Monthly Archives: June 2016

İzler

Çok özlense de çağımızda afford edilemiyen nayifliğimizi anmak için 2016 H03‘ü düşünüp sahilli ya da çimenli herhangi bir yolda ileri-geri yürüyelim.

Bir şey buldum sessizlikte
Adı yokmuş, çağırılmazmış
Köşe bucak dolanırken
Varlığından habersizmiş

İzler var izler her yerde
Bilmem kendi kendi nerde
İzliyor durduğu yerde

Uğraşma anlamaz seni
Söyle aklına eseni

İzler var izler her yerde
Bilmem kendi kendi nerde
İzliyor durduğu yerde

İzler var izler her yerde
Bilmem kendi kendi nerde
İzliyor durduğu yerde

Bekliyor durduğu yerde

Sonra kaldığımız yerden nayifliği tasfiye etme işine aynen devam edelim.

2 Comments

Filed under şey

İkinci Geliş — William Butler Yeats

Açılan girdapta dönüp dönerken
Duyamaz çevik atmaca sahibini;
Ayrı düşer parçalar; merkez tutulamaz;
Katıksız anarşi başıboş kalır dünyada,
Kanlanmış akıntı salınır, ve her yerde
Boğulur masumiyetin kutlanması;
En iyiler tüm kanılardan yoksun, en kötüler
Tutkulu bir yeğinlikle dolar.

Ortaya çıkacak bir şeyler eminim;
İkinci Geliş vakti gelmiş eminim.
İkinci Geliş! Zorlukla söylenirken bu söz
Spiritus Mundi’den koca bir imaj
Gözümü yakar: çöl kumundan bir döküntü;
Aslan bedenli insan başlı bir şekil,
Güneş kadar boş ve acımasız bir bakış,
Oynatırken yavaşça bacaklarını, sarım sarım
Çekilir öfkeli çöl kuşlarının gölgeleri
Gene karanlık çöker ama artık bilirim ki
Yirmi yüzyıl süren bu deliksiz uyku
Sallanan bir beşikle bozulup kabus olmuştur,
Ve ne kaba yaratıktır bu, sonunda saati gelmiş,
Doğmak için Bethlehem’e doğru eğilen?

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Cevat Çapan’ın yaptığı çeviriyi de okuyunuz.

1 Comment

Filed under çeviri, şiir

O benim kardeşimdi — Simon & Garfunkel

O benim kardeşimdi
Beş yaş büyüktü benden
O benim kardeşimdi
Yirmiüç yaşındaydı öldüğü gün

Özgürlük süvarisi
Sövdüler kardeşime bakarak
“Evine git, yabancı
Bu şehir sana mezar olacak”

Diz çökmüş şarkı söylerken
Öfkeli güruh peşinden geldi
Vurup öldürdüler kardeşimi
Çünkü o haksızlıktan nefret ederdi

O benim kardeşimdi
Gözyaşları geri getirmez onu bana
O, benim kardeşimdi
Ve o kardeşleri özgür olabilsin diye öldü
O kardeşleri özgür olabilsin diye öldü

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Ayar yürüyüşü

Faydacı yaklaşımla yazı okunmayıp doğrudan son paragraflara atlanabilir.

Başınızın ağrıması mutsuz, stresli olduğunuzu ya da “hayatınızın” iyi gitmediğini göstermez. Demin gördüğünüz bir şeyden inanılmaz etkilenip huşuya kapıldığınızı, ona yapışıp kalmanızın artık bir zaruret olduğunu da göstermez. “Başınıza gelen” şey her neyse ona katlanamadığınızı ve derhal “hayatınızdan” çıkarmak zorunda olduğunuzu da göstermez. Artık mutlaka “doktor”a gidip ilaç almaya ihtiyacınız olduğunu, beyinde hicrelerin birbirini yiyip damar damar üstüne bindiğini de göstermez. Böylesi bir cehalet karşısında okuyup “hoca” olmak suretiyle halkı aydınlatma vazifesiyle yüklendiğinizi de göstermez.

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Çevirenin önsözü — Işık Barış Fidaner

İlk yayınladığım çeviri derlemesine yazdığım önsözün güncel versiyonudur.

Bu e-kitap yersizseyler.wordpress.com’da yayınlanmış dört McKenzie Wark çevirisinden oluşuyor. Çevrilecek makale seçimi, çeviri yaparkenki sözcük seçimine benzer. Sözcüklerin dilleri dikişleyecek olması gibi, çevrilen yazarın ismi de diller arasında bir köprü olacaktır.

Bu çeviriler, yabancı bir kaynağın Türkçe konuşan insanlara ulaştırılmasından ziyade, İngilizce tasavvurumuzla Türkçe tasavvurumuz arasında kanallar açma çabasıdır. Yabancılık konuşulan dilin yabancı dil ya da anadil olmasında değil, bu dillerin birbirlerine çevrilmeyi reddetmelerinde, birbirlerini susturmalarında, dışarmalarındadır. Ama konuşmayı susturan, sözü dışaran şey, aynı zamanda konuşmayı gerektiren şeydir, tasavvur ettiren şeydir, dildeki anlamın kendisidir.

