Category Archives: şey

Fol Melankoliden Kurtulmak: Kabuktaki Hayalet — Işık Barış Fidaner

(Metinde spoiler’lar var, o yüzden okumadan önce filmi izlemeniz iyi olur)

Not: Fol kelimesi false kelimesinin karşılığıdır. Bkz. “Çevirmenler, False’a Yanlış demeyelim, Fol diyelim”

Kabuktaki Hayalet (Ghost in the Shell, 2017) son yazdığım metinlerde tartıştığım birçok felsefî kavramı ele alan bir bilimkurgu filmi. Major Mira Killian adındaki bir siborg kadının öyküsünü anlatıyor. Major’ın biyolojik beynini Hanka Robotics sibernetik bir bedene yerleştirmiştir. Unvanının belirttiği “majör” askerî-politik amaçlar için hem yetkilendirilmiş hem de inşa edilmiştir. Ama bu unvanın anlamı film içinde değişir: Öyküde Major bir tür yetkilendirmeden bir başka tür yetkilendirmeye geçiş yapar.

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Simone de Beauvoir – İkinci Cinsiyet (2019)

Kitap Kokusu

İkinci dalga feminizmin kurucu metinlerinden olan ‘İkinci Cinsiyet’, yeni ve yetkin bir çeviriyle raflardaki yerini aldı.

Simone de Beauvoir’in ilk kez 1949’da yayımlanan kitabı, yayımlandığı günden başlayarak özellikle feminizm ve toplumsal cinsiyet alanlarında çalışanlar için bir başyapıt oldu.

Beauvoir, “ikinci cins” ve “öteki cins” kavramlarının ne ifade ettiğini ve dünya tarihinin ilk zamanlarından başlayarak kadınların nasıl öteki konumuna düşürüldüklerini gözler önüne seriyor.

Beauvoir’e göre, insan kadın olarak doğmaz, sonradan kadın olur; zira insanın dişisinin ya da erkeğinin toplum içindeki görünüşünü ya da konumunu belirleyen herhangi bir biyolojik, ruhsal ya da kalıtımsal temel yoktur.

Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir.

Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve…

View original post 78 more words

Leave a comment

Filed under şey

Kadının göstermelik yetkelenmesi ve toplumsal cinsiyet akışkanlığı, şirket kapitalizminin en son araçları – Slavoj Zizek

Dünyadan Çeviri

5 Kasım 2019

Kadınlar utanç duymaksızın bıyık bırakmalı mı? Erkekler ‘toksik’ olduğu için, erilliklerini terk mi etmeli? Filozof Slavoj Zizek, bunların tümünün, kapitalist efendilerin gerçek sorunları gizlemek ve iktidarda kalmak için kullandığı bir sis perdesinden ibaret olduğuna inanıyor.

Kadınlar için tıraş bıçağı üreten Billie, nesneleştirme karşıtı son mesajlarından birinde, Movember (İngilizce November ile moustache’ın birleşiminden türetilmiş ve Kasım’da düzenlenen yıllık ‘bıyık uzatma ayı’ etkinliğine işaret eden uydurma sözcük) ayına denk getirdiği bir reklamda, “kadınların da bıyıkları olduğunu” ve bıyık bırakmaktan utanmamaları gerektiğini ilan ediyor. Bu toplumsal cinsiyet (kimliği) eşitliği yönünde atılmış doğru bir adım gibi görünebilir – ama filozof Zizek, bunun, insanların mevcut statükoya daha somut yollardan meydan okumasını istemeyen büyük şirketler tarafından beslenen bir itki olduğuna inanıyor.

Aşağıda, bu konu üzerine görüşlerini daha derinlemesine ifade etmekte:


View original post 765 more words

Leave a comment

Filed under şey

Slavoj Zizek: Avrupalı solcular Kürtleri ABD’ye bel bağladı diye reddediyor. Bu mide bulandırıcı bir ihanet.

Dünyadan Çeviri

Geçtiğimiz on yıllarda, Kürtlerin kendi komünal yaşamlarını örgütleme kapasitesi neredeyse ideal deney koşullarında sınandı: etraflarındaki devletlerin çatışmaları dışında özgürce nefes alacak bir alan bulur bulmaz tüm dünyayı şaşırttılar.

