew R. Francis)

Proton davranışına yeni ışık tutan araştırma bilimsel topluluğun övgüsünü kazanıyor (Thea Singer)

Gurbetçi Yeraltı Uzaylısı (Radiohead)

Yanlış (Depeche Mode)

Jake’i derhal sürüden çıkarmaya karar verdik (İnek Ölüsü Kültü)

Güvenlik uzmanı Appelbaum artık Debian’a dahil değil (Sam Varghese)

Linux Avustralya Appelbaum’a aldığı tavrı değiştirdi (Sam Varghese)

Appelbaum soruşturmasından sonra iki Tor üyesi daha postalandı (Sam Varghese)

Yenilmez (SO3)

Somurtuk (Radiohead)

Rezalet Seferler Hakkında Bilgilendirme (Steven Alexander)

Kriz Kuramı (Colestia)

Kaşınık! (Işık Barış Fidaner, Uğur Güney)

Pokémonun o köşede ne işi varmış? (Werner Herzog)

Güle güle mavi gökyüzü (Pink Floyd)

Hiçbirşey imkansız değil (Depeche Mode)

İlgililere (Meredith McIver)

Hillary asla olmaz!

Hillary Clinton Mutabakatı Demokrasiye Zararlı (Slavoj Žižek)

Çıkan E-postalarla İlgili DNC Beyanı

WikiLeaks başkaldıran İskenderiye kütüphanesi olmuştur (Julian Assange)

Cinsel olan siyasidir (Slavoj Žižek)

“Profesör Žižek’le hemfikirim”

Norveç’in Varolmayışı (Slavoj Žižek)

Putoğan Hayaleti (Slavoj Žižek)

12 Psikanalistin Ofislerinde (Carey Dunne)

Freudcu psikanaliz Arjantin’de o kadar seviliyor ki mahpuslar bile her hafta gidiyor (Olivia Goldhill)

Gelişen nörobilim araştırmaları Freud’un “Üstben” fikrinin kulağa geldiği kadar tuhaf olmadığını gösteriyor (Olivia Goldhill)

Freud sonrası yazarlara göre histeri (Paul Verhaeghe)

Özgür dünyada özgürlük: Uzakın hukuka dönüşür (Maria Aristodemou)

Polisler Yukarı Borough Caddesindeki Fesleğen Soslu Sandviçi Fünyeyle Patlattı (Alex Yeates)

Adam McDonalds’da kadına kapıyı açık tutmadı diye vuruldu ve öldürüldü (Antonio Castelan)

9 Eylül Atlanta #PrisonStrike Dayanışma Yürüyüşüne Dair Açıklama

Bu Çocuk Dünyayı Değiştirebilirdi: Aaron Swartz’ın Yazıları (Aaron Swartz)

Eleanor Rigby (The Beatles)

ABE’li antropolog Kim Hill ve Robert S. Walker’a Açık Mektup (Güney Amerikalı yerli örgütleri)

Dinginlik Baladı (Sonny Rhodes)

Duran Kaya Siyu Kabilesi Enerji Aktarım Ortakları’nı kınar

Londra köprüsü (Anonim)

Amazon’da yeni ağaçlar keşfetmemiz daha 300 yıl sürecek (Nathaniel Scharping)

Küme Kuramı ve Model Kuramı (Sylvain Poirier)

Kelime çantası modeli

Hiatus irrationalis (Jacques Lacan)

İşte bu kendinden emin ruh (G. W. F. Hegel)

Hakikaten bendeniz (Albert Einstein)

Ezilmiş Teneke Kutusuna Sıkışmış Sardalyalar Gibi (Radiohead)

1 Comment

Filed under çeviri, kitap