Category Archives: şey

Kainatın Ufkunu Kaplayan Gürültü: Yadigar Südur — Işık Barış Fidaner

Kozmologlar kainatın günümüzden ondört milyar yıl önce Büyük Patlama ile başladığını kabul ederler. İlk başta fokur fokur kaynayan evren zamanla genişledikçe soğumuştur.

Büyük Patlama’dan dörtyüzbin yıl sonraki döneme Bileşimlenme Çağı (epoch of recombination) denir. Bu dönemde pozitif yüklü protonlar ile negatif yüklü elektronlar bileşerek ilk yüksüz hidrojen atomlarını oluşturmuşlardır. O günkü bileşim olayları sonucunda beliren fotonlar evren genişledikçe kızıllaşarak (dalga boyları uzayarak) günümüze dek ulaşmıştır. Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Duvar Kapı Duvar: Sanal Ağanın Çökmesi ve “Sahip Çıkmak” — Işık Barış Fidaner

Gazete Duvar hadisesine yakından bakalım: Bir yanda saygın bir gazeteci “ben bu oyundan çıkıyorum” diyor ve peşinden birçok gazeteci oyunu terk ediyor, öbür yanda gazetenin resmi sahibi “yeni atılımlarla oyuna devam edeceğiz” diyor. Peki yeni “atılım”larla Duvar’dan atılan şey tam olarak nedir? Herkes bu soruyu soruyor ama Duvar kapı duvar. Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Sıfırtı, İlksel Sütur, İlksel Südur — Işık Barış Fidaner

Žižek Schelling’in fikirlerini işlediği Bölünemez Kalan (1996) kitabında Tanrı’nın üç evresini sayar:
0) Hiçbir şey istemeyen kendinden memnun irade: Saf özgürlük
1) Hiçliği isteyerek gerçelleşen irade: Kasılma
2) Bir şey isteyerek olumlayan irade: Genişleme

Sıfırıncı evre düşlemseldir: Hiçbir şey istemeyen Tanrı boşluk bile olmayan bir yersizlikte süzüldüğünü hayal eder. Sıfırdan bire geçiş varoluşu başlatan Büyük Patlama’dır: Hiçliği isteyen Tanrı yerle bir olup gerçelliğin mutlak zeminini teşkil eder [1]. Birden ikiye geçiş ise soyut varoluşu somutlaştıran bir yayılımdır: Bir şey isteyen Tanrı genişleyip somutlaşmaya kalkışır ama içinden çıktığı soyut kasılmanın etkisinden kendini kurtaramaz. Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Etkileşim Borcu ve Tepkileşim — Işık Barış Fidaner

Dijital bulutta yaşadığımız olumlu karşılaşmalara “etkileşim” adını veririz. Bu simgesel alışverişlerin sınırlarını çizen olumsuz karşılaşmalara da “tepkileşim” diyelim. Tepkileşim simgesel etkileşimin sınırlarını çizen gerçek boyutu oluşturur.

Simgesel borç sosyal medyada “etkileşim borcu” şekline bürünür. Sosyal medyanın yapıtaşı “beğendim” simgesi olduğu için etkileşim borcunun en basit şekli “beğenme” borcudur. Beğenme borcu bir iktidar aracıdır, çünkü beğenme borcunu ödemek “zıpla denince zıplamak” demektir, bu da iktidarın tanımıdır. Continue reading

Leave a comment

Filed under şey

Gerçek ayakasızdır: Hayırdır ne ayaka? — Işık Barış Fidaner

Sahilik kaygısı yanılgı sezgisidir, tökezleme simülasyonu gibidir [1]. Yürürken bir muz kabuğu görürsünüz ve eğer yoldan sapmazsanız yere düşeceğinizin farkına varırsınız. Bu farkındalık henüz düşme korkusu değildir ama düşme korkusunu tetikleyebilir. Bu ikincisi yanılma korkusudur, yani doğruluk endişesidir.

Sahilik kaygısı doğruluk endişesine dönüştüğü zaman “Sahiden düşer miyim?” sorusunun yerini “Doğru yürüyor muyum?” sorusu alır, basit sezgisel farkındalık yerine bilinci kaplayan bir takıntı oluşur. Bu geçişin düşünme eylemine tercümesi şöyledir: “Sahiden yanılır mıyım?” → “Doğru düşünüyor muyum?” Bu ara noktayı bir sözle işaretleyelim:

Hayırdır ne ayaka? Continue reading

1 Comment

Filed under şey

Sütur-Südur ve Yürümenin Evreleri — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Tepkisel Sütur ve Tepkisel Südur)

images

Sütur ve süduru yürümenin evrelerine benzetebiliriz. Sütur bir ayağını öne koymadır, südur ise öbür ayağını ileriye savurmadır. Biyomekanikte bu ikisine basma/duruş fazı ve salınım/savurma fazı adları verilir [1]. Ayaklarınız uzamsal ortamda yürümenizi sağlar, sütur ve südur ise bileşimsel ortamda yürümenizi sağlar [2]. Böylece Lacan’ın Chomsky’ye neden “Ben beynimle düşünmem ayaklarımla düşünürüm” dediği de anlaşılmış olur [3]. Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Tepkisel Sütur ve Tepkisel Südur — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Sütur ve Südur: Basit ve Diyalektik)

Önceki yazıda sütur ve südurun iki temel halini inceledik: Basit hal karşıt etkeni bastırır veya inkar eder, diyalektik hal ise karşıt etken ile barışır. Bu yazıda üçüncü hali ele alacağız: Tepkisel hal, basit ve diyalektik hallerin uyumsuz ara halidir; karşıt etken inkar edilemeyecek kadar büyüdüğü için çatışma çıkar veya düşmanlaşma olur ama henüz barışma sağlanamaz. Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Sütur ve Südur: Basit ve Diyalektik — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Sütur-Südur Döngüsü ve İdeoloji)
sudur2

sudur

Sütur ve südur dinamik döngüde ilk başta basit halde belirir, daha sonra diyalektik halde belirir. Bu da toplamda dört terim eder:
1) Basit sütur
2) Basit südur
3) Diyalektik sütur
4) Diyalektik südur
Bunları tek tek ele alalım. Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Sütur-Südur Döngüsü ve İdeoloji — Işık Barış Fidaner

(öncesi: Sütur ve Südur)

sudur2

sudur

Sütur ve südur arasında dinamik ve döngüsel bir ilişki vardır, aşağıdaki dört adımdan geçip başa döner:
1) Sütur
2) Südur
3) Karşı-sütur
4) Karşı-südur

Continue reading

3 Comments

Filed under şey

Sütur ve Südur — Işık Barış Fidaner

Sütur dikişlemedir. Birine veya bir şeye isim vermek süturdur. Sütur edilen şeyin ismiyle cismi dikişlenerek birbirine tutturulur. Süturun simgesel yanı nesnenin adıdır, gerçek yanı nesnenin kendisidir [1].

Südur ise yayılımdır, neşirdir. Südurun ilk anlamı fiziki yayılmadır. Işığın çevreyi aydınlatması, elektromanyetik dalganın ortama yayılması, nükleer radyasyon, atmosfere karbondioksit neşredilmesi fiziki südur örnekleridir.

Continue reading

2 Comments

Filed under şey