Yüz yıldan fazla zaman önce, Karl May, Alman kahraman Kara Ben Nemsi’nin maceraları hakkında bir çoksatar yazdı: Through Wild Kurdistan. Hemen popüler olan bu kitap, orta Avrupa’da şöyle bir Kürdistan algısı yarattı: acımasız aşiret savaşlarının, nahifçe mertliğin ve mizah duygusunun ama aynı zamanda da batıl itikatların, ihanetin ve hiç bitmeyen zalim savaşların olduğu bir yer. Avrupa medeniyetindeki barbar Öteki’nin neredeyse bir karikatürü gibiydi bu algı.


View original post 688 more words

Leave a comment

Filed under şey

“İndirgemeci Cesur Yeni Dünya:” Andrea Dworkin’in Acı Verici Güncelliği

Dünyadan Çeviri

1987’de yayınlanan Intercourse, o güne kadarki en tartışma yaratan kitabı oldu. “Her cinsel ilişki tecavüzdür” şeklindeki gelenekselleşmiş özeti, analizini büyük ölçüde aşırı basitleştirmektedir. (Dworkin’in gerçek sözleri şöyle: “Toplumun tecavüz saydığı şey değildir ama, toplumun – kabul etmeye zorlandığında – tahakküm saydığı şeydir.” Kitabın 1995’teki ikinci baskısının önsözünde, üçüncü dalga feminizmin, “kadınların seksi ya sevdiği ya da sevmediği bu indirgemeci cesur yeni dünyası” olarak gördüğü şeyden, daha fazla nüans talep eder. Kendi acımasız sesinde, eylemi “işbirlikçiliğe” benzetse de, cinsel ilişki meselesine dair lügatin artmasını savunur, azalmasını değil. Daha sonraki bir özel baskıda, daha ılımlı bir vizyon sunar: “başka, daha derin, daha uzun ve belki de daha şehvetli bir sevişmenin parçası olarak, (varsayımsal) eşitlerin girdiği birçok cinsel eylemden biri olarak cinsel ilişki.” Onun daha tartışmalı ahkamlarını, bu önerme ile telafi edemez miyiz? Vizyonu o kadar mı iflah olmaz görünüyor?

WENDY VOGEL


View original post 3,795 more words

Leave a comment

Filed under şey

Andrea Dworkin (1946-2005)

Dünyadan Çeviri

“Kadın doğulmaz, kadın olunur. Bu oluş sürecinde, kadının insanlığı imha edilir. Şunun sembolü, bunun sembolü haline gelir: toprak ana, evrenin orospusu; ama asla kendisi olamaz çünkü bunu yapması ona yasaklanmıştır.”

“Sizden fuhuş yaptırılan, evsiz, dayak yiyen, tecavüz edilen, işkence edilen, öldürülen, tecavüz edilen ve sonra öldürülen, öldürülen ve sonra tecavüz edilenleri hatırlamanızı isteyeceğim; ve sizden fotoğraflananları, başına yukarıdakilerin herhangi biri veya tümü gelen ve bunlar olurken fotoğraflananları ve şimdi bu fotoğrafların özgür ülkelerimizde satılık olduğunu hatırlamanızı isteyeceğim. Başkalarının eğlencesi, başkalarının keyfi, başkalarının ifade özgürlüğü için incitilenleri; kar için, pezevenklerin ve girişimcilerin maddi çıkarı için incitilenleri hatırlamanızı istiyorum. Faili hatırlamanızı istiyorum ve sizden kurbanları hatırlamanızı isteyeceğim: sadece bugün değil, yarın ve ertesi gün de. Onları – failleri ve kurbanları – ne yaptığınıza, nasıl düşündüğünüze, nasıl hareket ettiğinize, neyi önemsediğinize, hayatınızın sizin için ne anlama geldiğine dahil etmenizi istiyorum.