Demek ki çeviride karşılaşılan zorluk, psikanalizdeki belirti [symptom] gibidir: hem direnç gösterir, hem de bu direnç yardımıyla gidilecek yöne doğru iter. Biri yokken bir diğerinin konuşması gibi, ya da biri konuşurken bir diğerinin beklemesi gibi; bir dildeki sessizliğe başka bir dilde ifade vermek, hatta ona el koymak, ve bunun gibi, bir dilin döküldüğü çukurdan başka bir dilde kaçmak ve geri çekilmek mümkündür.

Bu el koyma ve bu geri çekilme, içine düştüğümüz oyunlara kapılıp gitmeyeceksek, bu oyunlar artık geçmiş olacaksa, onun yerine kendi çizdiğimiz büyülü çemberler geçerli olacaksa, mümkün olmanın yanısıra zorunludur da.

İyi günler.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Çevirenin önsözü — Işık Barış Fidaner

İlk yayınladığım çeviri derlemesine yazdığım önsözün geçmiş versiyonudur.

Bu e-kitap yersizseyler.wordpress.com’da yayınlanmış dört McKenzie Wark çevirisinden oluşuyor. Çevrilecek makale seçimi, çeviri yaparkenki sözcük seçimine benzer. Sözcüklerin dilleri dikişleyecek olması gibi, çevrilen yazarın ismi de diller arasında bir köprü olacaktır.

Bu çeviriler, yabancı bir kaynağın türkçe okura ulaştırılmasından ziyade, ingilizce düşünüşümüzle türkçe düşünüşümüz arasında kanallar açma çabasıdır. Yabancılık yabancı dillik veya anadillikte değil, bu dillerin birbirine çevrilmeyi reddetmelerinde, birbirlerini susturmalarındadır. Ama konuşmayı susturan şey, aynı zamanda konuşmayı gerektiren şeydir, çünkü düşündüren şeydir, yani dildeki anlamın kendisidir.

O zaman çeviride karşılaşılan zorluk, psikanalizdeki semptoma benzer: hem direnç gösterir, hem de bu direnç aracılığıyla gidilecek yöne işaret eder. Biri sustuğu için bir başkasının konuşması gibi, ya da biri konuştuğu için bir başkasının susması gibi; bir dildeki suskunluğu başka bir dilde isimlendirebiliriz, ya da bir dilin gevezeliği karşısında başka bir dilde susabiliriz.

Mekansal sınırlarla bölünmelerini istemiyorsak, dillerimizin zamansal akışını kendimiz çizebilmeliyiz. Süreç, noktalama işaretleridir, dillerin eşzamanlılıklarıdır, geçişsellikleridir.
 

İyi okumalar.

Leave a comment

Filed under şey

Led Zeppelin’i mahkemeye götüren merdiven

Joe O’Connell — 20 Haziran 2016 — northeastern.edu

zeppelin1400-740x493

Robert Plant ve Jimmy Page “Cennete Giden Merdiven”in itibar edilen yazarlarıdır. Fotoğraf: Jim Summaria/from Wikimedia Commons

İngiliz rock grubu Led Zeppelin’in yaşayan üç üyesi son birkaç günü sahne performansı yapmakla değil, Los Angeles’taki bir mahkeme duruşmasına katılarak geçirdiler.

Çünkü solist Robert Plant ve gitarist Jimmy Page 1971’de patlayan “Cennete Giden Merdiven” [Stairway to Heaven] şarkısının enstrümantal kompozisyonunu Randy Wolfe’tan çalmakla suçlanıyor. Spirit grubunun Randy California adıyla da bilinen gitaristi, “Boğa” [Taurus] şarkısında benzer bir kompoziyon yapmış.

Wolfe 1997’de öldü ve onun itimat temsilcileri bu davayı açtı. Led Zeppelin’in üç üyesi de Salı günü devam eden davada ifade verdiler.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, görüşme, şarkı

Cinsel ilişkinin yokluğu ve iki evrensel — Jacques Lacan

Gelin biz gene bu yanıt işlevini bir apologla örnekleyelim, psikologun bize sağladığı bağıran bir logla örnekleyelim, çünkü can bağırır, hatta, petit (a) telaffuzu ile, b(a)ğırır [1].

Sorun şu ki psikolog, kendi sahasını ancak teolojiyle destekleyebildiğinden, psişik olanın normal olmasını ister, sonuçta onu baskılayacak şeyler geliştirir.

Özellikle de Innenwelt ve Umwelt, böylece insanın hiç çıkmadığı labirenti yapan voltacı-insana [homme-volte] dikkatini vermekle daha iyi edecektir.

