Tag Archives: Harfiyet

Harfiyet — çeviri derlemesi

AdsızSon versiyon: 14 Ekim 2020

Yazılar tek tek linklerden ya da kitabın etiket sayfasından (Harfiyet) okunabilir.

İçindekiler

Nazar ile karşılaşma (Todd McGowan)

Nazar ile özdeşleşme (Todd McGowan)

Nazar ile Seda (Renata Salecl, Slavoj Žižek)

İmkan Koşulu Olarak Engel veya Sınır (Todd McGowan)

Kamusal Dünya ve Engel (Todd McGowan)

Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon (Todd McGowan)

Fransız Devrimi’nin Hatası: Ait Kılma Vaadi (Todd McGowan)

Marx’ın ve Stalin’in Hatası (Todd McGowan)

Kapitalizm ve gelecek vaadi (Todd McGowan)

Harfiyet/Hafriyat (Slavoj Žižek)

Barışma mevcut Haç’taki Gül’ü tanımaktır (Slavoj Žižek)

Sahi, fol, çelişki, uğraklar (G. W. F. Hegel)

Butler’ın nevrotikliği (Molly Anne Rothenberg)

Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür (Slavoj Žižek)

Postmodern Yabancılaşmaya Göre Dört Söylem (IBF)

Ölümcül Trajedi (Dream Theater)

Sapkının Sinema Rehberi altyazı çevirisi (IBF)

The Gifted (Dizi, 2017)

İntihar hakkında yanlış düşünceler (Doç. Dr. Caner Fidaner)

Matematiğin temellerine giriş (Sylvain Poirier)

Değişkenler, kümeler, işlevler ve işlemler (Sylvain Poirier)

Kuramların biçimi: mefhumlar, nesneler ve üst-nesneler (Sylvain Poirier)

Matematiksel sistemlerin yapıları (Sylvain Poirier)

İfadeler ve tanımlanabilir yapılar (Sylvain Poirier)

Mantıksal bağlaçlar (Sylvain Poirier)

Wikipedia’nın defterden silinmesi ve psikozdan çıkış (IBF)

Sinyalleşen Bilgi, Adminler ve Troller, Sistem ve İrade (IBF)

Diğer kitaplar

字: harf

Leave a comment

Filed under kitap

Özgürlük bilmezliğin öbür yüzüdür — Slavoj Žižek

Hegel’de tekrar tekrar bu motifin çeşitlemelerini buluruz, şu sözündeki gibi: Antik Mısırlıların sırları bizzat Mısırlılar için de birer sırdı. Bu söze göre sırların çözümü derin bir içgörüyü açığa çıkararak değil, sadece gizemin yerini değiştirerek, onu ikileyerek olur. Burada ortaya çıkan hiçbir yeni olumlu içerik yoktur, sadece beni Şey’den ayıran ayırının salt topolojik olarak Şey’in kendisine yerleştirilmesi vardır. Ayırının böylece ikilenmesi, beni Şey’den ayıran ayırının beni ona dahil ettiğinin fark edildiği eşsiz an, benim Mutlak ile temas ettiğim biricik andır. Artık Mutlak Bilme’ye daha kesin bir belirlenim verebiliriz: Mutlak Bilme, bu ikilenmiş bilmezliği temsil eder, bizim bilmezliğimizin aynı zamanda Öteki’nin kendi kalbindeki bilmezlik olduğunu fark ettiğimiz şiddetli burguyu temsil eder.

Continue reading

4 Comments

Filed under çeviri

Barışma mevcut Haç’taki Gül’ü tanımaktır — Slavoj Žižek

Hegelci fol barışmayı (false reconciliation) reddetmek yerine, diyalektik barışma mefhumunun kendisi yanılsama sayılarak reddedilmelidir; yani ‘sahi’ (true) barışma talebi terk edilmelidir. Hegel, barışmanın gerçek acı ve çatışkıları ortadan kaldırmadığının pekala farkındaydı – onun Hukuk Felsefesi’nin önsözündeki barışma formülü “mevcut Haç’taki Gül’ü tanımak” gerektiğidir; Marx’ın terimleriyle, barışmada dış gerçeklik bir Fikre uydurmak üzere değiştirilmez, bu Fikrin bu zavallı gerçekliğin kendi içsel “sahihati” (truth, hakikat, sahilik) olduğu tanınır. Marksistlerin “Hegel gerçekliği dönüştürmek yerine sadece onun yeni bir yorumunu sunar” eleştirisi bir anlamda esas meseleyi kaçırır – açık bir kapıyı çalar, çünkü Hegel’e göre yabancılaşmadan barışmaya geçmek için gerçekliğin kendisini değil, onu algılama ve onunla ilişkilenme şeklimizi değiştirmemiz gerekir.

