Monthly Archives: February 2016

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (4) — John Sallis

(3)

Mantık disiplinindeki geleneksel yönergeleri izleyerek rüya işindeki mantığı belirlemeye kalkışabiliriz. Bu yönergeler konuşma ve muhakemeye dikkat etmeye çağırır; zira mantık disiplinine konu alınmış biçimler konuşma ve muhakemede somut halde bulunurlar. Mantık, konuşma ve muhakemeyi yöneten ideal yasaların nihai belirleyeni olsa bile, keşfedilmesi sırasında bu öncelik tersine çevrilecektir. Peki rüya işinde icra edilen konuşma ve muhakeme nasıl ele alınacaktır? Bunlar rüya işindeki mantığa erişmemizi sağlarlar mı?

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, makale

Kumadam bey — Blind Guardian

Kumadam bey bana bir rüya getir
En şirini olsun gördüklerimin
Yoncalı güller gibi dudakları olsun
Sonra söyle ona yalnız geceler bitiyor

Kumadam bey çok yalnızım
Benim olacak kimsem yok
Lütfen yolla şu büyülü ışınını
Kumadam bey bana bir rüya getir

Kumadam bey bana bir rüya getir
En şirini olsun gördüklerimin
Söyle bilsin serseri değilim
Sonra söyle ona yalnız geceler bitiyor

Kumadam bey çok yalnızım
Benim olacak kimsem yok
Lütfen yolla şu büyülü ışınını
Kumadam bey bana bir rüya getir

Kumadam bey bize bir rüya getir
Parlasın gözü gel buraya der gibi
Kırık kalbi olsun Palyaçolar gibi
Saçı az dalgalı olsun Liberace gibi

Kumadam bey tutunacak birisi
Pek tatlı olurdu fazla yaşlanmadan
Yani lütfen yolla şu büyülü ışınını
Kumadam bey getir bize
Lütfen lütfen lütfen
Kumadam bey
Bize bir rüya getir

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Ayna ayna — Blind Guardian

Adanın ötesinde çok daha uzakta
Alacakaranlık gölgelere sığındık
Usandıran berbat günlerde
Sonu gelmez acı ve kederle

Bilinmez durur
Benim ülkem
Gizli bir kapı bizi
Karanlığın çöküşünden kurtaracak
Suların hakimi söyledi
Sessizlikte
Bilgece sözleri
Gördüm hepsinin bitişini
Dikkat edin fırtına yaklaşır

Ayna ayna asılı duvarda
Asıl umut bu sahili aşınca
Lanetliler görmez misiniz
Rüzgarın yönü değişecek
Ayna ayna asılı duvarda
Asıl umut bu sahili aşınca
Lanetliler görmez misiniz
Yarınlar çılgınlık getirecek

Bilgeliği gitmiş
Binlerce yılın
Dünya yangın ve zincir ve korku içinde
İşte beni buraya getirir
Derinlerde yatan sırrımı
İyi muhafaza etmeliyim

Tek başlarına mı bırakayım dostlarımı
Alacakaranlık salonumda saklanıp
Bilirim ki dünya yangında kaybolmuş
Eminim ki hiçbir yolu yok
Dönmenin eski günlere
Neşeli ve şen kahkahalara
Çorak topraklarda kaybolduk
Kabaran alevlere yakalandık
Tek başımıza
Bu kayıp yolu nasıl terk edelim
Zaman azalıyor beni takip edin
Önderin görevi açık ve net
Karanlıktan çıkaran patikayı bulmak

Ayna ayna asılı duvarda
Asıl umut bu sahili aşınca
Lanetliler görmez misiniz
Rüzgarın yönü değişecek
Ayna ayna asılı duvarda
Asıl umut bu sahili aşınca
Lanetliler görmez misiniz
Rüzgarın yönü değişecek

Aslında
Fırtına duruldu
Ama acı son
Artık an meselesi

Ejderhaya karşı çıkalım mı
Acımasızca zehirler kalplerimizi
Kalplerimizi

Bu kayıp yolu nasıl terk edelim
Zaman azalıyor beni takip edin
Önderin görevi açık ve net
Karanlıktan çıkaran patikayı bulmak

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Göçmen Şarkısı — Led Zeppelin

Aaa..! Aaa..!

Geliriz buz ve kar ülkesinden
Kaynar sular akan geceyarısı güneşinden

Tanrıların çekici
Gemilerimizi sürsün yeni ülkelere
Şarkılarla bağırarak sürüyle savaşalım
Valhalla ben geliyorum

Süpürürüz harman döver kürekler
Batı sahili olsun tek hedefimiz

Aaa..! Aaa..!