View original post 1,950 more words

Leave a comment

Filed under şey

Žižek sonrası evren için Tanrı ve Doğa’yı yeniden tanımlamak — Işık Barış Fidaner

Öncelikle neden tanrı ve doğadan bahsedelim ve niye onları yeniden tanımlayalım? Žižek ve diğer kaynaklardan bildiğimiz gibi ne tanrı ne de doğa vardır, farklı nedenlerle ve farklı şekillerde de olsa. Žižek’e göre Hıristiyanlıkta tanrının kendisi kendi yokluğuna tanık olup bir ateist olur. Tanrı gibi doğa da varolmaz, ama daha radikal bir anlamda (kendi yokluğuna tanık bile olmaz). Tanrı ve doğanın ortak özelliği bazen bir büyük Öteki figürü işlevi görmeleridir, yani imleyenler olarak bilinçdışında etkide bulunsalar da tutarlı bir anlamda gerçekten varolmazlar. Peki “tanrı” ve “doğa” böyleyse, birer imleyen ise, neden onları imleyenler olarak yeniden tanımlamayalım? Buradaki derdim “tanrı” ve “doğa”yı dairesel olarak birbirlerine atıfla yeniden tanımlamaktır, öyle ki herhangi biri büyük Öteki rolü üstlenmeden anlam taşıyabilsinler.

Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Lüzum ve Keyfiyet — Işık Barış Fidaner

Žižek Lacan’ın üstben buyruğu “Keyif al!”dan sıklıkla söz eder, ama hiçbir zaman ondaki paradoksu çözmez. “Keyif al!” paradoksal bir buyruktur çünkü keyif tanımı gereği amaçsızdır ama üstben buyruğu ona bir lüzum (mecburiyet, görev) biçimi verir, amaçlılığın biçimini verir. Eğer Žižek’in dediği gibi keyif psikanalizin tanıdığı tek töz ise, o zaman bu lüzum nereden gelir? Bu lüzum nedir ve keyf(iyet)imizi nasıl örgütler?

Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Sol ayak sürümeye devam ederken neo-faşizm yaklaşıyor – Yanis Varoufakis

Dünyadan Çeviri

Bizi solu bölmekle suçlayan yoldaşlara mesajımız açık: seçimlere girmemizin tek sebebi, bir değişim programı üzerinde anlaşamayacak kadar bölünmüş olmanız. Kendi başımıza seçime girerek, yollarımızın, Avrupalıların günümüzün postmodern 1930’larını sona erdirebilecek kadar geniş kitleler halinde benimseyebileceği ortak bir programda birleşmesinin zeminini hazırlamayı umuyoruz.

Kaynak: The Independent

25 Mayıs 2019

Üç yıldan fazla zaman önce, 9 Şubat 2016’da, bin kadarımız Berlin şehir merkezinde, ilerici tiyatro oyunları sergilemek için bizzat işçiler tarafından inşa edilmiş muazzam bir tiyatroda bir araya geldik. O gece, DiEM25 veya Avrupa’da Demokrasi Hareketi 2025 (Democracy in Europe Movement 2025) adı altında Avrupacı, ulusötesi, ilerici, demokratik bir hareket kurduk.


View original post 690 more words

Leave a comment

Filed under şey

Slavoj Zizek: Game of Thrones politik kadın ve devrim korkumuza oynadı

Dünyadan Çeviri

Game of Thrones’un final sezonu o kadar tepki topladı ki, tüm sezonun iptal edilip baştan çekilmesi talebiyle, neredeyse 1 milyon öfkeli izleyicinin imza verdiği bir kampanya başlatıldı. Tek başına ne kadar ateşli yürütüldüğü bile, tartışmanın ciddi ideolojik yönler içerdiğini gösteriyor.

Final sezonuna tepkiler
birkaç noktada yoğunlaşıyor: kötü senaryo (diziyi hızla
bitirme baskısı, anlatının karmaşıklığını basitleştirmeyi
getirdi), kötü psikoloji (Daenerys’in ‘Deli Kraliçe’ye dönüşümü
karakterinin evrimine uymuyordu) vs. vs.

Tartışmadaki birkaç zekice sesten biri ise, memnuniyetsizliğin kaynağının dizinin kötü finali değil, final yapmasının kendisi olduğunu not eden yazar Stephen King idi. Dizilerin prensipte sonsuza dek devam edebildiği çağımızda, anlatının sona ermesi fikri katlanılmaz geliyor.


View original post 656 more words

Leave a comment

Filed under şey