Uyaran-yanıt çifti ona bu icatlarını itiraf ettirir. Yanıt bireyin kendini canlı tutmasını sağlayan şeydir, ne güzel, ama bunun çabucak ve kötü bitmesiyle beliren soruyu, hayatla bireyin tekrar-üremesi çözer, dolayısıyla soru da tekrar-üremiş olur, yani bu durumda tekrar-LAN!-mış olur. [2]

Bilinçdışında keşfedilen şey aslında budur, sonradan bunun bir yanıt olduğu anlaşılır, ama uyaran olmasından dolayı.

Gene bu yüzden, ne olursa olsun, psikolog voltacı-insanın tekrarlamasına geri döner, bunun da bilinçdışında üretildiğini biliriz.

Hayat kuşkusuz ürer, niye ve nasıl Allah bilir. Yanıttan gelen şeyse olsa olsa bir soru olur, hayatın üremesini destekleyen bir ilişki barındırmaz.

Bilinçdışından gelen şu formül hariç: “İnsan nasıl ürer?”

— “Sorunun üremesiyle” diye yanıtlanır. Ya da “seni konuşturmak için” denir, ya da bilinçdışında varol-muş olur [3].

İşte buradan iki tane evrensel elde etmemiz gerekir, (“lar” olup kendi oluşlarına inanan) konuşmacıları birbirinden ayırmaya yetecek tutarlılıkta iki tane bütün, eş-adımlarla ulaşırken ayakları fazla birbirine dolanmayacak iki tane yarım-benlik [4] elde etmemiz gerekir.

(L’Étourdit, EN: C. Gallagher)

[1] ç.n. Fransızcadaki sözcüğün “köşeye sıkışmak” “havlamak” gibi anlamları var.

[2] ç.n. Fransızcadaki ré-pète, İngilizcede re-fart yani tekrar-osurmak anlamına geliyor.

[3] ç.n. Fransızcadaki ex-sister: buradaki “ex-” “dış” diye çevrilebiliyor ama bilinçdışı bilincin dışındaymış diye illa tutup dışarıya çıkarılması gerekmez. Böyle uzamsal yerleştirmeler yerine “-miş” gibi kipsel bir fark bu bilinçdışı mesafeyi daha iyi ve daha incelikle yakalayabilir.

[4] ç.n. Fransızcadaki moitiés: “yarımlar” demek ama hemen sonraki cümlede “moi” (ben) ile ilişkilendirilecek.

4 Comments

Filed under çeviri

İSTANBULDA DİSKOTEK: ATLATMA TAKTİKLERİNİ PAYLAŞMAK

İki yıl önce “atlatma taktikleri” üstüne parti yapılmış. Ne güzel.

“Çiğnenen ifade özgürlüklerinin çevresinden dolaşma stratejileri üzerine bölge-aşırı ağlaşmalar” değilse bile atlatma taktikleri bugün gene lazım, esas bugün lazım.

Kaynak: Yeni Medya

~~~

IBF translate from webwewant.org

eylence

Küresel İnternet Yönetişim Forumu‘nun (IGF) arifesi 1 Eylül 2014 günü, İlerici İletişim Derneği (Association for Progressive Communications – APC), Taktik Teknoloji Kolektifi (Tactical Tech) ve Dünya Çapında Ağ Vakfı (Web Foundation), Bizim İstediğimiz Ağ (Web We Want) inisiyatifimiz aracılığıyla, sansür ve atlatma üzerine, internet haklarının sorun ve çözümleri üzerine bir akran-öğrenimi faaliyetine evsahipliği yapıyor.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Şımarık Türkler Ağlarımdan Dışarı Kış Kış Kış Kış

Şımarık Medyaya Son” uygulamasının ikinci etabı 17 Temmuz 2016 günü Facebook merkezli olarak gerçekleşecektir. Önceden açıklanan şartlar geçerlidir. Genel sorunun çözümü için tanı ve tedavi ekte sunulmuştur.

 

Tanı:

Expolians Turkus [Türk Şımarması]

Birbirinizi gülünç bulduğunuz için yargılayıp dışlayabileceğinize dair sarsılmaz bir inancınız var. Bütün hayat tecrübeniz birlik olmuş, bu inancı destekliyor. Fakat onu gülünç bulmanızın kendinizden kaynaklanan izafiyetini (ve onun sizi gülünç bulmasının onun kendisinden kaynaklanan izafiyetini) algılayamıyorsunuz.

 

Tedavi:

Kısa vadede derhal Alfa Yayınları’nın Nejat Ağırnaslı’ya çevirttiği Sigmund Freud eserlerini bastırmasını sağlayıp okumanız. Özellikle de kendine gazeteci diyenlere bu eserleri okutmanız.

 

Ek açıklamalar:

Dikkat! Empatiden farklı bir mesele bu.

 

 

[Şımarık Medyaya Son, Expolians Turkus, Bu bir şaka değildir, #Intersectionality, Zarar Ziyan Org]

5 Comments

Filed under şey