Geliriz buz ve kar ülkesinden
Kaynar sular çıkan geceyarısı güneşinden

Ne uysal tarlanız ne yeşil
Fısıldar kanlı öyküleri
Savaş akımlarını yatıştırmamızı
Biz olduk Üstşefiniz

Süpürürüz harman döver kürekler
Batı sahili olsun tek hedefimiz

Yani durup şimdi yıkıntınızı baştan inşa etmeniz iyi olacak
Zira barış ve güven egemen olabilir bütün yenilginize rağmen

Continue reading

1 Comment

Filed under çeviri, şarkı

Fol bilinç — Friedrich Engels

İdeoloji, düşünür denen kişinin bilinçle gerçekleştirdiği bir süreçtir aslında, ama fol bir bilinçle. Onu sevk eden gerçek güdüler ona bilinmez kalır, yoksa bu hiç de ideolojik bir süreç olmamış olurdu. İşte o böylece fol ya da görünüşte kalan güdülerin hayalini kurar. Bu bir düşünce süreci olduğu için, düşünür bu sürecin hem biçimini hem de içeriğini arı düşünceden türetir, ya kendi arı düşüncesinden ya da öncüllerinin arı düşüncesinden. Üstüne çalıştığı salt düşünce maddesini, inceleme yapmaksızın, düşünceden üremiştir diye kabul eder, daha uzakta düşünceden bağımsız bir sürecin peşine düşmez; bu maddenin kaynağı aslında ona aşikar gözükür, çünkü her eylemin düşünce ortamı yoluyla üremiş olması gibi ona göre bu madde de nihayetinde düşünceyi temel almış gibidir. Tarihle uğraşan ideolog (tarihle burada kastedilen, doğadan ayrıca topluma da ait – politik, yargısal, felsefi, teolojik – tüm çeperlerden ibarettir), demek ki tarihle uğraşan ideologun tüm bilim çeperlerinde sahip olduğu madde, önceki nesillerin düşüncesinden bağımsız olarak kendi biçimini almış bir maddedir, birbirini izleyen bu nesillerin beyinlerinde bağımsız bir dizi gelişmeyi başından geçirmiş bir maddedir. Doğrudur, kendi çeperinden veya diğer çeperlerden gelen dış olgular bir araya gelerek bu gelişme üzerine belirleyici bir nüfuz uygulamış olabilirler, ama dile getirilmeyen önvarsayım, bizzat bu olguların da bir düşünce sürecinin meyvelerinden ibaret olduğunu söyler, yani biz gene, en zorlu olguları başarıyla sindirmiş olan bu arı düşüncenin diyarı dahilinde kalmış oluruz.

Franz Mehring’e mektuptan, 14 Temmuz 1893, Londra, marxists.org

1 Comment

Filed under çeviri

Harf Devrimi — Nekropsi

Ateşe tapan bir kimseden satın alınan bir inek
Yeni sahibine kendisini sağdırmazsa
Yeni sahibi ateşe tapanların kılığına girebilir
— Bravo yaşayın hoca efendi!

Ne oluyor ne demekmiş bu?
Açıklayınız!

Gelmekte olan devrim halka
Yavaş yavaş sevdiriliyordu

Giderek dil devrimine
Düşünce devrimine dönüşecek
Harf devrimi

Efendiler!
İnek çağdaş uygarlıktır!

Genç beyinleri
İflas etmiş
Çağdışı kalmış bir düşüncenin
Etkisinden kurtarmak

Kötüsü gider
İyisi gelir

Ünlülerce zengin:
A E O Ö U Ü I İ

İnanılmayacak şey gerçekleşiyor

O tok sesleri Mısır’daki
Sağır sultan bile işitir
Başka bir sese kulak verin

Continue reading

1 Comment

Filed under şarkı

Alıntı çok kötü çevrilmiş #KüçükPanteon

Yayıncının çevirmene “alıntı çok kötü çevrilmiş” dediği günün akşamında
Eğer çevirmen ödemenin ne zaman yapılacağını sorarsa
Küfür etmiş sayılır
Ve yayıncıya ağbi demesi gerektiği hatırlatılır.

Ayrıca bunun yayıncının samimiyete güvenmesinin gereği olduğu
Ve bu halin aceleden kaynaklandığı söylenir

küfür etmenin kolay yolu bu olsa gerek … bunun cevabı ‘abi orijinalde durum böyle’ olabilirdi

Fakat tarihinin özü tam olarak buydu taşlarımızı fırlattığımız boşluk atıfsallığın noksanlığı yoklayan gece noksan anlamın Şiddeti kaldırım taşlarından kazıp çıkarılmış ve bütün kurumların ötesine doğru savurulmuş bir soru. Olumsuzluk onu bastıran veya temsil eden şeye meydan okur. Jesti sayesinde politik cennetin sofu söylemi, bugün ya da yarın, değersizce çöker. Onlar bunu görmediler. Başlayan şeyin gerekli bir süreç sayesinde başka bir rejim veya sisteme götüren kriz olmadığını. Arzulanan başkasının kapitalizmin başkası olamayacağını çünkü kapitalizmin özü itibariyle başkasını kendi içinde taşıdığını ve bu nedenle sağlığını geri kazanabileceğini Açıkça arzulanan ve arzulanacak olan başkasının ait olduğu tarihöncesinde zincire vurulmuş bir çığlık yazılmış statüsüne düşürülmüş meyhane imgeler teselli müzik icat yasaklı veya patentli oyun ikiye kırılmış iş ve eğlence bilgi kesilmiş bilimde aşk sekste Ve toplum açık gözü orta yerde Yunan gözü politikaları bunu kumla doldurmakla meşgul Duyurulmuş olan tarihin başlangıcıdır gözün açılması Görmeyi reddediyorlar.