Sahihat nasıl ilerler? Hegel’e göre, kendi (kendimize göre) sahi mefhumumuzu kendi-içinde sahilik ile kıyaslayarak azar azar kendi-içinde sahiliğe yaklaşmayız. Hegel radikal içkinliğin düşünürüdür: Deneyim sürecinde bir mefhumu kendisiyle kıyaslarız, onu kendi gerçellenmesi veya örneklenmesi ile kıyaslarız. Hegel burada radikal anti-Platoncudur: Bir mefhumu kendi örneklerinden ayıran ayırıda, sahilik örneklerin tarafındadır; örnekler bir mefhumun içkin tutarsızlıklarını açığa çıkarır, o yüzden örnekler mefhuma uymadığı zaman o mefhumu dönüştürmemiz gerekir.

Slavoj Žižek, İhtilaflar (Disparities)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim”

1 Comment

Filed under şey

Sahi, fol, çelişki, uğraklar — G. W. F. Hegel

Sıradan akıl sahi ile fol arasındaki karşıtlığı sabit saydıkça, verili bir felsefi sistemle ya uzlaşmayı ya da çelişmeyi beklemeye alışır, ve böyle bir sistemle ilgili herhangi bir açıklayıcı beyanda ya uzlaşma nedeni ya da çelişki nedeni görmeye alışır. Felsefi sistemlerin çeşitliliğini sahiliğin evrimsel ilerleyişi olarak kavramaz; daha ziyade bu çeşitlilikte ancak çelişki olduğunu görür. Çiçek açılıp serpildiği zaman gonca yok olur, ve çiçeğin goncayı çürüttüğünü söyleyebiliriz; aynı şekilde meyve geldiği zaman, çiçek bitkinin varoluşunun fol bir biçimi olarak açıklanabilir, zira çiçeğin yerine geçen meyve onun sahi doğası gibi görünür. Bu aşamalar sadece farklılaşmakla kalmaz; birbirleriyle uyumsuz kalarak birbirlerinin yerine geçerler. Ama kendi mündemiç doğalarının bitimsiz faaliyeti onları aynı zamanda organik bir birliğin uğrakları kılar, onlar orada sadece birbirleri ile çelişmemekle kalmazlar, orada onların her biri en az diğerleri kadar gereklidir; ve tüm uğrakların bu eşit gerekliliği böylece tek başına bütünlüğün hayatını teşkil eder. Ama felsefi sistemler arasında olan çelişki genelde bu şekilde kavranmaz; öte yandan, çelişkiyi algılayan akıl genelde onu nasıl çözeceğini ya da onu nasıl tek yanlılıktan kurtaracağını bilmez, çatışmalı ve mündemiç çatışkı içerdiği görülen şeylerde birbirini gerektiren uğrakların mevcudiyetini tanımayı bilmez.

G. W. F. Hegel, Ruhun Fenomenolojisi

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Hegel’in doğumunun 250. yılı vesilesiyle çevirdim. Sahi ile fol kelimeleri true ile false kelimelerinin karşılığıdır.

Bkz “Çevirmenler, True’ya Doğru demeyelim, Sahi diyelim” (Fidaner, Ayanoğlu)

Bkz “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

2 Comments

Filed under şey

Butler’ın nevrotikliği — Molly Anne Rothenberg

Psikanalizin özne oluşumu kuramı Butler’ın şu iddialarıyla doğrudan çelişir: Babasal mecaz bir “konuşulamazlık” alemi yaratır; riskli de olsa iradeli konuşma eylemleriyle bu aleme erişilebilir. Daha ziyade, babasal mecazın eklenmesi, bir şeyin kaybedildiği yanılsamasını yaratır, sürçmenin mümkün olmadığı kusursuz anlayışın dünyası kaybedilmiş gibidir. Butler’ın dediğinin aksine, bu “kayıp” aslında hiç gerçekleşmemiştir; Simgesel kaydın ardından gelen bir etkiden ibarettir. Bu dünya hiç varolmadığı için de, asla geri getirilemez. Özne bu dünyadan “kovulmuş” değildir, “dışlanmış” değildir. Daha ziyade, özne, Non/Nom-du-Père’in (Babanın Adı/Hayırı) eklenmesiyle üretilen bu hayali/imgesel kaybın etrafında yapılanır. Butler’ın “konuşulabilir olan ve olmayan arasındaki ayrımı yeniden çizmek” projesi, “kovulmuş” kalıntıya bir şekilde erişim edinildiğini varsayar (alıntı Excitable Speech kitabından). Demek ki Butler’a göre, ilke olarak, kayıp onarılabilir – “kapatılmış” bağlamların açılmasına yol açacak konuşma eylemlerine sahip çıkılması, siyasal anlamda ezilenlerin içerilmesiyle sonuçlanabilir, böylece kayıp onarılabilir.