#KüçükPanteon, sayfa 110, Désirévolution (Lyotard)

Kitap matbaaya gönderildi ve Ankara katliamı oldu.

Savaş değil kabus işi yapılıyor (Freudcu rüya işinin bir türü olarak). Yani her kesimden derlenip toplanan çeşitli kabus düşünceleri kabus içeriklerine çevrilerek ortak bir kabus altında bir araya getiriliyor.

“Hesap vereceksiniz” değil. Kabusunuzdan kurtulacaksınız. Üstünüze çöken bu kabusu çözdüreceksiniz. Kabusunuzun keyfini çıkarmayacaksınız.

IBF

>>> Rüya işinde mantık ve mantıkdışı — John Sallis <<<

Leave a comment

Filed under şey

Pino Berker

Yersiz Şeyler’de yayınlanan çevirilerin yayılmasında önemli rol oynamış olan ~Pino Berker~ mikroblog adresinin takip edilmesini herkese ve herkese tavsiye ederiz.

>>> @pinoberker <<<

pino.jpg

Continue reading

2 Comments

Filed under şey

Tuhaf Déjà Vu — Dream Theater

Bilinçaltı tuhaf hissiyat
Bilinçdışı rahatlama
Ne hoş bir kabus
Yine orada olmak isterim

Her gözümü kırptığımda
Beni çarpan bir sürpriz daha
Bambaşka bir hayat bekler
Bitmemiş bölümler geçer

Artık yaklaştı – Yavaşça ortaya çıkar
Ulaştım – Kör eden güneş ışınları vurur

Beni kendine çeken bir ev
Çevre tanıdık, yeni bir şey yok
Oraya götüren patika
Havaya dadanmış soğuk

Merdivenleri çıkınca bir oda
Her gece oraya çekiliyorum
Aynada görünen kız
Yüzü giderek netleşiyor
Söyler misin çocuk burada ne işim var?

Gözlerinde – hiç anlatılmamış öyküsü sezilir
Kamuflajın ardında – Yırtılan bir şey var canında

Bu gece arıyordum
İçimde derindeki hissi
Bu gece arıyordum
Kimsenin bilmediğini
Kurtulmaya çalışarak

Elimde değil ki
Aklımı kaçırır gibi oluyorum
Kalbimi ikiye yırtıyor
Uyuyanın bildiğini sandığı ben değilim

Tekrar ayaktayım
Gözlerim gerçek dünyaya açık
Metropolis etrafımı sarar
Ayna kızı parçalamış

Neden bu öbür hayat
Bana her gün dadanıyor
Kırıp geçmiştim öbür yüzüne
Yolunu bulmuş olsam

Korkunç tanıdık bir şey var
Bu hissi üstümden atmak zor
O öbür dünyada yaşamış mıydım?
Bu bağı kurmaya yazgılıyım

Hala arıyorum ama bilmem niçin
Akıl kapımın kayıp anahtarını bulmak için

Bugün onu arıyorum
Üstümden gitmeyecek bu his
Bugün onu arıyorum
Bir tek benim bildiğimi
Kurtulmaya çalışarak

Elimde değil ki
Aklımı kaçırır gibi oluyorum
Kalbimi ikiye yırtıyor
Hep bildiğimi sandığım ben değilim

Elimde değil ki
Aklımı kaçırır gibi oluyorum
Tekinsiz, tuhaf Déjà Vu
Ama dert değil — Umarım bulurum hakikati

Continue reading

2 Comments

Filed under çeviri, şarkı

Rüya işinde mantık ve mantıkdışı (3) — John Sallis

(2)

İkincil revizyonun rüya işinin mantığını kurduğunu söyletecek nedenler vardır. Ama o halde eklemek gereklidir ki bu mantık, rüya işine özgü olan mantık –o mantık her neyse, öyle bir mantık varsa– değildir, rüya işinin ürettiği, yani (diğer) üç momentinin ürettiği çevirideki absürtlük ve tutarsızlığı saklamaya yarayan bir mantıktır. Bu mantık olsa olsa rüya işindeki momentlerden birisine ait sayılabilir, sonradan aslında rüya işinin parçası olmadığı söylenecek bir momente ait sayılabilir. Rüya işindeki bu mantık tam olarak rüya işindeki mantıkdışılığı saklamaya yarar.

Continue reading

3 Comments

Filed under çeviri, makale