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Ölümcül Trajedi — Dream Theater

Geceleyin tek başıma
Ne garip hissediyorum
Bulmam gerekli
Rüyalarıma tüm cevapları

Gece uyuduğumda
Çığlıklar duyuyorum
Ne demek bu?

Kapıyı kapatıp başka bir eve doğru yürüdüm
Yaşlı bir adam beni karşıladı, yalnız görünüyordu
Ona güvenebileceğimi hissettim
Benimle konuştu o gece;

“Delikanlı burda bir kız öldürüldü biliyor muydun?”
“Bu ölümcül trajedi üstüne yıllarca konuşuldu”
Viktorya ebediyen gitmiştir
Sadece hatıralar kalmıştır
Kadın öldü gitti
Nasıl da gençti

Continue reading

2 Comments

Filed under şarkı

Harfiyet/Hafriyat — Slavoj Žižek

Joyce bağlamında, Lacan onun (psik)analizi reddetmek için çok iyi bir nedeni olduğunu vurgulamıştı (zengin bir Amerikan patron Joyce’a finansal destek için analize girmesini şart koşmuştu); Joyce’un analize ihtiyacı yoktu çünkü o kendi sanatsal pratiğinde zaten analizin son anına tekabül eden öznel konuma ulaşmıştı, kutlanan harfiyet/hafriyat (letter/litter) kelime oyununda bu aşikardı – yani arzu nesnesinin dışkıya dönüşmesine, nesneyle düşlem-sonrası ilişkiye ulaşmıştı (bu formülü Jacques-Alain Miller’a borçluyum). Felsefe alanında Hegelci Mutlak Bilgi –belki de sadece Hegelci Mutlak Bilgi– bu aynı öznel konumu adlandırır, yani düşlemin katedilmesini, nesneyle düşlem-sonrası ilişkiyi, Öteki’ndeki eksikliğin tecrübe edilmesini adlandırır.

Slavoj Žižek 2005 Gerçeği Sorgulamak (Interrogating the Real)

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Not: Hafriyat “çöp” anlamına gelmiyor, “kazmak” anlamına geliyor, ama hafriyat atıklarını ve molozu çağrıştırdığı için buraya uygun.

1 Comment

Filed under çeviri

Marx’ın ve Stalin’in Hatası — Todd McGowan

Stalin’in evrensellik konusunda attığı yanlış adım o kadar kolay ayırt edilemez. Hitler’in aksine o tikel bir kimliğin savunucusu değildi, o yüzden onun hatasını bu şekilde açıklayamayız. Sorun daha ziyade Stalin’in evrensellik kavramının Marx’ın attığı hatalı temele dayanması ve ait olmayışı ortadan kaldırmayı amaçlamasıdır. Marx, evrensel aitliği proleter devrimin başaracağı bir hedefe dönüştürmekle, evrenselliğin doğasını yanlış tespit eder. Stalin, devrimi başlatarak herkesi (ait olmamayı tercih edenleri bile) yeni topluma dahil etme yeteneğine sahip olduğuna inanmakla bu yanlış kavrayışa katkı yapar. Marx’ın hatası dikkate alınırsa, Stalin’in suçları konusunda Marx’ı tamamen aklayamayız. Marx evrensellik kavrayışını Stalin’le paylaşır, gerçi Stalin bu kavrayışı Marx’ın asla kabul etmeyeceği cinai bir yöne götürmüştür.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Fransız Devrimi’nin Hatası: Ait Kılma Vaadi — Todd McGowan

Siyasal hareketler yolunu şaşırdığında, attıkları yanlış adımın siyasal olduğu kadar felsefi de olduğunu tespit edebiliriz çoğu kez. Bu hata evrensellikten tikelliğe doğru geri çekilmeyi içerebilir. Veya sahici evrenselliği alıp evrensel aitlik yapısına çevirmeye çalışmayı içerebilir. Ait kılma vaadi, evrenselliğe ve her türlü devrimci itkiye ihanettir. Ama çok az kişi bu ayartıyı reddedebilir.

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri

Kimliğe Karşı Evrensellik: Beauvoir ile Fanon — Todd McGowan

Todd McGowan’ın Evrensellik ve Kimlik Siyaseti kitabının giriş bölümünden bir kısım.

Marx’a göre özgürleştirici değişim proletaryanın evrenselliğinin tanınmasından gelir, proletarya devrimi sadece işçi sınıfını değil, tüm sınıfları özgürleştirir [1]. Kapitalist toplumda ötekilerle aramdaki evrensel bağı göremediğim sürece toplum beni kandırmış olur. Bir kimlikte ısrar ederek kapitalizme meydan okuma girişimleri kapitalizmin hakimiyetini çökertmeye yaramaz. Tikel kimlik, insanın kapitalist özne oluşunu sürdüren şeydir.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri